cantası ile cümle
cantası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Şarkının sona ermesinin ardından Betty, çantasında Rita'nın anahtarına uyan mavi bir kutu bulur.Betty encuentra una caja azul en su bolso que coincide con la llave azul de Rita.
Sırt çantası sırtüstü giyilen bir tür çantadır.Mochila, equipaje que se lleva en la espalda.
Gün sonunda silah hariç tüm eşyasını toplayıp çantasına geri yerleştirir.Luego recoge todo poniéndolo dentro de una bolsa, excepto el arma.
Maçın sonunda Carmella geldi ve Money in the Bank çantasıyla mesaj vermek istedi.Tras la lucha, atacó a Carmella con el maletín de Money in the Bank.
Öğleden sonra 11.49'da, Saldívar çantasından bir silah çıkarıp Selena'nın üzerine doğrulttu.A las 9:49 Vinogradov, cargando un arma en sus manos, salió del baño.
Bu sırt çantası ona mı aittir?Questo zaino appartiene a lui?
Bu, İtalya'da aldığım el çantasıdır.Questa è la borsetta che ho comprato in Italia.
Jacob'ın dairesinde, Newt'un çantasından birçok yaratık kaçar.Nel frattempo, nell'appartamento di Jacob, diverse creature fuggono dalla valigia.
Bu arada çantasını çaldırır.Inoltre gli viene sequestrato il suo baule.
Yataktan kalkar, çantasını alır, çantadan etrafa paralar saçılır ve Jessica şaşırır.Si veste e prende la sua valigia, che si apre e lascia cadere tanti soldi, davanti a una Jessica sbalordita.
Değerli çantasını Elettra'ya emanet ediyor ve kaçıyor.Subito dopo prepara la valigia e fugge dal Portogallo.
Sırt çantasında komprime yiyecek ve içecek de bulunur.Nel box si trova tipicamente una mangiatoia e una beverina.
Tom ayakkabılarını çıkardı, çantasına koydu ve camiye girdi.Том снял обувь, положил её в рюкзак и зашёл в мечеть.
Ben yeni bir el çantası aldım.Я купила новую сумочку.
Evden omuzlarında bir sırt çantası ile 10 yaşlarında bir erkek çocuğu çıktı.Из дома вышел мальчик лет десяти с рюкзаком на плечах.
Tom pazar çantasını mutfak masasına koydu.Том поставил пакет с продуктами на кухонный стол.
OP'ler tükeniyor. İlk yardım çantası olan var mı?ОЗ кончаются. У кого-нибудь есть аптечка?
Jacob'ın dairesinde, Newt'un çantasından birçok yaratık kaçar.В квартире Якоба несколько существ выходят из чемодана Ньюта.
Cesedini ve okul çantasını yakındaki bir ırmak olan Gruşevka'ya attı.Тело девочки и её школьный портфель были выброшены в реку Грушевку.
Bu arada çantasını çaldırır.А я не уберу чемоданчик!
Biraz sonra hazırlanmış, elinde çantasıyla Zehra gelir ve gitmeye karar verdiğini söyler.Она успевает как раз вовремя: он уже собрал вещи и собирается съехать.
Bu kalemi beğenir ve çantasına koyar.Любят молоко и содержимое своего чемодана.
Hızlıca çantasını alırken çanta açılır ve içindeki tüm paralar etrafa saçılır.Он открывает сейф и перекладывает практически все имеющиеся там деньги в свой чемодан.
Sırt çantası sırtüstü giyilen bir tür çantadır.Школьный ранец — портфель с лямками для ношения за спиной.
Sırtında her zaman çantası vardır.يتم حمل الأسطوانة دائمًا على الظهر.
Şarkının sona ermesinin ardından Betty, çantasında Rita'nın anahtarına uyan mavi bir kutu bulur.تجد "بيتي" في حقيبتها صندوق أزرق يطابق مفتاح "ريتا".
Paraşüt dağıtım çantası, her bir ana paraşüt katı roket güçlendiricisinin batmaması için geliştirildi.لقد تطورت مشتقات التجارية لدارة القمر لمحول الحمولة الثانوية لمركبة الإطلاق المتطورة غير المرتجعة الكبيرة.
Casusluk görevi başarısızlıkla sonuçlandığında, Meg'in Prada çantasını Stewie ile değiş tokuş yaparlar.Quando uma missão de espionagem falha, eles tentam trocar a bolsa da Prada de Meg por Stewie.
Helikopterde işine yarayacak ilk yardım çantası bulur.Ela carrega uma caixa de primeiros socorros consigo.
Sol alt köşede, bir kılıç ve para çantası vardır.A sua esquerda um banco com bolsas de moedas.
Öğleden sonra 11.49'da, Saldívar çantasından bir silah çıkarıp Selena'nın üzerine doğrulttu.Às 11:48 (CST), Saldívar apontou a arma para Selena.
Bu arada çantasını çaldırır.Ze steelt het koffertje.
Çantasını çalan serseriyi takip eder ve bulur.Die ziet echter dat de bandiet het koffertje steelt en gaat hem achterna.
Diz üstü bilgisayarını çantasından eksik etmez.Het pasje hoeft niet uit de portemonnee te worden gehaald.
Değerli çantasını Elettra'ya emanet ediyor ve kaçıyor.Hij pakt zijn koffertje en loopt weg.
Çantasında çeşitli şeyler var.Zij heeft allerlei dingen in haar handtas.
Tom hemen mektubu çantasından çıkarıp bana uzattı.Tom haalde direct de brief uit z'n tas en gaf hem aan mij.
Bu arada çantasını çaldırır.Napina torebkę stawową.
Kazanmak için rakip takımlar sahipsiz avustralyum çantasını alıp bir rokete yerleştirmelidir.Gracze muszą zdobyć teczkę z tzw. Australium a potem przenieść ją do rakiety.
Se modeli, ücretsiz kulaklıklar ve bir klips çantası ile birlikte geldi.Kupujący oprócz tego dostawał specjalny kluczyk i skórzany portfel.
Kemer, 1999 yılında Shane McMahon onu bir el çantasında tutarken kaybolunca emekli edildi.Tytuł został po raz pierwszy porzucony w 1999, kiedy to Shane McMahon ukrył mistrzostwo w torbie.
Yaşam destek sırt çantası kapakta mevcuttu.Drugie drzwi znajdowały się w tylnej płycie kadłuba.
Sırt çantası sırtüstü giyilen bir tür çantadır.Ryggsäck är en väska som bärs på ryggen.
Bu kalemi beğenir ve çantasına koyar.Обожнюють молоко і вміст своєї валізи.
Sırtında her zaman çantası vardır.Крім того, вони мають сумку на спині.
Bu arada çantasını çaldırır.Він працює, шиє сумки.
Cesedini ve okul çantasını yakındaki bir ırmak olan Gruşevka'ya attı.Тіло дівчинки та її шкільний портфель Чикатило викинув у річку Грушівка.
Tom çantasını omuzuna astı.Том повісив сумку собі на плече.
Tom'un sırt çantası orada.Рюкзак Тома он там.
Bu, Tom'un çantası mı?Це сумка Тома?
Rus televizyonu REN-TV'ye göre, olay öncesinde bir adam, trenin üzerine bir sırt çantası attığını iddia etti.Podle reportérů ruské televize REN-TV byla před explozí na metro vhozena aktovka.
Sırt çantası sırtüstü giyilen bir tür çantadır.Typická školní aktovka se nosí na zádech.
Bir gün, bir kadının çantasını çalarak Paris'e gidecek bilet almayı başarır.Potom ukradne cizímu člověku peněženku a peníze použije ke koupi autobusové jízdenky do Utahu.
Optimus'un jet çantası patlar ve kilit düşer.Výtah s Maxem se uvolní a spadne.
Onun için her zaman yanında taşıdığı kırmızı çantası çok önemlidir.Všechen svůj nepatrný majetek nosí stále s sebou.
Para kesesi veya kese, küçük para çantası ya da torbaya verilen addır.Soustředí se na krádež peněženky z kapsy, či kabelky.
Bu arada çantasını çaldırır.Jeden čas lepila sáčky.
Öğleden sonra 11.49'da, Saldívar çantasından bir silah çıkarıp Selena'nın üzerine doğrulttu.La 11:40, Yolanda a scos o armă din geanta sa și a îndreptat-o spre Selena.
Marquis, Krala Karlos’un mektup çantasını teslim eder.Codex Carolinus - culegere de scrisori papale către regele franc.
Çocukları çantasına alarak kaçırdığı söylenir.El susține că a pierdut cheile de la portbagaj.