cantası ile cümle
cantası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hediye bir kadın çantasıydı.Ήταν μια τσάντα, εκείνη είχε πάρει μια τσάντα.
Hediye bir kadın çantasıydı.והמתנה שהיא קיבלה הייתה - ארנק.
Hediye bir kadın çantasıydı.妹は4歳。その時彼は、「ねえ、僕にも財布頂戴」 と言ったそうです。
Kadın dinledikten sonra çantasını boşalttı ve tüm kıyafetlerini anneme ve bize verdi.Et alors cette femme a vidé sa valisé et a donné tous ses vêtements à ma mère, et à nous
Kadın dinledikten sonra çantasını boşalttı ve tüm kıyafetlerini anneme ve bize verdi.그리고 그 여자는 그녀의 옷가방을 다 털어서 모든 옷을 어머니와 우리에게 주었고
Kadın dinledikten sonra çantasını boşalttı ve tüm kıyafetlerini anneme ve bize verdi.האישה רוקנה את המזוודה שלה ונתנה לאימי את כל בגדיה, ולנו
Kadın dinledikten sonra çantasını boşalttı ve tüm kıyafetlerini anneme ve bize verdi.فقامت المرأة بإفراغ حقيبتها، وأعطت كل ملابسها لوالدتي ولنا،
Kadın dinledikten sonra çantasını boşalttı ve tüm kıyafetlerini anneme ve bize verdi.全ての洋服を母と僕らに与え 彼女の子供のおもちゃも与え -- 彼らはそれを快く思わなかったけど --
Kimin çantasına el uzattığını zannediyorsun?Mit gondolsz kinek a táskájára tetted a kezed?
Kimin çantasına el uzattığını zannediyorsun?Wessen Tasche denkst du das deine Hände anfassen?
LeSportsac marka omuzdan asmalı çantasını gösterdi.매고 자랑하는 모습을 볼 수 있었습니다.
LeSportsac marka omuzdan asmalı çantasını gösterdi.בתיק-צד חום-ערמוני של "לה-ספורטסק".
LeSportsac marka omuzdan asmalı çantasını gösterdi.حقيبة كتف ماروون لي سبورتساك.
LeSportsac marka omuzdan asmalı çantasını gösterdi.考えてみると これらのハンドバッグは あの工場で作られているもので
Medikal gereçlerle doldurulmuş bir alet çantası.C'est un coffre à pêche rempli de matériel médical.
Medikal gereçlerle doldurulmuş bir alet çantası.Das ist ein Angelkasten voll mit medizinischem Bedarf.
Medikal gereçlerle doldurulmuş bir alet çantası.Era o trusă de unelte umplută cu provizii medicale.
Medikal gereçlerle doldurulmuş bir alet çantası.Es una caja con suministros médicos.
Medikal gereçlerle doldurulmuş bir alet çantası.E' una scatola per gli attrezzi piena di materiale medico.
Medikal gereçlerle doldurulmuş bir alet çantası.Ez egy csalidoboz orvosi felszereléssel.
Medikal gereçlerle doldurulmuş bir alet çantası.Het is een takel-kist met medische benodigdheden.
Medikal gereçlerle doldurulmuş bir alet çantası.Je to krabica naplnená zdravotníckymi zásobami.
Medikal gereçlerle doldurulmuş bir alet çantası.낚시 도구 상자에 의약품을 채워놓은 것이죠.
Medikal gereçlerle doldurulmuş bir alet çantası.Một chiếc hộp chứa đầy thiết bị y tế.
Medikal gereçlerle doldurulmuş bir alet çantası.To taka skrzynka narzędziowa ze sprzętem medycznym.
Medikal gereçlerle doldurulmuş bir alet çantası.Коробка з медичними засобами.
Medikal gereçlerle doldurulmuş bir alet çantası.Кутия за принадлежности, пълна с медицински запаси.
Medikal gereçlerle doldurulmuş bir alet çantası.Это ящичек, наполненный медицинскими принадлежностями.
Medikal gereçlerle doldurulmuş bir alet çantası.הערכה היתה קופסה מלאה בציוד רפואי.
Medikal gereçlerle doldurulmuş bir alet çantası.انها صندوق معالجة مليء بالمواد الطبية
Medikal gereçlerle doldurulmuş bir alet çantası.私はこれを山の上に持って行ったのです
Min düğün hediyesi olarak bir el çantası getirdi.Min의 언니는 그 친구 결혼 선물로 핸드백을 주었다고 합니다.
Min düğün hediyesi olarak bir el çantası getirdi.היא הביאה איתה תיק-יד כמתנת נישואין.
