Ana içeriğe geç
Sözlük

car ile cümle

car kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom otoyolda bir geyiğe çarptı.Tom hit a deer on the highway.
Volkswagen 18 milyar dolara kadar para cezasına çarptırılabilir.Volkswagen could face up to $18 billions in fines.
Tom birinci derecen saldırı ile suçlandı ve 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.Tom was charged with first degree assault and sentenced to 15 years in prison.
Tom ölümden kurtuldu ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.Tom was spared death and sentenced to life in prison.
"Bugün haftanın hangi günü?" "Çarşamba.""What day of the week is it?" "It's Wednesday."
"Bugün günlerden ne?" "Çarşamba.""What day is it?" "It's Wednesday."
Ben neredeyse Thomas'la çarpışıyordum.I almost collided with Thomas.
Ben neredeyse bir kamyon tarafından çarpılıyordum.I almost got hit by a truck.
Tom neredeyse bana çarpıyordu.Tom almost hit me.
O, kapıyı çarparak kapattı.He slams the door shut.
Onlar çarkıfelek meyvesine dayanamaz fakat sanırım o lezzetli.They can't stand passionfruit, but I think it's delicious.
Burada Master Card kullanabilir miyim?Can I use MasterCard here?
Tom'a bir kamyon çarpmış ve oracıkta can vermiş.Tom was hit by a truck and died instantly.
Tom'a bir kamyon çarptı ve olay yerinde hayatını kaybetti.Tom was hit by a truck and died instantly.
Onun gülmekten başka çaresi yoktu.She could not help but laugh.
Onun kalbi heyecanla çarpıyor.His heart beat with excitement.
Kapıyı çarparak kapattım.I slammed the door shut.
İstanbuldaki Kapalı Çarşı bir renk patlamasıdır.The Grand Bazaar in Istanbul is an explosion of colors.
İstanbul'daki Kapalı Çarşı bir renk cümbüşüdür.The Grand Bazaar in Istanbul is an explosion of colors.
Ben sadece bir gün için olsa bile, o sözlük olmadan çaresizim.I'm helpless without that dictionary, even when it's just for one day.
Tom gözlerini kapadı ve sahile çarpan dalgaların sesini dinledi.Tom closed his eyes and listened to the sound of the waves crashing on the beach.
Tom bir sıcak çarpması geçirdi.Tom had a heat stroke.
Tom'a az kalsın araba çarpıyordu.Tom almost got hit by a car.
Odadaki bütün tablolar çarpık asılmış.All the paintings in the room hung crooked.
Büyük bir buz parçası çatıdan kaydı ve büyük bir gürültüyle yere çarptı.A large piece of ice slid from the roof and hit the ground with a loud thud.
Büyük bir buz yığını çatıdan kaydığında ve ona çarptığında Tom yaralandı.Tom was injured when a large chunk of ice slid off the roof and hit him.
Sen çarmıhta pişman olacaksın.You'll repent at the cross.
Kapı çarparak kapandı.The door slammed shut.
Kapı bir çarpma ile kapandı.The door closed with a bang.
O, çaresiz bir hastalıktan muzdarip.She suffers from an incurable disease.
"Paris'te ne kadar kalacaksın?" "Çarşambaya kadar.""How long will you remain in Paris?" "Until Wednesday."
Bir fincan çay her şeye çare olabilir mi?Can a cup of tea remedy anything?
Tom'un evini yıldırım çarptı.Tom's house was struck by lightning.
Mary'nin evini yıldırım çarptı.Mary's house was struck by lightning.
Deneyelim ve bir çare bulalım.Let's try and find a cure.
Ben güneş çarpmasından muzdarip oldum.I suffered sunstroke.
Çaresine bakmanı istiyorum.I want you to figure that out.
Öyleyse aşk nedir? İnsanları herhangi bir yaşta çarpabilen bir hastalıktır.Then what is love? A disease which can strike people at any age.
Çaresi olmadığını biliyorum.I know it can't be helped.
Bazen çaresiz hissediyorum.I feel helpless sometimes.
Şu anda çaresiz hissediyorum.I feel helpless right now.
Gülümsemekten başka çarem yoktu.I couldn't help but smile.
Güney İtalya'daki iki tren çarpıştı.Two trains collided in Southern Italy.
İki tren İtalya'da kafa kafaya çarpıştı, 22 yolcu hayatını kaybetti.Two trains collided head-on in Italy, killing 22 passengers.
Çarşamba gününe kadar kağıdını masama koy.Have your paper on my desk by Wednesday.
Dalgalar kayalara çarptılar.The waves crashed against the rocks.
Annem yatağıma temiz çarşaf koydu.My mother put clean linen on my bed.
Caribou sivrisineklerden nefret eder.Caribou hate mosquitoes.
Onun bunu yapmaktan başka çaresi yoktu.She had no choice but to do it.
Ben bacağımı kahve masasına çarptım.I banged my leg on the coffee table.
Tom dizlerini cam sehpa üzerine çarptı.Tom banged his knees on the glass coffee table.
Kendi başımın çaresine bakabilirim. Aptal değilim.I can take care of myself. I'm not stupid.
Öldürmekten başka çarem yok.I have no choice but to kill.
O erkeğin kolu benimkine hafifçe çarptı.His arm brushed against mine.
Onun kolu benimkine hafifçe çarptı.Her arm brushed against mine.
Tom'un kolu benimkine hafifçe çarptı.Tom's arm brushed against mine.
Mary çantasını çarparak masaya koydu.Mary slammed her purse on the table.
Kalbim gitgide daha da hızlı çarpıyordu.My heart was beating faster and faster.
Tom, Monte Carlo'daki bir kumarhanede krupiye olarak çalışıyor.Tom works as a croupier in a casino in Monte Carlo.
Bir kamyon tarafından çarpıldım.I got hit by a truck.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod