Gerçekten canını ne sıkıyor?What's really bugging you?
Bugün Tom'un canı dışarıda oynamak istemiyor.Tom doesn't feel like playing outside today.
Tom bana karşı hiç de çok arkadaş canlısı değildi.Tom never was very friendly to me.
Tom son derece cana yakın, değil mi?Tom is extremely outgoing, isn't he?
Tom oldukça cana yakın, değil mi?Tom is pretty outgoing, isn't he?
Tom çok cana yakın, değil mi?Tom is very outgoing, isn't he?
Tom cana yakın, değil mi?Tom is outgoing, isn't he?
Tom çok can sıkıcı, değil mi?Tom is very annoying, isn't he?
Tom can sıkıcı, değil mi?Tom is annoying, isn't he?
Tom çok can sıkıcı.Tom is very annoying.
Mary can kurtaranlardan biriyle çıkıyor.Mary is dating one of the lifeguards.
Mary can kurtaranlardan biriyle flört ediyor.Mary is dating one of the lifeguards.
Can kurtaranların bizi korumak için burada.The lifeguards are here to protect us.
Tom bu kutuda ne olduğunu görmeye can atıyor.Tom is dying to see what's inside this box.
Canın ne yapmak istiyor?What do you feel like doing?
Bu akşam canın ne yapmak istiyor?What do you feel like doing this evening?
Tom'un canı egzersiz yapmak istemiyordu.Tom didn't feel like exercising.
Tom cana yakındı.Tom used to be friendly.
Tom arkadaş canlısı değil.Tom isn't friendly.
Tom arkadaş canlısı görünüyor.Tom seems friendly.
Tom çok arkadaş canlısı değil.Tom isn't very friendly.
Tom buna hiç can atmıyor.Tom isn't looking forward to it at all.
Bu can sıkıcı.This is annoying.
Tom buradan kurtulmaya can atıyor.Tom is dying to get out of here.
Öğle yemeğinden sonra canın ne yapmak istiyor.What do you feel like doing after lunch?
Tom cana yakın bir adam.Tom is a warm-hearted man.
Tom bana karşı çok cana yakın.Tom has been very friendly toward me.
Şevkle çalıştıktan sonra meyve ve suyla canlandık.After working zealously, we were refreshed by fruit and water.
Mary'nin güzel bir gülümsemesi vardır ve her zaman çok arkadaş canlısıdır.Mary has a pretty smile and is always very friendly.
Düşmanlarımıza, canımızı alsalar da, özgürlüğümüzü asla alamayacaklarını söyle!Tell our enemies that they may take our lives, but they'll never take our freedom!
O çok canlı bir biçimde konuşur.He speaks so vividly.
O, ünlü bir aktör olmak için can attı.He aspired to be a famous actor.
Yardımın için teşekkür ederim. Canın sağolsun."Thank you for your help." "No worries."
Bu sorun gerçekten can sıkıcı.This problem is really annoying.
Canım istemiyor.I would prefer not to.
Benim canımı sıkmayı bırak.Stop bugging me.
Sadece canımı sıkmayı bırak, tamam mı?Just stop bugging me, okay?
Otistik çocuklar can sıkıntısının ne olduğunu bilmezler.Autistic children don't know what boredom is.
Tom, benim canımı yakacağını söylüyor.Tom says he'll hurt me.
Ağaçlar canlıdır.Trees are alive.
Canım kutlama yapmak istiyor.I feel like celebrating.
Bu biraz can sıkıcı.It's a little annoying.
Gerçekten canım bunu yapmak istemiyor.I'm really not in the mood for this.
Canım seni öpmek istiyor.I feel like I want to kiss you.
Şirket için canım bir şey yapmak istemiyor.I'm not in the mood for company.
Bir kola için can atıyorum.I'm dying for a coke.
Benim canım arkadaşım!My dear friend!
Tom'un canı gerçekten kahve içmek istemiyordu.Tom didn't really feel like drinking coffee.
O gerçekten canımı sıktı.It really bugged me.
Tom'un canı gerçekten çalışmak istemiyordu.Tom didn't really feel like working.
Bu sabah Tom'un canı gerçekten okula gitmek istemiyordu.Tom didn't really feel like going to school this morning.
Tom'un canı gerçekten paten yapmaya gitmek istemiyordu.Tom didn't really feel like going skating.
Tom'un canı çalışmak istemiyordu.Tom didn't really feel like studying.
Tom'un canı gerçekten tenis oynamak istemiyor.Tom didn't really feel like playing tennis.
Tom'un canı arkadaşlarla içmek için gerçekten dışarı çıkmak istemiyor.Tom didn't really feel like going out drinking with the guys.
Tom'un canı gerçekten John ve Mary ile birlikte kampa gitmek istemiyor.Tom didn't really feel like going camping with John and Mary.
Tom'un canı gerçekten Mary ile satranç oynamak istemiyor.Tom didn't really feel like playing chess with Mary.
Bir fincan kahve için can atıyorum.I'm dying to have a cup of coffee.
Tuvalete gitmek için can atıyorum.I'm dying to go to the toilet.
Onunla tanışmaya can atıyorum.I'm dying to meet her.