Min düğün hediyesi olarak bir el çantası getirdi.أحضرت حقيبة يد معها كهدية زفاف.
Min düğün hediyesi olarak bir el çantası getirdi.また明が ハンドバッグ工場を辞めた後
Muhtemelen buradaki herkes özellikle yanında çantası olanlar kiminizin çantası yokIn feite heeft iedereen in deze zaal waarschijnlijk
Muhtemelen buradaki herkes özellikle yanında çantası olanlar kiminizin çantası yok사실 여기 계신 많은 분들, 특히 가방을 가지고 계신분들은 (몇몇 분들은 그렇지 않으시지만)
Muhtemelen buradaki herkes özellikle yanında çantası olanlar kiminizin çantası yokלמעשה, ודאי כל אחד כאן באולם, במיוחד אם הבאתם את התיק שלכם -- אני יודע שכמה לא הביאו את התיק שלהם --
Muhtemelen buradaki herkes özellikle yanında çantası olanlar kiminizin çantası yokفي الواقع، الجميع في هذه الغرفة ربما، خاصة إذا التقطتم حقائبكم -- أعرف بعضا منكم لم يلتقطوا حقائبهم --
Muhtemelen buradaki herkes özellikle yanında çantası olanlar kiminizin çantası yok特にカバンを手にすれば 自分のカバンを持ってない人もいますけれど カバンの中身
Oh, kazayla aldım babamın yolculuk çantasında.Le-am luat din greşeală din trusa de călătorii a tatei.
Oh, kazayla aldım babamın yolculuk çantasında.Lo tomé del kit de viaje de mi padre.
Oh, kazayla aldım babamın yolculuk çantasında.Náhodnì jsem to sebral z tátovo cestovního balíku.
Oh, kazayla aldım babamın yolculuk çantasında.Oh, ik nam het toevallig van een pakket van mijn vader.
Oh, kazayla aldım babamın yolculuk çantasında.Oh, tôi vô tình lấy nó từ bộ phụ kiện đi du lịch của cha tôi.
Oh, kazayla aldım babamın yolculuk çantasında.Vzel sem ga iz očetovega potovalnega pribora.
Oh, kazayla aldım babamın yolculuk çantasında.Το πήρα καταλάθος από την ταξιδιωτική αποσκευή του μπαμπά μου.
Okul çantasını açtı ve içinden hergün yediği çikolatayı çıkardı.A pak vytáhla něco ze své aktovky. Řekla: "Každý den si s sebou beru čokoládu.
Okul çantasını açtı ve içinden hergün yediği çikolatayı çıkardı.И затем из своего рукзака... Она сказала: "Я получаю шоколад каждый день.
Önce vermelisin." Kız da, Okul çantasını açtı ve içinden hergün yediği çikolatayı çıkardı.Was hast du ihm zu geben?" Und dann nahm sie etwas aus ihrer Schultasche.
Onun yatağı... sırt çantası ve cep telefonu... okul kitapları... futbol ayakkabıları...lo zaino e il cellulare. I suoi libri di scuola, le scarpe di calcio,
Onun yatağı... sırt çantası ve cep telefonu... okul kitapları... futbol ayakkabıları...Rucksack, und Handy. Seine Schulbücher,
Onun yatağı... sırt çantası ve cep telefonu... okul kitapları... futbol ayakkabıları...سريره، وحقيبة ظهره وهاتفه المحمول. والكتب المدرسية الخاصة به،
Peki ya çantam? Yanımda babamın çantası yok muydu?وماذا عن اغراضي؟ الم تكن معي اغراض والدي؟
Sadece küçük bir para çantası olduğunu sanmıştım.Azt hittem, csak egy kis anyagdarab.
Sadece küçük bir para çantası olduğunu sanmıştım.Je croyais juste que c'était un petit porte-monnaie.
Sadece küçük bir para çantası olduğunu sanmıştım.Και εγώ που νόμιζα πως ήταν μια τυχερή τσαντούλα.
Sadece küçük bir para çantası olduğunu sanmıştım.وكنت اعتقد انه جزء من الملابس
Sanki depresyon, ilk yardım çantasında bulunan şeylerle düzelecek bir şeymiş gibi.Als ob Depression etwas wäre, das mit dem Inhalt eines Sanitätskastens behoben werden könnte.
Sanki depresyon, ilk yardım çantasında bulunan şeylerle düzelecek bir şeymiş gibi.Alsof depressie iets is dat kon worden verholpen door de inhoud van een verbandkist.