Tom canımı sıkıyor.Tom bores me.
Tom canlı.Tom is lively.
Can kulağıyla dinliyoruz.We're all ears.
Biz can kurtaranlarız.We're lifeguards.
Onlar cana yakın olacaklar.They'll be friendly.
Onlar cana yakın mı?Are they friendly?
Can sıkıcı olmayın.Don't be pathetic.
Ben bir cankurtaranım.I'm a lifeguard.
Can yakıcı mı?Is it painful?
Çok can sıkıcı.It's very embarrassing.
Cana yakın görünüyorsun.You look warm.
O çok can sıkıcı.That's so annoying.
Canım, utangaç olma!My dear, don't be shy!
Can sıkıcı insanlar beni rahatsız ediyor.Annoying people irritate me.
Canım bunu yapmak istemiyor.I don't feel like doing it.
O herkesin canını sıktı.That displeased everyone.
Canın gitmek istemedi mi?Didn't you feel like going?
Can sıkıcı bir şey yapma.Don't do anything embarrassing.
Tom bir canavar.Tom is a monster.
Tom çok cana yakın.Tom is very sympathetic.
Tom canlı gömüldü.Tom was buried alive.
Detaylarla benim canımı sıkmayın.Don't bother me with details.
Canımı sıkma. Çalışıyorum.Don't bug me. I'm working.
Canım yemek pişirmek istemedi.I didn't feel like cooking.
Artık canını sıkmayacağım.I won't bother you anymore.
Canını sıkmalarına izin verme.Don't let them get to you.
Canım Tom'u aramak istemedi.I didn't feel like calling Tom.
Canım kutlamak istemiyordu.I didn't feel like celebrating.
Canım, saat 11.00'de iş için beni uyandırmayı unutma.Honey, don't forget to wake me up for work at 11 o'clock.
Ben canımı acıtabilirdim.I could have been hurt.
Şimdi canım Tom'la ilgilenmek istemiyor.I don't feel like dealing with Tom right now.
Canım çok dans etmek istemiyor.I don't feel much like dancing.
Canım çok yemek yemek istemiyor.I don't feel much like eating.
Canım çok konuşmak istemiyor.I don't feel much like talking.
Tom'un ölü mü yoksa canlı mı olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if Tom is dead or alive.
Canım yalnız olmak istiyor.I feel like being alone.
Canım dans etmek istiyor.I feel like dancing.
Canım gülümsemek istiyor.I feel like smiling.
Canım beklemek istiyor.I feel like waiting.
Canım yürümek istiyor.I feel like walking.
Tom'u çok cana yakın buldum.I found Tom very friendly.
Sanırım canım farklı bir şey yemek istemedi.I guess I felt like eating something different.
Büyük gemilerin hepsi bir cankurtaran ile donatılmıştır.Large ships are all equipped with a lifeboat.
Sizinle görüşmeye can atıyordum.I've been dying to meet you.
Canım şarkı söylemek istemiyor.I don't feel like singing.
Canım oturmak istemiyor.I don't feel like sitting down.
Canım gülümsemek istemiyor.I don't feel like smiling.
Gerçekten canım okumak istemiyor.I don't really feel like reading.
Gerçekten canım konuşmak istemiyor.I really don't feel like talking.
Bunun canımı sıkmasına izin vermeyeceğim.I won't let that bother me.
Benim oldukça canlı bir hayal gücüm var.I've got a pretty vivid imagination.
Sadece canım kalkmak istemiyordu.I just didn't feel like getting up.
Benim canım doğum günümü kutlamak istemiyor.I just don't feel like celebrating my birthday.
Benim canım bu gece onu yapmak istemiyor.I just don't feel like doing that tonight.
Onun can sıkıcı bir kişiliği var.He has an irksome personality.
Eski Prusya dilinin canlanması seksenlerin başında başladı.The Old Prussian language revival began in the early 80's.
Tom'la görüşmeye can atıyorum.I look forward to meeting Tom.
Asla can sıkıcı bir şey yapmam.I never do anything embarrassing.
Gerçekten canım Tom'u görmek istemiyor.I really don't feel like seeing Tom.
Gerçekten canım şu anda konuşmak istemiyor.I really don't feel like talking right now.