Ana içeriğe geç
Sözlük

can ile cümle

can kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Beni asla canlı ele geçiremeyeceksin!You'll never take me alive!
Hadi canım.Duh.
Seninle tanışmaya can atıyorum.I look forward to meeting you.
Herkes daha iyi bir hayata sahip olmak için can atıyor.Everyone aspires to have a better life.
Tehlikenin canı cehenneme!Damn the torpedoes!
Tamam, canım, iyi geceler!OK, my dear, good night!
Canımı sıkıyorsun.You're annoying me.
Benim için yüksek sesle müzik dinlemek can sıkıcı.For me, listening to loud music is annoying.
Neyse ki can kaybı yaşanmadı.It was lucky that nobody died.
Denizde yaşayan canlıların büyük bir çeşitliliği var.There's a great variety of creatures living in the sea.
Onu canlı bulduk.We found her alive.
Zaman zaman can sıkıcı baş ağrısı çekti.At times, he suffered from a painful headache.
Savaş sona erdiğinde, bir Teksaslı canlı bırakılmadı.When the battle ended, not a Texan was left alive.
Önceleri, Hintliler cana yakındı.At first, the Indians were friendly.
Öldükten sonra tekrar canlanmaya kuvvetle inanıyorum.I strongly believe in respawn after death.
Piyangoyu mu kazandın? Hadi canım!You won the lottery? No way!
Canım, süpermarkete gitmemiz lazım. Sütümüz bitmiş.Sweetheart, we need to go to the supermarket. We ran out of milk.
Hayır, canım, atla gitsen iyi olur.No, my dear, you had better go on horseback.
Tom o elma için can atıyor.Tom's dying for that apple.
Biz cangılda değiliz.We're not in the jungle.
Bir caninin atından daha yavaşsın.You're slower than a villain's horse.
O, onunla birlikte yelkenli turuna gitmeye can atıyordu.She was looking forward to going sailing with him.
O, onunla bir sinemaya gitmeye can atıyordu.She was looking forward to going to a movie with him.
O, onunla tenis oynamaya can atıyor.She was looking forward to playing table tennis with him.
O, onunla zaman geçirmeye can atıyordu.She was looking forward to spending time with him.
Vay canına, bu çok büyük.Wow, that's so big.
Canton'da yaşıyorum.I live in Canton.
Canlı müzik dinlemeye gitmek için senin en sevdiğin yer nedir?What's your favorite place to go hear live music?
Anne! Hector benim canımı sıkıyor!Mom! Hector's bugging me!
Canın yemek istiyor mu?Do you feel like eating?
Ziyaretine ne kadar çok can attığımı sana anlatamam.I can't tell you how much I've been looking forward to your visit.
Ben felçli bir adamın kurtçuklar tarafından canlı canlı yenildiğini duydum.I heard that a paralyzed man was eaten alive by maggots.
Asla canlı bir ahtapot yemedim.I've never eaten a live octopus.
Fransa canlı bir demokrasidir.France is a vibrant democracy.
Onlar canlı mı?Are they live?
Gerçekten canımı sıkıyorsun.You really annoy me.
Bugün canım bir şey yapmak istemiyor.Today I don't feel like doing anything.
Tom oğluna çocukları yiyen bir canavar hakkındaki hikayeyi anlattı.Tom told his son the story about a monster that ate children.
Tom canının koşmak istemediğini söylüyor.Tom says that he doesn't feel like jogging.
Tom canının dışarı çıkmak istemediğini söylüyor.Tom says that he doesn't feel like going out.
Tom bu gece canının bira içmek istemediğini söylüyor.Tom says that he doesn't feel like drinking beer tonight.
Tom hâlâ tamamen eskisi kadar arkadaş canlısı.Tom is still just as friendly as he used to be.
Tom'un canı tekrar Boston'a gitmek istedi.Tom felt like going to Boston again.
Tom'un canı yürüyüş için dışarı çıkmak istedi.Tom felt like going out for a walk.
Tom'un canı vazgeçmek istedi.Tom felt like giving up.
Tom'un canı dans etmek istedi.Tom felt like dancing.
Tom canlı müzik dinlemeyi sever.Tom enjoys listening to live music.
Tom'un şu anda konuşmayı canı çok istemiyor.Tom doesn't feel much like talking right now.
Tom'un bu sabah çalışmayı canı istemiyor.Tom doesn't feel like working this morning.
Tom'un bu sabah köpeği ile yürümeyi canı istemiyor.Tom doesn't feel like taking a walk with his dog this morning.
Tom'un canı şimdi bir şey yemek istemiyor.Tom doesn't feel like eating anything right now.
Tom'un canı gerçekten yüzmek istemiyordu.Tom didn't really feel like swimming.
Tom'un canı gerçekten dışarı çıkmak istemiyordu.Tom didn't really feel like going out.
Tom'un canı gerçekten Kore yemeği yemek istemiyordu.Tom didn't really feel like eating Korean food.
Tom'un canı golf oynamak istemiyordu.Tom didn't feel like playing golf.
Tom'un canı yemek yemeği istemiyordu.Tom didn't feel like eating.
Tom'un canı öğle yemeği yemek istemiyordu.Tom didn't feel like eating lunch.
Tom piranalar tarafından canlı olarak yenilen bir adam gördüğünü iddia etti.Tom claimed that he saw a man being eaten alive by piranhas.
Tom arkadaş canlısı bir adam gibi görünüyor..Tom appears to be a friendly guy.
Tom Mary ile sinemaya gitmeye can atıyordu.Tom was looking forward to going to a movie with Mary.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod