Ebeveynler çocuklarını dürüstlük ve sıkı çalışmanın önemi üzerine etkilemeye çalışıyorlar.Parents try to impress upon their children the importance of honesty and hard work.
O kuşların nasıl uçtuğu üzerine çalışma yaptı.He studied how birds flew.
Yaşadığımız sürece çalışmak zorundayız.As long as we live, we have to work.
Ben McDonald's'ta için çalışıyorum.I work for McDonald's.
Gerçek erkekler aerobik yapmak için değil, ağırlık çalışmak için spor salonuna giderler.Real men go to the gym to pump iron, not to do aerobics.
Onun çalışma odası parka bakıyor.His study faces the park.
O her zaman diğer insanlara yardım etmeye çalışıyor.She's always trying to help other people.
Onun çalışmaları bilimsel araştırmayı geliştirmeye çok katkıda bulundu.Her studies contributed greatly to developing scientific research.
Birçok şirket çalışanlarının internet etkinliğini izlemektedir.Many companies monitor their employees' internet activity.
O hiç çalışma yapmadı.He didn't do any work.
O çalıştırmayı seviyor.He likes to run.
O, sorunu çözmek için çalıştı, ama şansı yoktu.He tried to solve the problem, but had no luck.
Nasıl çalıştığını anlamak için ayrı şeyler almayı isterim.I like to take things apart to see what makes them tick.
Senin yeterince ders çalışmadığını düşünüyorum.I think that you're not studying enough.
Çalışmak istemeyen, yemek de yemesin.If anyone is not willing to work, then he is not to eat, either.
Bay Hashimoto motoru çalıştırdı.Mr Hashimoto started the engine.
Giriş sınavını geçebilsin diye, o sıkı çalışıyor.He's studying hard so he can pass the entrance exam.
Yorgundum ama çalışmaya devam ettim.I was tired, but continued working.
Yağmurdan ıslanmamaya çalış.Try not to get wet because of the rain.
Her sabah saat 6'dan itibaren Central Park'ta çalışırım.I work from 6am every morning in Central Park.
Bir bankada çalışıyorum.I work in a bank.
O berber dükkanında kaç tane berber çalışır.How many barbers work in that barbershop?
O, binicilik toplumunun bir üyesi olmaya çalışıyor.He's been trying to become a member of a horsemanship society.
Her şeyi basitleştirmeye çalış.Strive to simplify everything.
Cep telefonum çalışmıyor.My cell phone doesn't work.
Bilgisayarını doğru kullanmazsan, iyi çalışmaz.If you abuse your computer, it won't work well.
Aktivistler yoksul ülkelerdeki hastalığı önlemeye çalışırlar.Activists try to prevent disease in poor countries.
Tom Çevre Koruma Ajansı için çalışıyor.Tom works for the Environmental Protection Agency.
Projede birlikte çalışmayı kabul ettiler.They agreed to work together on the project.
Sağlık çalışanları ihtiyacı olan insanlara yardım eder.Health workers aid people in need.
Mary tüm vaktini çalışarak geçirdi.Mary spent all her time working.
Tom işte tek başına çalıştı.Tom worked on the job alone.
Tom arkalojide çalışır.Tom works in archeology.
Tom çalışıyor.Tom is at work.
Yakında sınıfı başlatmak için çalışacağız.We'll attempt to start the class soon.
Onunla iletişim kurmaya çalışıyorlar.They're attempting to contact her.
Fatura toplayıcılarını önlemeye çalışıyoruz.We're trying to avoid the bill collectors.
O, iş ve ev yaşamını dengede tutmaya çalışıyor.She's trying to balance her work and home lives.
Polis çalıntı arabayı kovaladı.The police chased the stolen car.
Tom mühendislik dalında mastır yapmak için çalışıyor.Tom is working toward a master's degree in engineering.
1848'de insanlar altın aramak için California'ya geldiler.In 1848, people came to California to dig for gold.
Çalışan sayısı on yıl içinde iki katına çıktı.The number of employees doubled in ten years.
Ekoloji tüm çevremizde yaşayan şeylerle ilgili çalışmadır.Ecology is the study of living things all around us.
Bizim dünyamız elektrik enerjisine dayalı çalışır.Our world runs on electricity.
Küçük bir şirket 50 kişi çalıştırmaktadır.A small company employs 50 people.
Köpek kaçmaya çalışıyor.The dog is trying to escape.
Çalışarak, pazarlarımızı genişletebiliriz.With work, we can expand our markets.
Bilim adamları deneyleri üzerinde çalıştı.The scientists worked on their experiment.
Tom'un çalışma alanı hukuktur.Tom's field of study is law.
Bir ambalaj şirketi için çalışmaktadırlar.They work for a packaging company.
Çim biçme makinesini çalıştırmak için benzin gerekiyor.The lawn mower needs gas to operate.
Küçük gruplar halinde ödev üzerinde çalışın.Work on the assignment in small groups.
Sizinle çalışmaktan mutlu olacağım.I'll be happy to work with you.
Tom İngilizcesini geliştirmek için çok çalışıyor.Tom is working hard to improve his English.
Tom film sanayinde çalışır.Tom works in the film industry.
Avukat müşterisinin masum olduğunu göstermeye çalışacak.The lawyer will try to show that her client is innocent.
Avukat müvekkilinin masum olduğunu kanıtlamaya çalışacak.The lawyer will try to show that her client is innocent.
Proje, üç farklı sınıftan öğrencinin ortak çalışmasıydı.The project was a joint effort by students from three different classes.
Arkadaşlarımın kararlarını yargılamamaya çalışırım.I try not to judge my friends' decisions.
Bilgisayar yoluyla evden çalışmak tuhaf olabilir.Working from home via computer can be lonely.