Çocuklar o kadar gürültü yapıyordu ki çalışamadım.The children were so noisy that I couldn't study.
Çocuklardan biri ders çalışıyor ama diğerleri oyun oynuyor.One of the children is studying, but the others are playing.
Çocuklar çalışmaktan çok oynamayı severler.Children like playing more than studying.
Şehirde çalışan arabaların sayısı arttı.The number of cars running in the city has increased.
Kötü bir not almamın nedeni çalışmamamdır.The reason why I got a bad grade is that I did not study.
Makineyi çalıştıracağım.I will get the machine running.
Eve geldiğimde Tom çalışıyordu.When I came home, Tom was studying.
Ben eve geldiğimde kız kardeşim gitar çalıyordu.When I came home, my sister was playing the guitar.
Ken'i ziyaret ettiğimde, o çalışıyordu.When I visited Ken, he was studying.
Üzerinde çalıştığım anlaşma suya düştü.The deal I was working on fell through.
Japonca çalışmaya başlayalı kırk yıl oldu.It is forty years since I began studying Japanese.
Döndüğümde, arabam çalınmıştı.When I came back, my car was gone.
Motoru çalıştırabilip çalıştıramayacağımız şüpheli.It is doubtful if we can get the engine working.
Hepimiz yılda en az bir kere buluşmaya çalışıyoruz.We all try to get together at least once a year.
Biz onu ziyaret ettiğimizde o altı aydır romanı üzerinde çalışıyordu.He had been working on his novel for six months when we visited him.
Düşüncemiz uygulamada çalışmadı.Our idea did not work in practice.
Dünyamızı daha iyi yapmak için çalışalım.Let's try to make our world better.
Öğretmenimiz bir lise öğrencisiyken çok İngilizce çalışmış olmalı.Our teacher must have studied English hard when he was a high school student.
Elektrikli ısıtıcımız iyi çalışmadı.Our electric heater did not work well.
Okula girmek için sıkı çalıştım.I studied hard to enter the school.
Müzik çalışıyoruz.We study music.
Para kazanmak için çalışıyoruz.We work to get money.
Biz birbirimizi anlamaya çalışmalıyız.We should try to understand one another.
Biz mağazayı birlikte çalıştırıyoruz.We run the store jointly.
Biz daha çok çalışmalıyız.We need to study more.
Biz çok çalışmalıyız.We must work hard.
Çevreyi korumaya çalışmalıyız.We must try to protect the environment.
Profesörün bize verdiği problemi çözmeye çalıştık fakat karışık görünüyordu.We tried to figure out the problem our professor had given us, but it seemed confusing.
Biz geçen yaz bir çiftlikte çalıştık.We worked on a farm last summer.
Kendi inançlarımızı başkalarına zorla kabul ettirmekten kaçmaya çalışmalıyız.We should try to avoid imposing our own beliefs on others.
Öğleyin çalışmayı bıraktık.We stopped working at noon.
Biz başka insanlara karşı kibar olmaya çalışmalıyız.We must try to be kind to other people.
Biz ortalama günde sekiz saat çalışıyoruz.We average 8 hour's work a day.
Tilkiyi tuzağa düşürmeye çalıştık.We tried to trap the fox.
NASA'da çalışan bir arkadaşım var.I have a friend who works for NASA.
NASA için çalışan bir arkadaşım var.I have a friend who works for NASA.
O kelimenin ne anlama geldiğini bilmiyorum ama bulmaya çalışacağım.I don't know what that word means, but I'll try to find out.
Yazarın ne söylemeye çalıştığını anlayamıyorum.I can't figure out what the writer is trying to say.
Bir gönüllü olarak çalışan bir arkadaşım var.I have a friend who works as a volunteer.
Bir oğlum var, o bir ticaret şirketinde çalışır.I have a son, who works for a trading company.
Dün bisikletim çalındı.My bike was stolen yesterday.
Beni istediğiniz zaman zili çalın.Ring the bell when you want me.
Amcam bu ofiste çalışıyor.My uncle works in this office.
Kameram çalındı.My camera was stolen.
Bütün sınıfım çalışkan.All my class are hardworking.
Erkek kardeşim bir benzin istasyonunda çalışıyor.My brother is working at a gas station.
Erkek kardeşim çok sıkı çalışıyormuş gibi davrandı.My brother pretended to be working very hard.
Erkek kardeşim bir bankada çalışmaktadır.My brother works in a bank.
En favori melodilerimden birisi radyoda çalıyordu.One of my favorite tunes was playing on the radio.
Bir müze görevlisi olarak çalışıyorum.I work as a museum attendant.
Saatim çalındı.My watch has been stolen.
Saatim iyi çalışıyor.My watch is running all right.
Saatim doğru çalışmıyor.My watch isn't running right.
Arabam çalışmaz.My car won't start.
Arabam çok yaşlı olsa da, hala çok iyi çalışıyor.Although my car is very old, it still runs very well.
Benim arabam çalışmıyor.My car is not running.
Benim çalışma odam yukarıda.My study is upstairs.
Erkek kardeşim benim kadar çok çalışır.My brother studies as hard as I do.
Babam eve geldiğinde, ben ders çalışıyordum.When my father came home, I was studying.
Babam o kadar yaşlıdır ki o çalışamaz.My father is so old that he can't work.