Tazmanya canavarı Sarcophilus cinsinin yaşayan tek üyesidir.Tasmanski vrag je jedini živući pripadnik roda Sarcophilus.
Birden denizden bir canavar ortaya çıkar .Pojavljuje se u obliku strašnog morskog čudovišta.
Ama canavar da o an çok sinirlidir.Neke su ptice u tom razdoblju vrlo razdražljive.
Tasmanya canavarları, tüm Tasmanya'ya dağılmış ve oldukça yaygındırlar.Tasmanski vragovi su rasprostranjeni i prilično česti na Tasmaniji, ali brzo umru od tumora lica.
Canavarın yüzünde ve kafasının tepesinde bıyıkları vardır.Vrag ima duge brkove na licu i grude na glavi.
Bu arada Toby'nin hâlâ Canavar'ın kontrolünde olduğu anlaşılır.Međutim, čini se i da gobline ugnjetava Ministarstvo magije.
Ancak birden karşısına canavarlar çıkar.Na putu prema tamo još jednom susreću čudovište.
İnsanlar ve canavarlar arasındaki savaş onun yüzünden başlamıştır.U sadašnjosti priprema se bitka između ljudi i majmuna.
Andromeda bir kayaya zincirle bağlanır ve canavarın gelişini bekler.Na rimskim je mozaicima prikazan kako drži veslo i ljulja brod.
Canavara dönmeyi kendileri istiyorlardı.Pristáli na "príšere".
Sonunda korkunç canavar yok olur.Potom sa premenia na obrovské a nespútané príšery.
Canavarları görebilir, onları duyup onlarla konuşabilir.Boh celý vidí, počuje a myslí.
Yöresel ve yerel canavar motiflerine rastlanır.Nachádza sa na rozhraní katastrov Hněvotín a obce Bystročice.
Bu özel güçleri sadece büyük canavarlar kullanabilir.Tento pancier používali iba vysokí velitelia.
Örneğin Link kılıç almadan oyundaki son bölüm sonu canavarına ulaşabilir.Slon nesmie prekročiť rieku, takže do konca hry musí zostať na svojej polovici hracej dosky.
Canavar Ev eleştirmenlerden olumlu yorumlar aldı ve dünya çapında 140 milyon $ hasılat elde etti.Hiša pošast je prejela predvsem pozitivne kritike in zaslužila več kot 140 milijonov $ po vsem svetu.
Uçan Spagetti Canavarının Kutsal Kitabı.The Gospel of the Flying Spaghetti Monster (angleščina).
Theseus, canavarla savaşmaya gönüllü olur.Tezej se je spopadel s pošastjo.
Norman, Garip mor bir canavardır.Norm je prva žrtev pošasti.
Bu bir canavar.Upodobljena je kot pošast.
Öte yandan, inanışa göre gölde bir canavar yaşamaktadır.Prva pravi, da je v jezeru živel zmaj.
Tam bir atak canavarıdır.Majhna napadalna pošast.
Will Rock'taki çoğu düşman Yunan mitolojisindeki mitolojik canavarlardan esinlenerek oluşturulmuştur.Kalisto je poimenovana po Kalisti, eni od številnih Zeusovih ljubic iz grške mitologije.
Her ne kadar içinde çok kuvvetli bir canavar barındırsa da, Naruto sınıfının en kötü öğrencisiydi.Izmed naštetih je soto največja, obaku pa najmanjša šola.
Sonunda Siegfried canavarı öldürmeyi başarır.Drew pa dokončno ubije Ghostface.
Poseidon da Troya'a bir deniz canavarı saldırtır.Pred Trojansko vojno je Pozejdon poslal morsko pošast v napad na Trojo.
Bu sahnede Naruto büyük bir canavar ile savaşmaktadır.Korgoth z nekaj težavami uspe premagati pošast.
Canavara dönmeyi kendileri istiyorlardı.Srečal naj bi se tudi z morsko pošastjo.
'Mononoke' bir isim değildir, Japonca'da ruhlar veya canavarlar için kullanılan genel bir ifadedir.Mononoke (物の怪) nėra vardas, tai bendras terminas, vartojamas japonų kalboje apibūdinti dvasią ar pabaisą.
Canavara dönmeyi kendileri istiyorlardı.Medūza buvo pakeista į pabaisą.
Bu canavarların ikisinin adı birlikte anılır.Jų grupės vardas - šių dviejų pravardžių junginys.
