Muntz oraya gidip onun canlısını yakalamadan dönmemeye yemin etmiştir.Conrad tog af sted med et knust hjerte og svor aldrig at vende tilbage.
Akvaryumcular tarafından canlı yem olarak kullanılırlar.Det kan nemlig bruges af de levende organismer.
Tüm canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar.Alle levende væsner har behov for at skaffe sig energi og organiske næringsstoffer.
Bu canlılar kendi içinde: Fotosentetik ototroflar.Fotoautotrofe organismer er altså selvforsynende (autotrof) ved hjælp af fotosyntese.
Canlı, sağ olma durumu.Urørt og velbevaret.
Kuşlar, diğer canlı alemlerinden farklı olarak bazı özelliklere sahiptir.Fugle adskiller sig fra alle andre dyr ved deres fjerdragt.
Köpeklerden biri canlıdır.En af hundene er i live.
Süha "Ebu Ammar'ı canlı canlı gömmeye çalışıyorlar" dedi.Suha uttalte at «de forsøker å begrave Abu Ammar levende».
Ayrıca, Adolf Hitler ve Joseph Goebbels'i intihar etmeden önce canlı gören son kişiler arasındaydı.Han var også blant de siste som så både Adolf Hitler og Joseph Goebbels i live før de begikk selvmord.
Canlı bir organizma (DNA içermekte veya biraz benzerini ve kopyalanmakta.)Det er en levende organisme (inneholder DNA eller en analog, og kan reprodusere seg selv).
Bu işlem canlı organizmanın içinde (in vivo) veya hücre kültüründe (in vitro) yapılabilir.Denne prosessen kan utføres i levende organismer (in vivo) eller i en cellekultur (in vitro).
Her biri canlıdır.Alle er bunnlevende.
Şeytan, olmayacak hayaller yerine canlı bir yaşamı temsil eder!Satan representerer vital eksistens fremfor tåkefylte drømmer.
Yaklaşık, her 1000 canlı doğumdan birinde 47, XYY karyotipli bebekler doğar.Rundt én av 1000 gutter er født med 47,XYY karotype.
Muntz oraya gidip onun canlısını yakalamadan dönmemeye yemin etmiştir.Stanford flyttet ut av sitt hus, sverget på aldri å vende tilbake.
Canlı olarak onları birçok kez izledim.De er senere undersøkt flere ganger.
Fakat program canlı yayınlanmamaktadır.Sendingen er imidlertid ikke offentlig tilgjengelig.
Layka, uzaya giden ilk canlı bir köpek olmuştur.Laika ble den første levende skapning som gikk i bane rundt jorden.
Canlı gösterileri, genellikle baterist Frost ve gitarist Archaon'un ateş püskürtmesiyle başlar.Liveopptredene deres starter ofte med ildspruting av Archaon og Frost.
Bunlardan en meşhuru "Why" şarkısını halen canlı performanslarında seslendirmektedir.Den mest minneverdige av disse er kanskje låten «Why», som hun fortsatt iblant fremfører live.
Canlının canlı konser versiyonu grubun LeftRightLeftRightLeft albümünde de yer aldı.En versjon av sangen endte opp på Coldplay's konsertalbum «LeftRightLeftRightLeft».
Hell Freezes Over, Eagles'ın 1994'te yayımladığı bir canlı albüm.Hell Freezes Over er et album utgitt av Eagles i november 1994.
Canlılar Dünyası.Dyrenes liv.
Karbon, canlılardaki bütün organik bileşiklerin yapısında bulunur.Karbon er grunnleggende i alt organisk materiale.
Bunların yanında canlı haberler de yayın akışı içerisinde "breaking news" olarak yayınlanmaktadır.Det har vært tvil rundt ektheten av «Breaking News».
Yarışmanın finali ise ilk kez televizyon yerine YouTube üzerinden canlı yayımlandı.For første gang ble prisutdelingen ikke overført på TV, men istedet direktesendt på YouTube.
Birisinin canlı olarak buraya atılması söz konusu değildi.Ingen ble derfor sparket i denne episoden.
Az bir kısmı ise etçil olup, canlı veya ölmüş hayvanlarla geçinirler.Det er bare noen få arter som stikker eller biter.
Hatari, BDSM'den ilham alan sahne kostümleri de dahil olmak üzere canlı şovlarıyla tanınıyor.Bandet Hatari er kjent for sine samfunnskritiske performance-aktige liveshow og BDSM-inspirerte scenekostymer.
Zaten asıl gereken de onu canlıyken yakalamaktır.Hun beslutter å ta igjen, mens han blir betatt av henne.
Küçük balıklarla ve diğer küçük deniz canlılarıyla beslenirler.De lever av småfisk og andre små ferskvannsdyr.
Ne ölü ne de canlıdır.I liv og død.
Çiçekler on hafta kadar canlılığını koruyabilir.En blomst kan vare i rundt ti uker.
Böylece o canlıyı istediği gibi yönlendirir ve istediğini yaptırabilir.De vil leve sitt eget liv som de lyster.
Kaba doğum hızı; bir yıldaki canlı doğum sayısının, yıl ortası nüfusa bölünmesiyle hesaplanır.Fødselsraten kan beregnes ved å dele antall levendefødte i løpet av året på middelfolkemengden.
Bu canlılara ait muhtemel fosiller 3,8 milyar yıl öncesine tarihlenmişlerdir.Fossiler av denne arten er datert ca. 8,3 millioner år tilbake i tid.
Bu özel gösteriyi sadece 800 kişilik hayran grubu canlı izleyebilmiştir.Den siste seriekampen, mot Fyllingen, ble bare sett av 800 tilskuere.
İnsangiller, afalina ile birlikte aynada kendisini tanıyabilen yegane canlılardır.Alle blant folkene som kjente deg, grøsset ved synet av deg.
Birleşmiş Milletler, Hamas'ın Gazze'deki sivil toplumu canlı kalkan olarak kullanmasını kınadı.Hamas ble på sin side kritisert for å bruke sivilbefolkningen i Gaza som sivile skjold.
Bununla birlikte aynı adlı bir canlı aksiyon filmi 2017'de gösterime girdi.Filmen fikk en oppfølger med samme tittel i 2018.
Şimdi canlı söylüyorum.Ord som lever.
Denemelerde canlı hayvan da kullanıldılar.Her ble også levende husdyr benyttet.
Canlının aktif hareket etmesini engeller.Unngå at personen beveger seg unødvendig.
Yine mangaya dayanan bir dizi iki canlı aksiyon filmi Ocak ve Nisan 2011'de gösterime girdi.To nye menneskelige dødsfall av fugleinfluensa ble rapportert i april 2009 fra Vietnam og Egypt.
Bütün canlıların Ey Tanrısı Bu bizim toprağımız ve milletimizi koru.Å all skapelses Gud Velsign vårt land og nasjon.
Canlı, sağ olma durumu.Stabile, med riktig spenst.
Hanbok cepleri olmayan canlı renkli ve sade çizgiler ile karakterizedir.Den er karakterisert ved sine livlige farger og enkle linjer uten lommer.
Söz konusu varsayıma göre, tüm canlıların fiziksel bedenleri bu biyoplazmik bedenleri üzerine kuruludur.Alle menneskelige kropper er ifølge denne lære å tilbakeføre til denne urkropp.
Uluslararası Jüri Canlı Şov'da!".«Medlemmene i den internasjonale juryen».
Kalan şarkılar canlı performanslardı.De musikalske innslagene var fremtredende.
Tartışma, televizyondan canlı olarak yayınlandı.Demonstrasjonen ble overført direkte i fjernsynet.
Avlarını yakalayabilmek için diğer canlılarda rastlanmayan organlara sahiptirler.Disse artene hadde man ikke tilfredsstillende utstyr for å kunne fange.
Bazı tahminlere göre henüz tanımlanmamış 10 ila 30 milyon canlı türü vardır.Ifølge noen estimater eksisterer minst 100 millioner ulike arter.
Küçük canlılarla beslenirler.Den lever av smådyr.
Belde olduktan sonra kasaba canlılık kazanmış, 600 hane ve 2150 nüfusa ulaşmıştır.Når hjulet var fullsatt kunne det følgelig romme hele 2160 personer.
Dondurulmuş yoğurt canlı veya aktif bakteri kültürleri içerebilir veya içermeyebilir.Yogurt beku mungkin atau mungkin tidak mengandung kultur bakteria aktif dan hidup.
Ve tüm canlılar ağlamaya başladı.Bayi lainnya mulai menangis.
Dora 2011 yedi programda yapılmış, ve katılımcılar şarkılarını canlı olarak seslendirmiştir.Dora 2011 akan terdiri dati 7 program, dimana para peserta akan menyanyikan lagunya secara langsung.
Canlılar ölenlerin yerine geçecek sayıdan daha fazla yavrularlar.Hewan tersebut akan lebih cepat mati ketimbang bertahan hidup.
Arkadaş canlısı ama daha az yetkin bir samuray.Seorang samurai yang ramah namun kurang terampil.