Tom yatağının altında bir canavar olduğunu söyledi.Tom said that there was a monster under his bed.
Tom ne düşündüğünü bilmeye can atıyor.Tom is dying to know what you think.
Bu biraz can sıkıcıydı.It was a little embarrassing.
Başlamaya can atıyoruz.We're looking forward to getting started.
Canımı dişime taktım.I gave it my all.
Canımızı dişimize taktık.We gave it our all.
Sen çok can sıkıcısın.You are so annoying!
Bu can sıkıcı hata nihayet düzeltildi.This annoying bug has finally been fixed.
Uyanma bir güne başlamak için can sıkıcı bir yoldur.Waking up is an annoying way to start a day.
Yahudi aleyhtarlığı canavarı hâlâ aramızda.The monster of antisemitism is still among us.
Hamile olduğum için her zaman canım uyumak istiyor.I always feel like sleeping because I'm pregnant.
Can yelekleri sizin koltukların altında bulunmaktadır.Life vests are located under your seats.
Canım yürümek istemiyor.I do not feel like walking.
Fiziğin canı cehenneme!The hell with physics!
Cankurtaranlar henüz görevde değil.Lifeguards are not yet on duty.
Cankurtaranlar 9.30'da göreve gider.Lifeguards go on duty at 9:30.
Görevli cankurtaran yok.There's no lifeguard on duty.
Canını sıktım mı?Did I touch a raw nerve?
Bu sabah canlı ve parlaksın.You are bright and glowy this morning.
Bu fotoğraftaki gökyüzü çok canlı.The sky in this photo is very saturated.
Ben bir canavarım.I'm a monster.
Hayvanlar cansız nesneler değildir.Animals are not lifeless objects.
Tom Mary'yi canlandırmaya çalıştı.Tom tried to revive Mary.
Tom bir can yeleği giymiyordu.Tom wasn't wearing a lifejacket.
Bir cankurtaran yeleğin yok.You don't have a life jacket.
Ben can sıkıcı zengin insanlara katlanamam.I can't stand annoying rich people.
Onun Noodliness'i, Uçan Spagetti Canavarı evrende nihai gerçektir.His Noodliness, the Flying Spaghetti Monster is the ultimate truth in the universe.
Kışın kendinizi canlı tutun.Keep yourself alive during winter.
Yolcuların çoğu can yelekleri giymiyordu.Most of the passengers weren't wearing life jackets.
Sadece canım matematik ödevi yapmak istemiyor.I just don't feel like doing my math homework.
Benim hesabımdaki hatayı bulamamak can sıkıcı.It's annoying not being able to find the error in my calculation.
Nietzsche "Siz de bir canavara dönüşmek istemiyorsanız canavarla savaşmayın." demiş.Nietzsche said, "Battle ye not with monsters, lest monsters ye become."
Anılarımızı canlandırdığın için teşekkür ederim.Thank you for refreshing our memories.
Ben artık bir insan değilim ama bir canavarım.I'm no longer a man, but a monster!
Bu keçiler son derece arkadaş canlısı.These goats are extremely friendly.
Canım dışarı çıkmak istemedi.I didn't feel like going out.
Tom çok cana yakın bir adam.Tom is a very personable guy.
Resmi yazılı İngilizce you're, won't ve can't gibi kısaltmalardan kaçınır.Formal written English avoids contractions, such as you're, won't, and can't.
Ben sık sık evimi görmek için can atıyorum.I often yearn for home.
Hiç Loch Ness canavarını duydunuz mu?Have you ever heard of the Loch Ness monster?
Bu keçiler çok cana yakın.These goats are very friendly.
Boston'daki insanlar çok arkadaş canlısı.The people in Boston are very friendly.
Hepsini öldür. Kimsenin canını bağışlama.Kill them all. Spare no one.
Mary bana Tom' dan daha cana yakın geliyor.Mary is more sympathetic to me than Tom is.
Sen açıkça bana söylemek için can atıyorsun.You're obviously dying to tell me.
Sen açıkça bilmek için can atıyorsun.You're obviously dying to know.
O bilmek için can atıyordu.She was obviously dying to know.
Tom açıkça bilmek için can atıyordu.Tom was obviously dying to know.
Yeryüzündeki tüm canlılar karbon içerirler.All living things on Earth contain carbon.
Artık bunu canım istemiyor.I do not feel like it anymore.
Canım bir pizza yemek istiyor.I feel like having a pizza.
Dolabımda bir canavar var.There's a monster in my closet.
Yaratıcı insanların canlı hayal güçleri vardır.Creative people have vivid imaginations.
Ara sıra biraz gülümsersen canını yakmaz.It wouldn't hurt if you smiled a little once in a while.
Canım şu anda çalışmak istemiyorI don't feel like studying right now.
Birçok kişi oldukça arkadaş canlısıdır.Most people are pretty friendly.
Canavar Grendel her gece kral Hrothgar'ın en büyük salonuna saldırdı.The monster Grendel attacked king Hrothgar's great hall every night.
O üzgün ama çok canlı.She's sad, but, very much alive.
Bu nedir, canım?What is it, honey?
Ah canım! Ben neredeyse hiçbir şey duymadım.Oh dear! I barely heard anything.