Ana içeriğe geç
Sözlük

can ile cümle

can kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Gerçek bir canlı sihirbazlık gösterisi izlemek ister misin?Do you wanna see a real live magic show?
Şu anda canım dans etmek istemiyor.I don't feel like dancing right now.
Bu gece canım dans etmek istemiyor.I just don't feel like dancing tonight.
Canım yanmıştı.I was hurt.
Bu sabah canım yataktan kalkmak istemedim.I didn't feel like getting out of bed this morning.
Tom hep insanın canını sıkıyor.Tom is always being a nuisance.
Fadıl, Dania'nın cansız bedenini bir göle attı.Fadil dumped Dania's lifeless body in a lake.
Tom can sıkıcı olduğumu söylüyor.Tom says that I'm annoying.
Şu an canım şarkı söylemek istemiyor.I don't feel like singing now.
Şimdi canım şarkı söylemek istemiyor.I don't feel like singing now.
Sadece şu an canım bunu yapmak istemiyor.I just don't feel like doing that right now.
Ben her zaman cana yakın olmaya çalışırım.I always try to be friendly.
Tom asla Mary'ye karşı çok arkadaş canlısı değildi.Tom was never very friendly to Mary.
Onu çok canlı olarak hatırlayabiliyorum.I can remember it very vividly.
Tom çok cana yakın bir adamdır.Tom is a very likable guy.
Canım dans etmek istedi.I felt like dancing.
Fadıl partide çok canlıydı.Fadil was very alive at the party.
Fadıl çok cana yakın olabilir.Fadil could be very friendly.
Müslümanlar, tüm gayrimüslimleri öldürmek isteyen aşırılık yanlıları gibi canlandırılıyor.Muslims are portrayed like extremists that want to kill all non-Muslims.
Anılar çok taze ve canlıdır.The memories are very fresh and vivid.
Leyla, parası için Fadıl'ı canlı canlı yaktı.Layla burned Fadil alive for his money.
Çocukken canavarların o kadar korkutucu olduğunu düşünmüyordum.When I was a child, I didn't think that monsters were that scary.
Evlendiğiniz kişi bir canavar bile olsa cinayet çözüm değil.Even if you're married to a monster, murder is not the way to go.
Çok cana yakın görünüyorsun.You seem to be quite friendly.
Tom, Mary kadar arkadaş canlısı değildir.Tom isn't as friendly as Mary is.
Sami, canavarın şeyini yaptı.Sami did a monster's thing.
Bu piçler beni asla canlı yakalayamaz!These bastards will never take me alive!
O piçler beni asla canlı yakalayamaz!Those bastards will never take me alive!
"Kuşatılıyoruz" "Bizi asla canlı yakalayamazlar, çocuklar! Saldırın!""We're surrounded!" "They'll never take us alive, boys! Charge!"
Ayda can sıkıcıdır.It's boring on the moon.
Ekonomiyi canlandırmak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.We must do everything we can to stimulate the economy.
Bu hayvanlar çok cana yakın.These animals are very friendly.
Bu canavarlar çok cana yakın.These beasts are very friendly.
Şeytanın ruhu yeniden canlanıyor.The spirit of the demon reawakens.
İblisin ruhu yeniden canlanıyor.The spirit of Satan reawakens.
Sen neden her zaman tez canlısın?Why are you always so restless?
İpucu, polisi canavarca bir suça götürdü.The tip led the police to a monstrous crime.
Tom, Mary'nin cansız bedenini kollarında tuttu.Tom held Mary's lifeless body in his arms.
Bizi izlemeye devam edin. Canlı yayınımız kısa süre içinde geri dönecek.Stay tuned. Our live stream will return shortly.
Denizden kum tepelerinin üzerinde canlı bir rüzgar patladı.A crisp wind blew up over the sand dunes from the sea.
Doğa belgeselleri çoğu kez canlı olarak yenilen hayvanlarla doludur.Nature documentaries are often full of animals getting eaten alive.
Canlı olarak yenilen hayvanları görmekten hoşlanmıyorum.I don't like seeing animals get eaten alive.
Çok can sıkıcısın.You're very annoying.
Canım Tom'a bir mektup göndermek istiyor.I feel like sending Tom a letter.
Onu canlı yakalayın.Capture him alive.
Ona canlı ihtiyacım var.I need him alive.
Onu canlı istiyorum.I want him alive.
Sami hapiste kendi canına kıydı.Sami took his own life in prison.
Sami bu yüzden kendi canını aldı.That's why Sami took his own life.
Sami bu yüzden kendi canına kıydı.That's why Sami took his own life.
Leyla'nın ölü mü yoksa canlı mı olduğunu bilmiyorduk.We didn't know whether Layla was dead or alive.
Leyla o evliliği canlı tutamadı.Layla was unable to keep that marriage alive.
Leyla, Sami'yi canlı gören son kişiydi.Layla was the last person to see Sami alive.
Leyla, Sami'yi canlı bıraktı.Layla left Sami alive.
O, Leyla'nın canlı görüldüğü son yerdi.That was the last place where Layla was ever seen alive.
Tom'un ölü ya da canlı olup olmadığını bilmiyoruz.We don't know whether Tom is dead or alive.
Tom o nedenle kendi canını aldı.That's why Tom took his own life.
Kavgada Tom'un canı yanmadı.Tom wasn't hurt in the fight.
Canını sıkanın ne olduğunu bana anlat.Tell me what's the matter.
Esperanto canlı bir dildir.Esperanto is a living language.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod