Sınavı geçebileyim diye çok çalışıyorum.I am studying hard so that I can pass the exam.
Sınavı geçmek için sıkı çalıştım.I studied hard in order to pass the examination.
Sınavı geçebilmem için çok çalıştım.I studied hard so that I could pass the examination.
Kayıp zamanı telafi etmek için çok çalışmalıyım.I must work hard to make up for lost time.
Polise arabamın çalındığını bildirdim.I reported the theft of my car to the police.
Zar zor iki yakamı bir araya getirmeye çalışıyordum.I had a hard time making both ends meet.
Hafta sonları asla çalışmam.I never work on weekends.
Mümkün olduğu kadar tünellerden kaçınmaya çalışacağım.I will try to avoid tunnels as much as possible.
Bahar tatili boyunca çalışacağım.I am going to work during the spring vacation.
Bir ticari firmada çalışıyorum.I work for a trading company.
Ben gülmemeye çalıştım.I tried not to laugh.
Matematiği İngilizceyi çalıştığımdan daha çok çalışırım.I study math harder than English.
Matematiğe İngilizceden daha sıkı çalışırım.I study math harder than English.
Senin çalıştığından daha çok matematik çalışırım.I study math harder than you do.
Matematiği İngilizce kadar çok çalışırım.I study math as hard as English.
Matematiği İngilizce kadar çok çalışmıyorum.I don't study math as hard as English.
İngilizce kadar çok matematik çalışmıyorum.I don't study math as hard as English.
Yaşadığım kadar çalışacağım.I'll work as long as I live.
Öğrencilerimi daha çok çalışmaları için telkin ettim.I inspired my students to work harder.
Ben bir petrol şirketi için çalışıyorum.I work for an oil company.
Geçen ay çok çalıştım.I worked hard last month.
Patronum beni geçen Pazar çalıştırdı.My boss made me work last Sunday.
Ben Chiba sakiniyim ama Tokyo'da çalışıyorum.I am a citizen of Chiba, but work in Tokyo.
Hiç çalışmadım.I didn't study at all.
Tüm çalışanlarımdan mutlak sadakat istiyorum.I require absolute loyalty of my employees.
Ben çatışmadan kaçınmaya çalıştım.I tried to avoid conflict.
Kaybı telafi etmek için çok çalıştım.I worked hard to compensate for the loss.
Diğer öğrencilere yetişmek için çalışmak zorundaydım.I had to study hard to keep up with the other students.
Kayıp zamanı telafi etmek için çok çalışmam gerekiyor.I must study hard to make up for lost time.
Bütün öğleden sonra mutfakta çalışıp çabalıyordum.I've been toiling away in the kitchen all afternoon.
Bahçede sıkı çalışırım.I work hard in the garden.
Ben bütün gece çalışmaya alışkınım.I'm used to working all night.
Ben kaçmaya çalıştım.I tried to escape.
Ben çalışmayı seviyorum.I like to work.
Dinlemeyi çalışmaya tercih ederim.I prefer relaxing to working.
Kaybolup da otele geri dönmeye çalışırken epey zorlandım.I got lost and had a hard time finding my way back to the hotel.
Dikkatimi okumaya odaklamaya çalıştım.I tried to focus my attention on reading.
Beş sene Japonca çalıştım.I've studied Japanese for five years.
Japonca çalışmak zorunda değilim.I do not have to study Japanese.
Japonca çalışmak zorundayım.I have to study Japanese.
Japon tarihi çalışıyorum.I study Japanese history.
Pazar günleri hariç her gün çalışırım.I work every day except Sunday.
Pazar hariç her gün çalışırım.I work every day except Sunday.
Ben bir çiftlikte çalıştım.I worked on a farm.
Çiftliğimi satmaya çalışıyorum, ancak şimdiye kadar herhangi bir teklif almadım.I am trying to sell my farm, but I haven't had any offers so far.
Onu gizlice kaçmaya çalışırken yakaladım.I caught him trying to sneak out.
Onu odadan dışarı çıkmaya çalışırken yakaladım.I caught him trying to go out of the room.
Onu odasından çıkmaya çalışırken yakaladık.We caught him trying to go out of his room.
Onunla çalışmak istemedim ama elimden gelenin en iyisini yaptım.I didn't want to work with him, but I made the best of it.
Onunla çalışıyorum.I work with him.
Ona çok çalışmasını yoksa başarısız olacağını söyledim.I told him to work hard or he would fail.
Amerika'ya gitmeye çalışmasını önerdim.I suggested that he try to go to America.
Ona araba sürmeyi öğretmeye çalıştım.I tried to get him to learn to drive.
Onu yurt dışına gitmekten caydırmaya çalıştım.I have tried to discourage him from going abroad.
Onu ikna etmeye çalıştım ama o dinlemeyecek.I've tried reasoning with him but he just won't listen.
Ondan geri kalmamak için çok çalışmalıyım.I must study hard in order to keep up with him.
Ona yetişmek için çok çalışmalıyım.I must study hard in order to keep up with him.
Masumiyetimle ilgili onu ikna etmeye çalıştım.I tried to convince him of my innocence.
Gerçekten ne olduğunu ona anlatmaya çalıştım ama o benim sözümü kesiyor.I was trying to tell him what had really happened, but he cut me short.
Onu çalışkanlığı için methettim.I praised him for his diligence.