Kurbanın cebinde bir avuç çavdar bulunur.En offerkälla finns i socknen.
Akli siyasetin diğer bir şeklinde ise devlet yönetimi şiddet ve cebire dayanır.I samarbete med andra polisiära organ upprätthålla allmän ordning och säkerhet.
Wood'un verdiği kanıtın aynı zamanda cebirsel bir açığı vardı.Kapitlet behandlar när även Bosse hade en lös tand.
Genellikle onu pantolonunun cebinde taşır.Pungen förvarades ofta i fickan.
Yani f ∗ {\displaystyle f_{*}} bir cebirsel eşyapı olur.Låt F {\displaystyle {\mathcal {F}}} vara en testmängdfamilij.
Ferrari'den Michael Schumacher ise ikinci cebin sahibi oldu.Michael Schumacher skriver på för Ferrari.
Ferrari'den diğer bir pilot Rubens Barrichello ise ikinci cebin sahibi oldu.Stallkamraten Rubens Barrichello hade problem och kraschade.
S parametreleri kolaylıkla matris formunda yazılabilir ve üzerinde matris cebiri kuralları uygulanabilir.Matrisernas explicita form kan väljas fritt så länge de uppfyller ovanstående antikommutationsregel.
Red Bull-Renault'dan Sebastian Vettel ise ikinci cebin sahibi oldu.Mark Webber i Red Bull-Renault tog tredjeplatsen.
Ron onu hep cebinde tutar.Зілля завжди носяться в рюкзаку.
Cebir Günlüğünün bulucusu olan Higman aynı zamanda onun 1964'ten 1984’e kadar editörüydü.Заснував Журнал Алгебри (англ. Journal of Algebra) та був його редактором з 1964 до 1984 року.
Sonsuz derecede küçük gauge dönüşümleri Lie cebirini oluşturur.Поступово великий кобзар іде у забуття.
Ve yine aslında Lie cebri doğrusal cebir(yani lineer cebir)dir.Борошно є також своєрідною пожертвою для дрібних створінь (мурах, птахів).
Genellikle onu pantolonunun cebinde taşır.Частіше всього носили її в мішках на плечах.
Düzenli olarak buluştular, cebir ve topolojinin ortaklıkları üzerine tartıştılar.Вони регулярно зустрічалися і насолоджувалися дискусіями про зв'язки алгебри і топології.
Gömlek cebinde bile taşınabilir.Монокль носився в кишені жилета.
Formalarının göğüs bölümünde bir veya iki tane kart cebi vardır.На голові є одна чи дві пари щупалець.
Yani f ∗ {\displaystyle f_{*}} bir cebirsel eşyapı olur.Наприклад розширення Q {\displaystyle \mathbb {Q} } є абелевим.
Kulübün birçok giderini kendi cebinden ödemiştir.Ці гроші він викладав з власної кишені.
Sık sık elleri cebinde yürür.Він часто ходить з рукою у кишені.
Tom anahtarlarını cebine koydu.Том поклав ключі до кишені.
Apple, 23 Ekim 2001'de "1.000 şarkı cebinizde" sloganıyla birinci nesil iPod'u (M8541) tanıttı.Apple uvedl první generaci iPodu (M8541) 23. října 2001, se sloganem "1 000 skladeb ve tvé kapse".
CeBIT Home, yaz aylarında bienal olarak planlandı.Svatý Havel stojí za to, jaké bude příští léto.
Williams-Honda'den Nelson Piquet ise ikinci cebin sahibi oldu.Od Williamsu sice odešel Nelson Piquet, ale i dodavatel motorů Honda.
1545'te cebir alanında ilk Latince bilimsel eser olan Ars Magna'yı (büyük sanat) yayımaladı.V roce 1545 publikoval práci „Ars Magna“, první latinské pojednání o algebře.
Kulübün birçok giderini kendi cebinden ödemiştir.Do fondu uložila velkou část svých osobních úspor.
Bunun cebirsel notasyondaki gösterimi ise d8=V'dir.Jediným řešením vedoucím k výhře je 1. g8V!.
Ron onu hep cebinde tutar.Červené koule vždy zůstávají v kapsách.
Modern doğrusal cebirin geçmişi 1843 ve 1844 yıllarına dayanır.Moderní lineární algebra vznikla v letech 1843 a 1844.
Ferrari'den Felipe Massa ise ikinci cebin sahibi oldu.Felipe Massa na druhém Ferrari musel čelit technickým problémům.
