cantası ile cümle

cantası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Acıma hissiyle sarsılır. Çantasına uzanır ve ona bir 20'lik verir.She reaches into her purse and hands him a 20.
Sırt çantasının arka kısmının yarısını kapatmayı unutmuş.Forgot to zip up the back half of his backpack.
- Yanında çantası da var.- She even has bags with her.
Medikal gereçlerle doldurulmuş bir alet çantası.It's a tackle box filled with medical supplies.
Bir turist İskoçya'yı sırt çantasıyla gezerken içki içmek için bir bara girer.A tourist is backpacking through the highlands of Scotland, and he stops at a pub to get a drink.
Hediye bir kadın çantasıydı.It was a purse, she'd gotten a purse.
Kimin çantasına el uzattığını zannediyorsun?Whose bag do you think you're laying hands on?
Bu onun sırt çantası olmalı.This has got to be his backpack.
Oh, kazayla aldım babamın yolculuk çantasında.Oh, I accidentally took it from my father's traveling kit.
Çantası tavuk dolu!His bag is full of chickens!
Bu yüzden sırt çantası gibi takabileceğim giyilebilir bir duvar yaptım.So I made a wearable wall that I could wear as a backpack.
Arkadaşının çantasını bulup getiren kişiyim.I even got your friend's bag back.
Arkadaşının çantasını bulup getirmedi mi?She got your friend's bag back.
Sırt çantası başka bir yöne uçtu.His backpack goes ballistic in some other direction.
Bunlara daha beslenme çantası dahil değil.And that's not even including the lunchbox.
Sonunda, yaz çantasını başarıyla ele geçiren küçük bir hayvan gönderdi.He finally sent a little animal, which successfully gained possession of the summer bag.
Ağ teorisi konularının listesi Sırt çantası problemlerinin listesiList of network theory topics List of knapsack problems
Ünite, Yamaç paraşütünün karabinalarla tutturulduğu büyük bir sırt çantası gibi giyilir.The unit is worn like a large backpack to which a Paraglider is attached through carabiners.
Köyün şefi, Woo-ryung köyden ayrılmadan önce onun sırt çantasına zehirli pirinç topları koyar.Before they leave, the Chief puts two poisoned rice-balls in Woo-ryung's knapsack.
Kedi köpekbalığı yumurtası (deniz kızlarının çantası)Catshark egg (mermaids' purse)
Yong-gu, ertesi gün ödemesini aldığında Ye-sung'a sırt çantasını alacağına söz verir.Yong-gu promises to buy Ye-sung the backpack tomorrow when he gets paid.
Okumaya göre, ısı kalkanı ve iniş çantası artık yerine kilitli değillerdi.According to the reading, the heat shield and landing bag were no longer locked in position.
Mercury Control, Glenn'e iniş çantasını manuel olarak yerleştirmesini hatırlattı.Mercury Control reminded Glenn to manually deploy the landing bag.
Bu nedenle ilaç veya ilk yardım çantası taşınması da tavsiye edilir.It is therefore also advisable to bring medications or first aid kit.
Orijinal oyunda olduğu gibi, oyuncu envanterini bir "ataşe çantası" ile düzenleyecektir.As in the original game, the player will organize their inventory with an "attache case".
Bir çetenin saldırısına uğradı. Dövüldü ve çantası çalındı.Er wurde von einer Bande überfallen. Er wurde geschlagen und man raubte ihm seine Brieftasche.
Mary çantasını yatağa attı.Maria warf ihre Handtasche aufs Bett.
Tom, Mary'e çantasında ne olduğunu sordu.Tom hat gefragt, was Mary in ihrer Tasche hat.
O çantasını evde unuttu.Er hat seine Tasche zu Hause vergessen.
Marquis, Krala Karlos’un mektup çantasını teslim eder.Der Marquis händigt dem König die Brieftasche Karlos’ aus.
Bu arada çantasını çaldırır.In Wirklichkeit jedoch hat er den Koffer gestohlen.
Posa, Karlos’a Kraliçe tarafından yazılmış uygun bir mektup yollar ve mektup çantasını rica eder.Er überbringt Karlos einen entsprechenden Brief der Königin und erbittet dessen Brieftasche.
Bir yamaç paraşütünü sırt çantası gibi alıp taşımak mümkündür.Sie konnte abgesessen auch wie ein Rucksack auf dem Rücken getragen werden.
Sırt çantası sırtüstü giyilen bir tür çantadır.Auf dem Rücken trägt sie eine Pilgertasche.
Bir gün, bir kadının çantasını çalarak Paris'e gidecek bilet almayı başarır.Er muss das Geld für eine Fahrkarte nach Paris auftreiben.
Değerli çantasını Elettra'ya emanet ediyor ve kaçıyor.Er nimmt dessen Brieftasche an sich und flieht.
Birlikte ilk olarak Rita'nın çantasına bakarlar ve çantada, $50.000 para ve mavi bir anahtar bulurlar.Jesse findet eine Sporttasche von Ray, in der sich 50.000 Australische Dollar und eine Waffe befinden.
Mary, eşinin çantasını aldığını doğruladı.Mary a affirmé qu'elle avait reçu ce sac à main de son mari.
Bu arada çantasını çaldırır.Entretemps la valise disparaît.
Diz üstü bilgisayarını çantasından eksik etmez.En revanche, le carnet compromettant a disparu de son sac.
Şarkının sona ermesinin ardından Betty, çantasında Rita'nın anahtarına uyan mavi bir kutu bulur.Betty ouvre son sac à main et en sort une boîte bleue dont la serrure semble correspondre à la clef de Rita.
İçinde bomba bulunan çantasını yere koydu.Il a remis son billet d'avion au porteur de la bombe placée dans une valise.
Carmella çantasındaki sözleşmeyi yatırır gibi olsa da yatırmadı.Carmella n'utilise pas sa mallette.
Yanında sürekli koluna taktığı klasik müteahhit çantasını taşır.Il leur donna la serviette qu'il transportait tout le temps.
Len'e ait olan tavşanın yarısı Daryl'in çantasından çıkar.En effet, le sac de Daryl contient l'autre moitié.
Anahtarı çantasına koydu.Puso la llave en su bolsa.
Dün onun çantası çalındı.Ayer le robaron el bolso.
Tom çantasını bulamıyor.Tom no logra encontrar su bolsa.
Bu kimin el çantası?¿De quién es este bolso?
O kadının iki çantası var.Esa mujer tiene dos bolsas.
Tom Mary'nin çantasını arabada bıraktı.Tom dejó el bolso de Mary en el auto.
Sırt çantasına açıkken birkaç böcek girmiş.Algunos insectos entraron a la mochila que estaba abierta.
Bu el çantası benim.Este bolso es mío.
Bu, İtalya'da aldığım el çantasıdır.Este es un bolso que compré en Italia.
Çantasını nerede kaybettiğini merak etti.Se preguntaba dónde había perdido su bolso.
Bu onun el çantası.Este es su bolso.
Mary'nin çantası nerede?¿Dónde está el bolso de Mary?
Kendime yeni bir sırt çantası almalıyım.Debería comprarme una mochila nueva.
Mary telefonunu el çantasından çıkardı.Mary se sacó el teléfono del bolso.
Bu arada çantasını çaldırır.Galería La Maleta.

İlgili Sayfalar