Gerçekten şu anda canım Tom'la konuşmak istemiyor.I really don't feel like talking to Tom right now.
Sanırım Tom hâlâ canlı.I think Tom is still alive.
Çocuklar genellikle sabırsız ve tez canlı.Children are often impatient and restless.
Son derece arkadaş canlısıdır.He is extremely friendly.
Bir milyon dolardan daha fazla mücevher Cannes'teki bir otel odasından çalındı.More than $1 million of jewels were stolen from a hotel room in Cannes.
Canım bugün Fransızca çalışmak istemiyor.I don't feel like studying French today.
Canım bugün Fransızca konuşmak istemiyor.I don't feel like speaking French today.
Bugün canım Fransızca konuşmak istiyor.I feel like speaking French today.
Bu akşam canım biraz kebap yemek istiyor.I feel like having some kebab.
İmanını canlı tut!Keep the faith alive!
Canını seven kaçsın!Run for your lives!
Bu adadan canlı çıkamayacağız.We won't get off this island alive.
Senin insanların dilinin canlanması ile ilgileniyor mu?Are your people interested in the revival of your language?
O canlı!She is alive!
Tom'un ne dediğini bulmak için can atıyorum.I'm dying to find out what Tom said.
Yanan binanın dışına asla canlı çıkamayacağımızı düşündüm.I thought we'd never get out of the burning building alive.
Tom'un canı neden gittiğini herkese söylemek istemiyordu.Tom didn't feel like telling everybody why he was leaving.
Tom seninle tanışmaya can atıyor.Tom has been looking forward to meeting you.
Tom'un bavulunda ne olduğunu bilmeye can atıyorum.I'm dying to know what's in Tom's suitcase.
Tom'la tanışmaya gerçekten can atıyorum.I'm really looking forward to meeting Tom.
Ben de seni görmeye can atıyorum.I'm looking forward to seeing you as well.
Bugün canım okula gitmek istemiyor.I don't feel like going to school today.
Sadece arkadaş canlısı olmaya çalışıyordum.I was just trying to be friendly.
Canım çok gülmek istemiyor.I don't feel much like laughing.
Buna can atıyordum.I was looking forward to this.
Kaç tane can kurtaran sandalı var?How many lifeboats are there?
Tom son derece arkadaş canlısıdır.Tom is extremely friendly.
Senin canını yakacağım.I'm going to hurt you.
Tom'la tanışmak için can atıyorum.I'm dying to meet Tom.
Bahse girerim o can yakar.I'll bet it hurts.
Sen bir canavarsın.You're a monster.
Tom arkadaş canlısıydı.Tom was friendly.
Canın yanıyor mu?Are you in pain?
Hiç kimse canlı kaçmadı.No one escaped alive.
Gerçekten seninle çalışmaya can atıyorum.I'm really looking forward to working with you.
Tom'u tekrar görmeye gerçekten can atıyorum.I'm really looking forward to seeing Tom again.
Banyoyu temizlemeye can atmıyorum.I'm not looking forward to cleaning the bathroom.
Bahçenin otlarını temizlemeye can atmıyorum.I'm not looking forward to weeding the garden.
Canlı bir ıstakozu kaynar su dolu bir kaba atmak acımasızca.It's cruel to put a live lobster into a pot of boiling water.
Şehir daha fazla dinçlik ile canlandı.The city came back to life with more vigor.
Canın yürüyüşe çıkmak istiyor mu?Do you feel like taking a walk?
Bütün canlandırma çabaları başarısız oldu.All the resuscitation efforts have failed.
Seninle olmak için can atıyorum.I am dying to be with you.
Senin için can atıyorum.I am dying for you.
Cannes'daki Carlton otelinden 40 milyon euro değerinde mücevherler çalındı.Jewels worth €40-million were stolen in Cannes from the Carlton hotel.
Canın onun hakkında konuşmak istiyor mu?Do you feel like talking about it?
Canım hiçbir şey yapmak istemiyor.I don't feel like doing anything.
Tom, Mary'yi canlı gören son kişiydi.Tom was the last person to see Mary alive.
Tom canının Mary ile konuşmak istemediğini söyledi.Tom said he didn't feel like talking to Mary.
Tom canının gitmek istemediğini söyledi.Tom said he didn't feel like going.
Tom kimsenin canını acıtmayı planlamadı.Tom didn't plan on hurting anyone.
Tom'un canı çok fazla gülmek istemiyordu.Tom didn't feel much like smiling.
Tom'un canı çok yemek yemek istemiyordu.Tom didn't feel much like eating.
Tom canı nadiren yemek pişirmek ister.Tom seldom feels like cooking.
Tom bugün çok arkadaş canlısı gibi görünüyor.Tom seems very friendly today.
Vay canına, bu şaşırtıcı değil mi?Wow, isn't that amazing?
Bir cankurtarana ihtiyacın var.You need an ambulance.
O can sıkıcıydı.That was embarrassing.
Tom çok arkadaş canlısıdır.Tom is very friendly.
Ateş! Canını seven kaçsın!Fire! Run for your lives!