Bugün canım bir şey yapmak istemiyor.Today I don't feel like doing anything.
Canım bügün evde kalmak ve bir şey yapmamak istiyor.Today I just feel like staying at home and doing nothing.
Bu kötü havadan dolayı canım dışarı çıkmak istemiyor.For this bad weather I don't feel like going out.
Canımı sıkan bir şey var.There's one thing that is bothering me.
Canım sıkkın ve yapacak hiçbir şeyim yok.I'm bored and I have nothing to do.
Her sabah araba sürmekten oldukça canım sıkılıyor.I'm getting pretty bored with driving every morning.
Böyle bir günde canım dışarıya çıkmak istemiyor.On a day like this, I don't feel like going outside.
Artık canım uyumak istemiyor.I don't feel like sleeping anymore.
Canım yapmak istemiyor.I do not feel like doing it.
Nasılsın, canım?How are you, my dear?
Herkes gitmemi istiyor ama canım gitmek istemiyor.Everyone wants me to go, but I don't feel like going.
Canım kutlama yapmak istemiyor.I don't feel like partying.
Bu gece canım dışarı çıkmak istemiyor.I just don't feel like going out tonight.
Şu anda canım bir şey yapmak istemiyor.I don't feel like doing anything right now.
Canım dans etmek istemiyor.I don't feel like dancing.
Canımı yakma.Don't hurt me.
Canımı sıkmayın.Don't bother me.
Canım istediği zaman güzel hikayeler yazabilirim.I can write good stories when I feel like it.
Canım çok hızlı yürümek istemiyor.I don't feel like walking so fast.
Canım TV izlemek istemiyor.I don't feel like watching TV.
Bugün canım hiçbir şey yapmak istemiyor.I don't feel like doing anything today.
Cheesecake Factory'de canımın istediği kadar peynirli kek yemek istiyorum.I'd like to eat cheesecake to my heart's content at The Cheesecake Factory.
Canım yürüyüş için dışarı çıkmak istiyor.I feel like going out for a walk.
Memnuniyetle, canım.With pleasure, my dear.
"Bana bir fincan kahve getirir misin?" "Memnuniyetle, canım.""Would you get me a cup of coffee?" "With pleasure, my dear."
Şimdi canım onu yapmak istemiyor.I don't feel like doing that now.
Şimdi canım TV izlemek istemiyor.I don't feel like watching TV now.
Teşekkür ederim canım.Thank you, my dear.
Zaten canım istemiyor!I don't feel like it anyway!
Dur. Canımı yakıyorsun.Stop. You're hurting me.
Benim de canım oynamak istemiyor.I don't feel like playing either.
Canıma tak etti artık.I'm through.
O, canımı yaktı ama ağlamadım.It hurt, but I didn't cry.
Canımı yakıyorsun.You're hurting me.
Tom canımı sıkıyor.Tom bores me.
Canım, utangaç olma!My dear, don't be shy!
Canım bunu yapmak istemiyor.I don't feel like doing it.
Detaylarla benim canımı sıkmayın.Don't bother me with details.
Canımı sıkma. Çalışıyorum.Don't bug me. I'm working.
Canım yemek pişirmek istemedi.I didn't feel like cooking.
Canım Tom'u aramak istemedi.I didn't feel like calling Tom.
Canım kutlamak istemiyordu.I didn't feel like celebrating.
Canım, saat 11.00'de iş için beni uyandırmayı unutma.Honey, don't forget to wake me up for work at 11 o'clock.
Ben canımı acıtabilirdim.I could have been hurt.
Şimdi canım Tom'la ilgilenmek istemiyor.I don't feel like dealing with Tom right now.
Canım çok dans etmek istemiyor.I don't feel much like dancing.
Canım çok yemek yemek istemiyor.I don't feel much like eating.
Canım çok konuşmak istemiyor.I don't feel much like talking.
Canım yalnız olmak istiyor.I feel like being alone.
Canım dans etmek istiyor.I feel like dancing.
Canım gülümsemek istiyor.I feel like smiling.
Canım beklemek istiyor.I feel like waiting.
Canım yürümek istiyor.I feel like walking.
Sanırım canım farklı bir şey yemek istemedi.I guess I felt like eating something different.
Canım şarkı söylemek istemiyor.I don't feel like singing.
Canım oturmak istemiyor.I don't feel like sitting down.
Canım gülümsemek istemiyor.I don't feel like smiling.
Gerçekten canım okumak istemiyor.I don't really feel like reading.
Gerçekten canım konuşmak istemiyor.I really don't feel like talking.
Bunun canımı sıkmasına izin vermeyeceğim.I won't let that bother me.