Ana içeriğe geç
Sözlük

can ile cümle

can kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Şimdi onu yapmayı canım istemiyor.I don't feel like doing that right now.
Tom'u görmeye can atmıyorum.I'm not looking forward to seeing Tom.
Artık Tom bile bana hakaret etmek için canını sıkmıyor.Tom doesn't even bother to insult me anymore.
Bu çocuk gelecekte bir avukat olmaya can atıyor.This child aspires to become a laywer in the future.
Bugün canım Tom hakkında konuşmak istemiyor.I don't feel like talking about Tom today.
Bugün canım Tom'la konuşmak istemiyor.I don't feel like talking with Tom today.
Sadece bunu canım istemiyor.I just don't feel like it.
Buradan asla canlı olarak çıkmayacaksın.You'll never make it out of here alive.
Canım bağırmak istedi.I felt like screaming.
Tom, canımı yakıyorsun!Tom, you're hurting me!
Kadınlar niçin böyle can sıkıcı varlıklardır.Why are women such bothersome creatures?
Buradan canlı çıkarsak, sana istediğin bir şeyi alacağım.If we get out of here alive, I'll buy you anything you want.
Bu gece canın dışarı çıkmak isterse beni ara.Give me a buzz if you feel like going out tonight.
Bunu denemek için can atıyorum.I'd be willing to give it a try.
Sivrisinekler burada gerçekten kötü. Canlı canlı yeniliyorum.The mosquitoes are really bad here. I'm getting eaten alive.
Canını sıkan bu mu?Is that what's eating you?
Tom yerel bir yüzme havuzunda bir cankurtaran.Tom is a lifeguard at the local swimming pool.
Tom yaz boyunca bir cankurtaran olarak çalıştı.Tom worked as a lifeguard during the summer.
Tom'un söylediği Mary'nin canını sıktı.What Tom said bothered Mary.
Canım sıkılıyordu.I was feeling blue.
Cankurtaranlar kırmızı ışıklarda durmak zorunda değiller ama genellikle yavaşlarlar.Ambulances don't have to stop at red lights, but they usually slow down.
Tom can sıkıcı.Tom is annoying.
Tom o düştüğü zaman canı acıdı.Tom got hurt when he fell down.
Aslında canım konuşmak istiyor.Actually, I feel like talking.
Tom candan güldü.Tom laughed wholeheartedly.
Tom cansiperane güldü.Tom laughed wholeheartedly.
Video oyunları hayatımı mahvetti, en azından benim hala iki canım var.Video games ruined my life, at least I still have two lives left.
Tom'a canımı sıkmaktan vazgeçmesini söyledim.I told Tom to quit bothering me.
Neyin canını sıktığını bana söyleyebilir misin?Could you tell me what's bothering you?
Tom bir şeyin Mary'nin canını sıktığını söyleyebilir.Tom could tell something was bothering Mary.
Tom Harvard'a kabul edildiğini birine söylemek için can atıyordu.Tom has been dying to tell someone about being accepted into Harvard.
Çalışma günü monotonluğunu kırmak için Tom öğle vakti koşusuna can atıyor.Tom looks forward to his lunchtime run, to break up the monotony of his working day.
Cannes'e gitmeden önce mayolar aldık.Before going to Cannes, we bought bathing suits.
O, şikayetleri ile her zaman benim canımı sıkıyor.He is always annoying me with his complaints.
Bu gece canım sinemaya gitmek istemiyor.I don't feel like going to the movies tonight.
O hep şikayetleri ile benim canımı sıkar.She is always annoying me with her complaints.
Onlar canlı köpekler.They're lively dogs.
Komşular çok gürültü yapıyorlar - onlar canımı sıkmaya başlıyorlar.The neighbours are making too much noise – they're starting to annoy me!
O filmi izlemeye gerçekten can atıyorum.I'm really looking forward to seeing that film.
Bu can atılacak bir şey.That's something to look forward to.
Canım dışarı yürüyüşe çıkmak istemiyor.I don't feel like going out for a walk.
Canavar canlı, uyanık ve aç.The beast is alive, awake and hungry.
Ölü bir kahraman olmaktansa canlı bir korkak olmak daha iyidir.Better a live coward than a dead hero.
Seni görmeye can atıyoruz.We're looking forward to seeing you.
Tom'la tanışmak için can atıyoruz.We're dying to meet Tom.
Çok canciğer olduk.We got very close.
Tom oldukça cana yakın.Tom is quite friendly.
Tom'u görmek için can atıyorum.I've been dying to see Tom.
Ben cana yakın değilim.I'm not outgoing.
Bu sadece canımı sıkıyor.It just bugs me.
Bu beni canlı hissettiriyor.It makes me feel alive.
Bunun Tom'un canını sıktığını düşünüyor musun?Do you think that bugged Tom?
Onun Tom'un canını sıktığını düşünüyor musun?Do you think that bothered Tom?
Yorgunluktan canın çıkacak.You're going to be exhausted.
Tom'un can sıkıcı olduğunu düşündüm.I thought Tom was annoying.
Canını dişine tak.Put your back into it.
Fin insanlarının çoğu Çinli insanlara karşı çok arkadaş canlısıdır.Most of the Finnish people are very friendly to Chinese people.
Onun patronu arkadaş canlısıdır, Amerikalıdır.His boss is friendly, he's American.
Onun gri ve cansız gözleri, iki sıcak kömür gibi yandı.His grey and lifeless eyes burned like two hot coals.
Tom bütün gün izlemeye can attığı TV'de bir gösteri boyunca uyudu.Tom slept through a show on TV that he'd been looking forward to watching all day.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod