Senin canını sıkan şey gerçekten ne?What's really bothering you?
Onların canını sıkan şey gerçekten ne?What's really bothering them?
Onun canını sıkan şey gerçekten ne?What's really bothering him?
Onun onların canını sıktığını düşünüyor musunDo you think that bothered them?
Canım kendimi öldürmek istedi.I felt like killing myself.
Tom beş aydır cangılda yaşıyor.Tom has lived in the jungle for five months.
Dan'in kalbi durdu ama doktorlar onu canlandırmayı başardılar.Dan's heart stopped but doctors managed to revive him.
Sonra bebeğin gözleri iki yıldız gibi parlamaya başladı ve canlandı.Then the doll's eyes began to shine like two stars and it came to life.
Canım şimdi bunu yapmak istemiyor.I don't feel like it now.
Dan radyoda canlı çaldı.Dan played live on the radio.
Herkes seninle tanışmak için can atıyor.Everyone's dying to meet you.
Tom cana yakın bir kişi.Tom is an outgoing person.
Şimdi canın ne yapmak istiyor?What do you feel like doing now?
Can kaybı yoktu.There were no casualties.
Can kayıpları olabilir.There might be casualties.
Hiç can kaybı var mıydı?Were there any casualties?
Bu biraz can yakabilir.This might hurt a little bit.
Canın ne hakkında konuşmak istiyor?What do you feel like talking about?
Tom, Meryem'in canı ne isterse yapmasına müsaade etti.Tom let Mary do whatever she wanted to do.
Tom, Meryem'in canı ne isterse yapmasına müsaade ediyor.Tom lets Mary do whatever she wants to do.
Fakir bulabildiğinde, zengin canı istediğinde yer.The poor man eats when he can, but the rich man eats when he wants.
Canım iskambil oynamak istemiyor.I don't feel like playing cards.
Bilmek için can atıyorum.I'm dying to know.
Onunla tanışmak için can atıyorum.I've been dying to meet him.
Tetanos aşısı bir köpek ısırmasından daha çok canımı yaktı.The tetanus shot hurt me more than the dog bite did.
Can kurtaran sandalında sadece on kişi için yer var.There's only space for ten people in the lifeboat.
Bu gemide kaç tane cankurtaran sandalı var.How many lifeboats are on this ship?
Yeterince can kurtaran sandalı olmadığı için birçok kişi öldü.Many people died because there weren't enough lifeboats on the ship.
Bu canavarlara teslim olacak mıyız?Are we going to surrender to these monsters?
Tom'un ailesi canciğer kuzu sarması gibidir.Tom's family is close-knit and loving.
Seni iğrenç canavar, buradan defol!You filthy beast, get out of here!
O bir canavar olduğunu kabul etti.He accepted that he was a monster.
Merhaba, canım, sevgilim, tatlım, kaderim. Günün nasıldı?Hi, my dear, my darling, my honey, my destiny. How was your day?
Bir bira için can atıyorum.I'm dying for a beer.
Canımı dişime takarak çalışıyorum.I work my ass off.
Ceset cansızdır.The body is lifeless.
Merhaba canım, ben iki resim yaptım ve ben onlar hakkında fikrini istiyorum.Hello, my dear, I made two pictures and I want your opinion on them.
Merhaba, canım, fotoşopta iki resim yaptım ve onlar hakkında fikrini istiyorum.Hello, my dear, I made two pictures in photoshop and I want your opinion on them.
Cannibal Corpse bir Amerikan death metal grubudur.Cannibal Corpse is an American death metal band.
Candlemass etkileyici bir İsveçli doom metal grubudur.Candlemass is an influential Swedish doom metal band.
Tom canla başla çalıştı.Tom worked his fingers to the bone.
Loch Ness canavarı bir şehir efsanesidir.The Loch Ness monster is an urban myth.
Türkler çok arkadaş canlısı bir ulustur.Turks are a very friendly nation.
Dün, o kendi canına kıydı.Yesterday, she took her own life.
Tom tez canlıdır.Tom is hot-headed.
Sokulgan davranış gerçekten can sıkıcı olabilir.Ingratiating behaviour can be really annoying.
Her şeyin canı cehenneme.Fuck everything.
Yatağımın altında bir canavar var. Bundan eminim.There’s a monster under my bed, I’m certain of that.
Onlar seni cansız görmek istiyor.They want to see you dead.
Can sıkıntısı en lüks şeylerden biridir.Boredom is one of the most luxurious things.
Depremde yaşanan can kayıplarına ilişkin rapor aldılar mı?Have they received any reports of lives lost in the earthquake?
Depremde kaybedilen canların raporlarını aldılar mı?Have they received any reports of lives lost in the earthquake?
O, boşuna can vermedi.He did not perish in vain.
Kumsalda cankurtaran yok.There isn't a life guard at the beach.
Birçok çocuk can sıkıcı bir şekilde bağırıyor.Many children are yelling annoyingly.
Birçok çocuk bağırıyor, bu can sıkıcı bir durum.Many children are yelling, which is annoying.
Hepinizle tanışmak için can atıyorum.I'm dying to meet you all.
Karımın canını sıkmayı kesin.Stop bothering my wife.
Arkadaşımın canını sıkmayı kesin.Stop bothering my friend.
Tom ve Mary çok arkadaş canlısı ve açık yüreklidirler.Tom and Mary are very friendly and outgoing.