17 Kasım - Türk Kolordusu, Makedonya Cephesine geldi.14 avril : L'Afrikakorps atteint la frontière égyptienne.
Arka cepheye değil, savaş alanına gitmeye hazırlanıyordu.Nous ne nous dirigions pas vers une zone de guerre.
Cephenin sol kesiminin 19. Alay’la takviye edilip tutulması olanağı yoktur.Dans le coin supérieur droit, elle porte l'inscription 19.
Halk cephesi birliği oluşturuldu.Un comité mixte de l’Alliance fut formé.
Her iki taraf da gün boyu cephedeki kuvvetlerini takviye etmiştir.Il est contraint de répartir ses forces uniformément sur toute la longueur du front.
Bu sundurmanın izleri hala batı cephesinde görülebilmektedir.Des traces sont toujours visibles sur le mur sud.
15 Şubat - İtalya Cephesi’nde Monte Cassino Manastırı’na yönelik Müttefik bombardımanı başladı.15 février : bombardement de l'abbaye de Monte Cassino par les Alliés.
Savaş cephesi 50 kilometrelik bir genişlik tutuyordu.La longueur totale de cette nouvelle ligne de défense était de 50 km environ.
Suriye ve Irak cephelerinde savaşmıştır.Une guerre à l'extérieur en Syrie et en Irak.
Arıburnu Cephesi’ndeki durum, 9. Tümen’in geri bağlantısını kesebilecek derecede kritik bir durumdu.Il y a un aspect naïf que l'on retrouvera jusqu'à la planche 9.
Cephe gerisinde dahi güvenli bir bölge kalmamıştır.Il ne reste au mur de fond aucune baie ancienne.
Aynı durum birleşik cepheler için de geçerlidir.La même chose arriva pour les circuits intégrés.
Rus İç Savaşı (Batı Cephesi).Pendant la guerre civile russe.
İki Davud yıldızı binanın ön dış cephesine yerleştirildi.Deux étoiles de David se retrouvent sur la porte d'entrée faite de métal ajouré.
1958 yılında "Mavi Tümen: Doğu Cephesi İspanyol Gönüllüleri" isminde anılarını yayınladı.En 1858, il publie une brochure en français, intitulée « Les Slaves occidentaux ».
Hazırlıksız yakalanan savunmacılar cephe oluşturamadı.Les ouvriers qualifiés ne sont pas envoyés sur le front.
Tedavisi biter bitmez yeniden cepheye döndü.Guéri, il remonte au front.
Moskova savunmasında üç Sovyet Cephesi yer almıştır.Trente cargos soviétiques sont en route.
Mozambik: Mozambik Kurtuluş Cephesi 25 Haziran 1975'ten beri iktidardadır.Le Mozambique devient indépendant le 25 juin 1975.
AUH’nin Filistinli kanadı 1967 yılında Filistin Halk Kurtuluş Cephesi olur.L'aile palestinienne du MNA devient en 1967 le Front populaire de libération de la Palestine (FPLP).
Cephe taarruzu tüm gün sürmüştür.Le linge devait bouillir toute la journée.
Huearta üç cephede savaşmak zorundayken düşmanları sadece kendi önlerine odaklanmaktadır.On rapporte que seul en face de trois adversaires, il sut faire front partout.
Cephe kuvvetleri, STAVKA ihtiyatı olan 2. Muhafız Ordusu ve 51. Ordu tarafından takviye edildi.Mais devant la menace, la 2e Armée de la Garde est envoyée en renfort de la 51e Armée soviétique.
Mu Cephei yıldızı, Hershel'ın Lal Taşı Yıldızı olarak da bilinmektedir.L'étoile Mu Cephei est aussi appelée l'étoile Grenat de Herschel ; il a le premier remarqué sa couleur.
Kolçak başka cephelerden de sıkıştırılmaktadır.Louchart est pendu par d'autres ligueurs.
Böylece Doğu Cephesi kapanmış oldu.L’aile Ouest est ainsi achevée.
Batı Cephesindeki çatışmalarda ciddi bir biçimde birkaç kez yaralandı ve % 25 olarak özürlü oldu.Il y est sérieusement blessé à plusieurs reprises (reconnu handicapé à 25 %).
Batı cephesi uzun ve yıpratıcı bir savaşa sahne oldu.L'opinion commençait à gronder contre cette guerre interminable et ruineuse.
Yine de hesaba katılmalıdır ki düşman Merkez Ordular Grubu cephesinde toplanma yeteneğine de sahip olacaktır.Il veut aussi qu'il rencontre quelques officiers au Centre de recrutement.
İslami Cephe, Suriye'nin güneyinde ise özellikle Şam bölgesinde çatışmalara dahil olmaktadır.L'islam est présent surtout au sud, parmi les Tatars.
Cephesoinde üç dikkati çeker Gotik stilde giriş vardır.Six portes moulurées, de style gothique tardif, donnent accès à l'intérieur.
Palm Adalarının dış cephesi bir kayalardan oluşturulan hilal şeklinde bir dalgakıran ile çevrilidir.La face extérieure du dôme est construite avec une seule poutre circulaire.
Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldı.Sa mère est envoyée au front.
Ön kapı, batı cephesinin sol yanında, tahta sundurmanın üzerindedir.La porte d'entrée se trouve sur le côté gauche de la façade ouest, en haut d'un perron en bois.
Doğu cephesinde savaşı kaybettiler.Perdieron la guerra en el frente del Este.
Bizi bu sene Kursk'a saldırmaya, dahası Doğu Cephesi'nde saldırıya geçmeye zorlayan sebep nedir?."¿Cuál es la razón por la que nos obliga a atacar este año en Kursk, o incluso más, en el Frente Oriental?
John Goodricke, Delta Cephei ve Beta Lyrae'yı keşfetti.John Goodricke descubrió Delta Cephei y Beta Lyrae.
Dubček, Presidyum partisi, Ulusal Cephe ve kabine bu manifestoyu kınadı.Dubček, el Presídium del partido, el Frente Nacional, y el gabinete denunciaron este manifiesto.
Brunelleschi'nin yapının ön cephesi asla inşa edilmedi ve boş bırakıldı.La fachada de Brunelleschi nunca fue realizada y se dejó en blanco.
Almanlar Doğu Cephesi'nde, Macaristan'daki Balaton Gölü alanının yakınında saldırılar başlattı.Los alemanes lanzaron ataques en Hungría cerca del área del lago Balatón en el frente oriental.
Batı cephelerinde yıllar boyunca savaştı.Luchó en la costa oeste durante varios años.
Savaş sırasında, Ganiyeva cepheden 16 kez geçilen bir telsiz operatörü ve casustu.Durante la guerra, Ganiyeva fue una operadora de radio y espía que cruzó la línea del frente 16 veces.
Atış noktalarının yoğunluğu cephe hattının her kilometresinde 6 ya da 7 adede ulaşmaktadır.La densidad de los puestos de tiro podía alcanzar el número de seis o siete por kilómetro de línea de frente.
Daima cephede olmak isterler.Siempre permanece en primera línea.
StuG IV modeli özellikle Batı Cephesi'nde çok önemli bir tank imha aracı olmuştur.El StuG IV llegó a ser conocido como un cazacarros muy eficaz, especialmente en el Frente Oriental.
Ratzeburg'un 9'u Batı Cephesinde görev yaptı.9 de Ratzeburg, sirviendo en el frente occidental.
30 Temmuz'dan sonra 11. Ordu Bryansk Cephesi'nin emrine girmiş ve Kursk Muharebesi'nde savaşmıştır.Desde el 30 de julio el 11.º ejército se incorporó al Frente de Bryansk, y luchó en la Batalla de Kursk.
Mayıs 1942'de, Balck Doğu Cephesi'ne gitti ve Ukrayna ve Güney Rusya'da 11.Panzer Tümenine komuta etti.En mayo de 1942 es destinado al Frente del Este y manda la 11.ª División Panzer en Ucrania.
Mareşal Rokossovski'in 2. Beyaz Rusya Cephesi Berlin'in kuzeyinden kendi taarruzunu başlattı.El 2do Frente bielorruso de Rokossovsky comenzó su ofensiva hacia el norte de Berlín.
Binanın cephesi Venturi'ye göre, 18'inci yüzyıla ait sembolik bir ev resmidir.La fachada es, según Venturi, una imagen simbólica de una casa, mirando hacia atrás al siglo XVIII.
1. Ukrayna Cephesi hedeflerinin ikinci evresi oldukça karmaşıktı.La tarea del 1.º Frente del Lejano Oriente era más compleja.
Hem deniz kıyısı, hem de denizi cepheden gören kısmıyla yaşamaya elverişli bir mahalledir.Admirándolas tan sólo, de la misma manera con la que se mira al mar.
1938/39 yıllarında Klagenfurt’da mecburi askerlik hizmetini yaparken Kuzey Denizi Cephesine gönderildi.En los años 1938/39 hizo el servicio militar en Klagenfurt.
Bu yüzden gerek Cephe Komutanlığı, gerek Üst Komutanlık, sınırlı bir taarruz olduğu izlenimine kapılmıştır.Así adquirió fama de ser un comandante bajo, es decir, de baja categoría.
139 modeli ise en çok Doğu Cephesi ve bazılarıda Tunusda kullanıldı.139 siendo utilizado principalmente en el Frente Oriental, aunque algunos también lucharon en Túnez.
Malinovsky 1944 yılı Mayıs ayında 2. Ukrayna Cephesi komutasını alır.En mayo de 1944, Malinovski fue transferido al 2.º Frente Ucraniano.
Şubat 1945 tarihinde hala 350 Ausf M cephelerde görev yapmaktaydı.En febrero de 1945 unos 350 Ausf.
M718A1 – Ön cephe cankurtaran modeli.M718A1 - Versión ambulancia.
Bu sırada Bosna 1463-1479 Osmanlı-Venedik Savaşı'nın ön cephelerinden biriydi.Esto fue seguido por la Guerra otomano-veneciana de 1463-1479.
Bu karar, Anafartalar ve Arıburnu Cepheleri içindir.Caiga la vergüenza y el oprobio sobre ellos.