Venus, bitki canavarının kızıdır.Devė yra visų gyvų padarų motina.
İsyancılara katılan Luke, bir canavar tarafından kaçırılır.Vagis, kaip įkaitą, pagriebė ten buvusį kūdikį.
İskelet Kral'ın en güçlü canavarıdır.Karalius – labiausiai paplitęs vyriškas monarcho titulas.
Öte yandan, inanışa göre gölde bir canavar yaşamaktadır.Legendid räägivad, et järves elab koletis Tessie.
Ayrıca, Canavarlar denilen özel beşinci ırk var.Lisaks asub vallas viis looduskaitsealust nimetut põlispuud.
Bu da canavarı daha çok kızdırır.See ärritaks piinajat veel rohkem.
Canavar yaralanıyormuş ama bu yaraları hiç de ölümcül değilmiş.Inimesed said vigastada, kuid hukkunuid ei olnud.
Boss'lar çok zor ölür ve yanlarına başka canavarlar çağırabilirler.Vastased saavad ahvi tappa ja hävitada ka esimesed tema peal.
Canavarları küçük yaratıkları ve gazı en büyük silahıdır.Kõige suuremad vulkaanid on kilpvulkaanid ja kõige väiksemad šlakikoonused.
Bunlardan bazıları şunlardır: Açiyalatopa tüy yerine bıçakları olan bir canavardır.Mõnedel keelpillidel on puidust kõlalaua asemel kõlakastile tõmmatud loomanahk, nt bandžol.
Bu kral tam bir canavardı ve efsaneye göre her iki omuzunda da birer yılan bulunuyordu.Vapikilbi kohal oli kuningakroon ning teda toetasid mõlemalt poolt sammuvad lõvid.
(Nina Lykke ile editör) Canavarlar, Tanrıçalar ve Sayborglar Arasında.Deevad (devatā, devī) on hinduistlikud jumalad, jumalannad või jumalused.
Soğuk Hoth gezegeninde yaşayan bir kar canavarıdır.Frida on Tallinna Loomaaias sündinud jääkaru.
Benzer şekilde canavar ve yaşlı ikili de birtakım şeylerin şekle bürünmüş halidir.Kanntaim on kahekojalised, st isas- ja emasõied asuvad sama liigi eri taimedel.
Eskiden siyah olan TV canavarı, Beyaz olmuştur.Algul oli televisioon must-valge.
Bu dönemde de Godzilla mutant canavarlarla savaştı.Fujimori võitles tol ajal kommunistidest geriljade vastu.
Pegasus canavarın ağzından fışkırttığı alevlerin kendilerine ulaşamayacağı bir yüksekliğe çıkmış.Herakles kihutas kuldi sügavasse lumme, milles loom ei saanud liikuda.
1500 librelik taştan bir topu 1 mil uzağa atabilen bir canavar top.15000파운드의 돌을 1마일 넘어까지 발사하는 괴물대포와
1500 librelik taştan bir topu 1 mil uzağa atabilen bir canavar top.Turcy sprowadzili swoją super broń: olbrzymią armatę, miotającą 70-kilowe pociski na milę.
1500 librelik taştan bir topu 1 mil uzağa atabilen bir canavar top.תותח ענק שיכל לירות אבנים במשקל 750 קילו למרחק של יותר מקילומטר וחצי.
1500 librelik taştan bir topu 1 mil uzağa atabilen bir canavar top.وهو مدفع عملاق يستطيع إطلاق قذيفة حجرية بوزن 1500 باوند لمسافة تبلغ الميل "1,6كم".
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.1989-ben miután nyíltan beszélt a bennszülött lakosság elleni brutális bánásmódról elrabolták.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.Em 1989, depois de ter falado sobre as brutalidades infligidas aos indígenas... ...foi sequestrada.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.En 1989, tras denunciar el brutal trato hacia el pueblo indígena, la secuestraron.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.Nel 1989, dopo aver parlato delle brutalità inflitte agli indigeni, fu rapita.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.Pada 1989, setelah bicara tentang perlakuan brutal terhadap penduduk asli Ia diculik
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.V letu 1989, potem ko je javno spregovorila o brutalnem ravnanju z domorodci, je bila ugrabljena.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.V roku 1989 po tom, čo otvorene prehovorila o brutálnom zaobchádzaní s pôvodným obyvateľstvom, bola unesená.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.Το 1989, μίλησε ανοικτά για τη βάναυση μεταχείριση των ιθαγενών... και την απήγαγαν.