Onun emelleri olduğundan, o çok çalışıyor.Since he has ambitions, he works hard.
O biraz para biriktirmek için çok çalıştı.He worked hard to save up some money.
Seni aramaya çalıştım ama arayamadım.I tried to call you, but I couldn't.
Ben sadece düz eski bir ofis çalışanıyım.I'm just a plain old office worker.
Ben sadece düz bir ofis çalışanıyım.I'm just a plain office worker.
Ben sadece sıradan bir ofis çalışanıyım.I'm just a regular office worker.
Benim babam bir fabrikada çalışır.My father works in a factory.
Babam fabrikada çalışır.My father works in a factory.
Eğer o, İngilizcede akıcı ise, onu çalıştıracağım.If he's fluent in English, I'll hire him.
Biz parça başı esasına göre çalışırız.We work on a piecework basis.
Odaya girdiğimde, piyano çalıyordu.When I entered the room, she was playing the piano.
Hiç uyumadan tam 24 saat çalıştım.I worked for a full 24 hours without getting any sleep.
O, laboratuvarda çalışır.He works in the lab.
Bütün gün çiftlikte çalıştım.I worked on the farm all day.
O, çok büyük tirajlı büyük bir gazete için çalışıyor.He works for a big newspaper with a very large circulation.
O bütün gece çalışır.He works all night.
Sınavdan kaldı çünkü yeterince çalışmamıştı.He failed the exam because he had not studied enough.
Fırında çalışan kız sevimlidir.The girl who works at the bakery is cute.
Pazar günü çalışmaya ihtiyacın var mı?Do you need to work on Sunday?
Bay Suzuki Fransa'ya gitmeden önce Fransızca çalıştı.Mr. Suzuki studied French before he went to France.
"Endişelenme," Dima kadını rahatlatmaya çalıştı. "Beni değil.""Don't worry," Dima attempted to put the woman at ease. "It's not mine."
Bunun nasıl çalıştığını anlamadım.I don't understand how this works.
O, çalışmak zorunda değildir.He doesn't need to work.
Ağabeyim, bir ilaç fabrikasında çalışmayı planlıyor.My older brother is planning to work at a drug factory.
Bu onun çalıştığı ofistir.This is the office in which he works.
Biraz İngilizce öğrenmeye çalışın.Try to learn a little English.
Paris'e çalışmaya gitmeden önce Fransızcamı tazelemeliyim.Before going to work in Paris, I must brush up on my French.
Paris'e çalışmaya gitmeden önce Fransızcamı tazelemek zorundayım.Before going to work in Paris, I have to brush up on my French.
O, masasında çalışıyor.He is studying at his desk.
Bay Sato hafta sonlarında okçuluk çalışması yapar.Mr. Sato practices archery on weekends.
Onun erkek kardeşi çok çalışır.His brother studies very hard.
Benim canım çalışmak istemiyor. Onun yerine bir sinemaya gitmeye ne dersin?I don't feel like working. How about going to a movie instead?
Başarılı olmayı planlıyorsan, daha çok çalış.Work harder if you plan to succeed.
Oğlum komik hikayelerin anlatıcısı olmak için çalıştı.My son tried to become a teller of funny stories.
Bizim buzdolabı çalışmıyor.Our refrigerator isn't working.
Yönetici ve moderatörler en iyi dil aracı Tatoeba Project için çalışıyorlar.Administrator and moderators are working for the best language tool, Tatoeba Project.
Eylül sonuna kadar bir kitapçıda tam gün çalışıyorum.I'm working full time in a bookshop until the end of September.
Ben çok sosyal değilim, ama bir çaba sarfetmeye çalışıyorum.I'm not very social, but I try to make an effort.
Biraz daha dikkatli çalışır mısın?Do your work with more attentiveness.
Roger şafaktan alacakaranlığa kadar çalışır.Roger works from dawn to dusk.
Ben sadece İngilizceyi, onu ana dili olarak konuşanlardan korumaya çalışan bir göçmenim.I'm only an immigrant trying to protect the English language from its native speakers.
Ara sıra Esperanto çalışıyorum.Every once in a while I study Esperanto.
En iyi arkadaşım Afganistan'da bir Sivil Toplum Örgütü için çalışıyor.My best friend works for an NGO in Afghanistan.
Çalışmaktan nefret ediyorum.I hate studying.
Daha çok çalışmalıydın.You should have studied harder.
Zayıflamaya çalışıyor.She is trying to lose weight.
Birbirimizi anlamaya çalışarak yakınlaşırız fakat sadece birbirimizi incitiriz ve ağlarız.We get closer, trying to understand each other, but just hurt each other and cry.
Bir genelevde çalışmayı planlıyorum.I plan to work in a brothel.
Bir ampulün nasıl çalıştığını bana kim söyleyebilir?Who can tell me how a light bulb works?
Roger bulabildiği herhangi bir işte gün boyunca çalıştı.Roger worked at any job he could find during the day.
Bugün çalışacaksın gibi görünmüyor.It doesn't sound like you'll be working today.
Biz Çince çalışıyoruz.We're studying Chinese.
Lütfen burada çalma,o uymaya çalışıyor.Please don't play here — she is trying to get to sleep!
O aşk şiirleriyle ona kur yapmaya çalıştı.He tried wooing her with love poems.
Farlar çalışmıyor.The headlights don't work.
Her sabah saat 6'da Central Park'ta çalışırım.I work every morning in Central Park at 6 a.m.
Yorgun olmasına rağmen, çalıştı.Even though he was tired, he worked.
O bir çevirmen olarak çalışmaktadır.He works as a translator.
O çok çalışmasa bile, onun puanları her zaman benimkinden daha iyidir.His scores are always better than mine, even though he doesn't study very much.
O çalışıyor.He's studying.