Ferrari'den diğer bir pilot Rubens Barrichello ise ikinci cebin sahibi oldu.Rubens Barrichello zajistil druhým místem pro Ferrari double.
Gömlek cebinde bile taşınabilir.Nosily se v kabelkách.
Cabirsel sayılar teorisi ve cebirsel geometri alanında çalışmalar yapmıştır.Především je znám pro svou práci v oblastech teorie čísel a algebraické geometrie.
Transandantal fonksiyonlar Cebirsel olmayan fonksiyonlardır.Její složky jsou spojité funkce, které nemají derivaci v žádném bodě.
Cebirsel sayıların kümesi sayılabilir bir kümedir.Algebraických čísel je spočetně mnoho.
Bunun üzerine öfkelenen anlatıcı hayvanı yakalar, cebinden çıkardığı bir çakı ile kedinin bir gözünü çıkarır.Uvidí chcíplého psa a jiného, jenž přiběhne a zdechlinu očichá.
Liouville teoremi Cebirin temel teoremi'nin şık bir kanıtı için de kullanılabilir.Pomocí Liouvillovy věty je snadné dokázat základní větu algebry.
Cebimde $35 ile gelmiştim.Am venit aici cu 35 $.
Bunun yanında birçok kez seyahat masraflarını ben kendi cebimden ödedim.Și, da, eu plătesc mult pentru asta, din propriul meu buzunar.
Modern doğrusal cebirin geçmişi 1843 ve 1844 yıllarına dayanır.Istoria algebrei liniare moderne începe în anii 1843 și 1844.
Cebirde bir sayının karesi o sayının kendisiyle çarpılması sonucu elde edilen sayıdır.În algebră, pătratul unui număr este rezultatul înmulțirii sale cu el însuși.
Falluca cebini kırmaya çalışan Mısırlıların çabaları başarısızlıkla sonuçlandı (19 Kasım - 7 Aralık).Egiptenii au încercat să spargă frontul la Faludja (19 noiembrie-7 decembrie) dar au eșuat.
Swift yazdığı mektubu erkek arkadaşının ceketinin cebine koyar.Cal pune colierul în buzunarul propriului palton.
Ron onu hep cebinde tutar.El întotdeauna stă în bolul său.
Kulübün birçok giderini kendi cebinden ödemiştir.A plătit provizii pentru soldați din propriul buzunar.
Örneğin cebinizden bir kalem çıkarıyorsunuz.Scoate volumul din buzunar și citește din el.
Cebimde $35 ile gelmiştim.35 dollárral a zsebemben érkeztem meg.
O sırada cebinde bir parlama olur.Időközben a maga zsebében is talált egyet.
İşlemci (Matematik), doğrusal cebirde ve fizikte kullanılan matematiksel bir yapı.A π {\displaystyle \pi } (pí) egy matematikában és fizikában használt valós szám.
McLaren-Mercedes'den David Coulthard ise ikinci cebin sahibi oldu.A Williamsnél David Coulthard kapta meg a 2-es rajtszámú autót.
Tüm süreç boyunca Rufus sadece Ron'un cebinde kalır.Ron és Rufus elválaszthatatlanok, Rufus állandóan gazdája zsebében tartózkodik.
Modern doğrusal cebirin geçmişi 1843 ve 1844 yıllarına dayanır.A kor sürgető kivánatit pótló eredeti munka, készült Ungvárt 1843. és 1844. év.
Birleşmesiz cebir Lie cebir konusunda daha büyük bir alana sahiptir artık.Most Hevessy Bertalannak van itt nagyobb birtoka.
Wood'un verdiği kanıtın aynı zamanda cebirsel bir açığı vardı.Simpson vallomásában a sebes ujjáról is szó esett.
Cebinden bir kalem sarkıyor.A zsebedből kilóg egy toll.
Cebimde çok küçük elma var.Zsebemben sok kicsi alma van.
Cebimde çok küçük elma var.Nagyon kicsi alma van a zsebemben.
Çok sinirlenen Cal, korumasına Jack'in paltosunun cebine kolyeyi bıraktırır.Raivoissaan Cal pyytää henkivartijaansa sujauttamaan kaulakorun Jackin takin taskuun.
Analitik geometrinin babası olarak görülen Descartes cebir ile geometri arasında köprü kurmuştur.Descartesin analyyttinen geometria muodostaa sillan algebran ja geometrian välille.
Demyansk Cebi (7 Ocak 1942 - 20 May 1942).Demjanskin offensiivi (7. tammikuuta – 20. toukokuuta 1942).