Ana içeriğe geç
Sözlük

can ile cümle

can kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İnsanlardan önce gelmek zorunda olmak onun canını sıkıyordu.He was annoyed at having to show up before the public.
Bugün canım sigara içmek istemiyor.I don't feel like smoking today.
Canım bu gece dışarıda yemek istiyor.I feel like eating out tonight.
Bu akşam canım akşam yemeği yemek istemiyor.I don't feel like eating supper tonight.
Bu gece canım hiç çalışmak istemiyor.I don't feel like studying at all tonight.
Canım dedektif hikayesi okumayı istedi.I felt like reading the detective story.
Canım bu gece biraz pizza yemek istiyor.I feel like having some pizza tonight.
Onun canı bazen Japon tarzı yemek yemek istiyor.He sometimes feels like eating Japanese-style food.
Küçük çocuklar genellikle ejderhalar ve diğer canavarlar hakkında kitapları sever.Small children often like books about dragons and other monsters.
Köylülerin çevrede yaptığı tartışma oldukça canlıydı.The discussion the villagers had on the environment was quite lively.
Doğum günüme can atıyorum.I look forward to my birthday.
Kahvaltıdan önce bir yürüyüş canlandırıcıdır.A walk before breakfast is refreshing.
Onun bir canavar gördüğü doğrudur.It's true that he saw a monster.
Onun konuşması canımızı sıktı.His speech turned us off.
Yurtdışına gitmek için can atıyor.He is aching to go abroad.
Parayla canı ne isterse yapabilir.He can do whatever he likes with the money.
O benim can dostumdu.He was my dear friend.
O cana yakın görünüyor.He seems to be friendly.
Onlar bir ayıyı canlı yakaladılar.They caught a bear alive.
Canı tekrar Tohoku'ya gitmek istedi.She felt like going to Tohoku again.
Budizm makalesi, Doğu dinlerine olan ilgimi yeniden canlandırdı.The article on Buddhism revived my interest in Oriental religions.
Çocuklar can sıkıcı öğretmenlerden nefret ederler.Children hate annoying teachers.
Canın cehenneme.To the devil with you!
Ken cana yakın bir kişi gibi görünüyor.Ken seems to be a friendly person.
Ken dost canlısı bir kişi olarak görünüyor.Ken appears to be a friendly person.
Benim için yüksek sesle müzik dinlemek can sıkıcı.For me, listening to loud music is annoying.
Piyangoyu mu kazandın? Hadi canım!You won the lottery? No way!
Canım, süpermarkete gitmemiz lazım. Sütümüz bitmiş.Sweetheart, we need to go to the supermarket. We ran out of milk.
Fransa canlı bir demokrasidir.France is a vibrant democracy.
Tom piranalar tarafından canlı olarak yenilen bir adam gördüğünü iddia etti.Tom claimed that he saw a man being eaten alive by piranhas.
Tom kesinlikle cana yakındır.Tom certainly is friendly.
Canlılar hücrelerden oluşur.Living things are made from cells.
Futbol maçı öğleden sonra saat beş'te canlı yayınlanacak.The soccer game will be transmitted live at five p.m.
AKB'den söz ederken, ilk çıkışlarından önce iki defa canlı performanslarına gittim.Speaking of AKB, I went to their live performances twice before their debut.
Cankurtaran sandalları nerede?Where are the lifeboats?
Canım çok hızlı yürümek istemiyor.I don't feel like walking so fast.
Ne can sıkıcı!How annoying!
Halk hikayelerine göre kediler dokuz canlıdır.According to folktales, cats have nine lives.
Tom karnının ağrıdığını ve canının bir şey yemek istemediğini söyledi.Tom said he had a stomachache and didn't feel like eating anything.
Bu iş can sıkıcıdır.This job is a pain in the neck.
Bütün bu formları doldurmak can sıkıcı.Filling out all these forms is a pain in the neck.
Toplu taşıma aracı ile oraya gitmek can sıkıcı.It's a pain in the neck to get there by public transportation.
Bunu yapmak can sıkıcı olabilir fakat onu yapmak zorundayız.It might be a pain in the neck to do this, but we have to do it.
Yakında seni tekrar görmeye can atıyorum.I look forward to seeing you again soon.
Dur. Canımı yakıyorsun.Stop. You're hurting me.
Canını sıkmak istemem.I don't want to bore you.
Canınızı sıkmak istemem.I don't want to bore you.
Canını sıkmak istemiyorum.I don't want to bore you.
Canınızı sıkmak istemiyorum.I don't want to bore you.
Hiç kimsenin canı müdahale etmek istemiyor.No one feels like fighting.
O, canımı yaktı ama ağlamadım.It hurt, but I didn't cry.
Tom canlı.Tom is lively.
Ben bir cankurtaranım.I'm a lifeguard.
Çok can sıkıcı.It's very embarrassing.
Canım bunu yapmak istemiyor.I don't feel like doing it.
Tom canlı gömüldü.Tom was buried alive.
Canım, saat 11.00'de iş için beni uyandırmayı unutma.Honey, don't forget to wake me up for work at 11 o'clock.
Büyük gemilerin hepsi bir cankurtaran ile donatılmıştır.Large ships are all equipped with a lifeboat.
Gerçekten canım konuşmak istemiyor.I really don't feel like talking.
Bir milyon dolardan daha fazla mücevher Cannes'teki bir otel odasından çalındı.More than $1 million of jewels were stolen from a hotel room in Cannes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod