Ana içeriğe geç
Sözlük

can ile cümle

can kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, herkese karşı cana yakındır.She is friendly to everybody.
Öğle yemeği yemeyi canı istemedi.She was in no humor for lunch.
O, onu tekrar görmeye can atıyordu.She was looking forward to seeing him again.
Kocasının eve gelmesine can atıyordu.She yearned for her husband to come home.
Onun canı dansetmek istedi.She felt like dancing.
Yorgundum ve canım hiçbir şey yapmak istemiyordu.Being tired, I felt like doing nothing.
Uçak kazası 200 can aldı.The plane crash took 200 lives.
O, arkadaş canlısı kahverengi gözlerle bana gülümsedi.She smiled at me with friendly brown eyes.
Budizm makalesi, Doğu dinlerine olan ilgimi yeniden canlandırdı.The article on Buddhism revived my interest in Oriental religions.
Can kulağıyla dinliyorum.I'm all ears.
Askerler şarkıyla canlandırıldı.The soldiers were animated by the song.
Canım çalışmak istemiyor.I don't feel like studying.
Annemi görmek için can atıyorum.I'm dying to see my mother.
Canım hiç yemek yemek istemiyor.I don't feel like eating at all.
Canım yarın bir gün izin almak istiyor.I feel like taking a day off tomorrow.
Canım kırlarda dans etmek istiyor.I feel like dancing in the fields.
Canım bir geziye gitmek istiyor.I feel like going on a trip.
Soğuk bir banyo onu canlandırdı.A cold bath refreshed him.
Yaşlı olmasına rağmen, o hala çok canlıdır.Although old, he is still very much alive.
O bir canlı, dolayısıyla doğal olarak sıçıyor da.It's a living being, so of course it shits.
Ebeveynlerimin konserde benim hakkımda övünme tarzı can sıkıcıydı.It was embarrassing the way my parents bragged about me at the concert.
Yatağımın altında bir canavar var.There's a monster under my bed.
Çocuklar can sıkıcı öğretmenlerden nefret ederler.Children hate annoying teachers.
Onun canı öğle yemeği yemek istemiyordu.She was not in the mood for lunch.
Onun canı öğle yemeği yemek istemedi.She didn't feel like eating lunch.
Onun canı yürüyüşe çıkmak istedi.She felt like taking a walk.
Benimle Lady Gaga'nın bir canlı konserini seyretmeye gitmek isteyen biri varmı?Is there anybody who would like to go see a live concert of Lady Gaga with me?
Canım ona doğruyu söylemek istemiyor.I don't feel like telling her the truth.
Şimdi canım onunla karşılaşmak istemiyor.I don't feel like meeting her now.
O adam benim canımı sıkıyor.That guy annoys me.
İnsanlar işlerini sunarken daha canlı olması gerekir.People need to be more lively when presenting their work.
O can sıkıcı değil mi?Isn't that annoying?
Hepinizin canı cehenneme!Fuck you all to hell!
İnsanlar iş yerlerinde cinsel ilişkide bulunduğunda, bu can sıkıcıdır.It's annoying when people make out at work.
Canım sıkılıyor.I'm bored.
Canın cehenneme.To the devil with you!
Kediler dokuz canlıdır.Cats have nine lives.
Vay canına, hava bugün sıcak.Wow, it's hot today.
Cankurtaran yüksek kaliteli malzemelerden yapılmış olmalıdır.The life preserver must be made of high quality materials.
Ken cana yakın bir kişi gibi görünüyor.Ken seems to be a friendly person.
Ken dost canlısı bir kişi olarak görünüyor.Ken appears to be a friendly person.
Canın cehenneme!Screw you!
Canım gerçekten dışarı çıkmak istemiyordu.I didn't really feel like going out.
Benim canım çalışmak istemiyor. Onun yerine bir sinemaya gitmeye ne dersin?I don't feel like working. How about going to a movie instead?
Loch Ness canavarı gerçek mi yoksa sadece karmaşık bir aldatmaca mı?Is the Loch Ness monster real or is it just an elaborate hoax?
Yarına kadar cüzdanımı geri almazsam, çok canlar yanacak.If I don't get my wallet back by tomorrow, heads will roll!
Bir insanın canını almak her zaman mı yanlış?Is it always wrong to take a human life?
Bu müzik herkesin canını sıkıyor.This music's annoying everyone.
Açıkçası, canım, umurumda değil.Frankly, my dear, I don't give a damn.
Doğrusu, canım, vız gelir tırıs gider.Frankly, my dear, I don't give a damn.
Bu deprem de bir yüz elli can aldı.This earthquake took a hundred and fifty lives, as well.
Bu klübün canlı bir grubu mu var, yoksa bir DJ var mıdır?Does this club have a live band, or is there a DJ?
Canımın istediği her şeyi yaparım.I do anything I feel like.
Uyandığımda dinlenmiş ve canlanmış hissettim.When I woke up I felt rested and refreshed.
Fare canlı mı yoksa ölü mü?Is the rat alive or dead?
Bu sivrisinekler beni canlı canlı yiyorlar!These mosquitos are eating me alive!
Kart hilelerini nasıl yapacağını öğrenirsen her zaman partiyi canlandıran sen olacaksın.If you learn how to do card tricks you'll always be the life of the party.
Akvaryum balığı canlı.The goldfish is alive.
Sağlık ve canlılık uzun hayat için gereklidir.Health and vitality are important for long life.
Can sıkıcı reklamcı evimi aradı.The annoying advertiser called my house.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod