Ana içeriğe geç
Sözlük

car ile cümle

car kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Caddeyi geçerken Tom bir araba tarafından çarpıldı.Tom got hit by a car while crossing the street.
Geçen ay Boston'da bana bir araba çarptı.I was hit by a car in Boston last month.
Tom bunu yapmak için çaresiz görünüyordu.Tom seemed to be desperate to do that.
Tom artık başının çaresine bakabilir.Tom can take care of himself now.
Tom çok çaresiz görünüyordu.Tom seemed to be very desperate.
Tom başının çaresine iyi bakıyor.Tom takes good care of himself.
Tom bana çaresiz olduğunu söyledi.Tom told me he was desperate.
Tom'a neredeyse bir araba çarpıyordu.Tom was nearly hit by a car.
Tom bana Mary'nin çaresiz olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought Mary was desperate.
Tom kazanmak için çaresizdir.Tom is desperate to win.
Tom, Mary'nin kazanmak için çaresiz olduğunu söyledi.Tom said Mary was desperate to win.
Tom, ehliyetsiz sürüş için para cezasına çarptırıldı.Tom was fined for driving without a license.
Tom'a çarptım ve onu yere devirdim.I bumped into Tom and knocked him down.
Tom arabasını bir lamba direğine çarptı.Tom crashed his car into a lamppost.
Tom, Mary'nin çaresiz olduğunu söyledi.Tom said that Mary was desperate.
Tom bir kapı çarpması duydu.Tom heard a door slam.
Tom bir kapının çarptığını duydu.Tom heard a door slam.
Mary çarpıcı görünüyor.Mary looks stunning.
Sami'nin çarpık bir İslam algısı vardı.Sami had a wrong perception of Islam.
Araba bir duvara çarptı.The car hit a wall.
Tom, geçen ay Boston'da bir araba tarafından çarpıldı.Tom was hit by a car in Boston last month.
Tom arabasının kontrolünü kaybetti ve bir duvara çarptı.Tom lost control of his car and crashed into a wall.
Tom bir çözüm bulmak için çaresiz olduğunu söyledi.Tom said he was desperate to find a solution.
Tom muhtemelen ölüm cezasına çarptırılacak.Tom will probably be sentenced to death.
Tom yumruğunu masaya çarptı.Tom slammed his fist on the table.
Tom'un arabası bir duvara çarptı.Tom's car crashed into a wall.
Birinin kapıyı çarptığını duydum.I heard someone slam the door.
Tom, çaresiz hissettiğini söyledi.Tom said he felt helpless.
Tom'un sürdüğü kamyon buzlu bir yolda kaydı ve bir ağaca çarptı.The truck Tom was driving slid on the icy road and crashed into a tree.
Bir ağaca çarpan bir kayakçıyı kurtarmak zorundaydık.We had to rescue a skier who crashed into a tree.
Tom, kamyonu bir ağaca çarptığında öldü.Tom died when his truck crashed into a tree.
Tom, arabası bir ağaca çarptıktan sonra öldü.Tom died after his car hit a tree.
Az daha Tom'a çarpıyordum.I almost bumped into Tom.
Az kalsın Tom'la çarpışıyordum.I almost bumped into Tom.
Tom kendisini tamamen çaresiz hissettiğini söyledi.Tom said he felt completely helpless.
Tom dizini masaya çarptı.Tom banged his knee on the table.
Tom çaresiz kaldı.Tom got desperate.
Neredeyse bir telefon direğine çarpıyordum.I almost hit a telephone pole.
Onu yaptığım için para cezalasına çarptırıldım.I got fined for doing that.
Kendimi tamamen çaresiz hissettim.I felt completely helpless.
Tom kafasını çaresizlikle salladı.Tom shook his head in dismay.
Arabanı buraya park etseydin para cezasına çarptırılırdın.If you'd parked your car here, you'd have been fined.
Onu yapmak için çaresizim.I'm desperate to do that.
Bunu yapmak için çok çaresizim.I'm very desperate to do that.
Sami karısının vücudunun üzerine bir çarşaf koydu.Sami put a sheet over his wife's body.
Sami ömür boyu hapis cezasına çarptırılacak.Sami will be sentenced to life in prison.
Sami çaresizce polisi aradı.Sami desperately phoned police.
Lord Carnarvon, Tutankhamun'un mezarının kazısını finanse etti.Lord Carnarvon financed the excavation of Tutankhamun's tomb.
Lord Carnarvon amatör bir Eski Mısır bilimcisiydi.Lord Carnarvon was an amateur Egyptologist.
Sami, İsa'nın çarmıha gerildiğine inanmadı.Sami didn't believe that Jesus was crucified.
Sami korkudan çarpıldı.Sami became paralyzed with fear.
Sami'nin kalbi yere çarptı.Sami's heart hit the floor.
Sami çaresizdi.Sami was desperate.
Sami çaresizce çocuklarını geri istedi.Sami desperately wanted his kids back.
Sami'nin çarşafları yatağına uymadı.Sami's sheets didn't fit his bed.
Sami çarşaflarını hiç değiştirmedi.Sami never changed his sheets.
Sami, Kuzey Carolina yüksek sosyetesinde büyüdü.Sami grew up in North Carolina high society.
Sami kapıyı çarptı.Sami slammed the door.
Sami onu deneyecek kadar çaresizdi.Sami was desperate enough to try that.
Sami cinayetten hüküm giydi ve ölüm cezasına çarptırıldı.Sami was convicted of murder and sentenced to death.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod