Ana içeriğe geç
Sözlük

caiz ile cümle

caiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tabiri caizse, sudan çıkmış balık gibisin.You are, so to speak, a fish out of water.
Bu kedi, tabiri caizse, ailemizin bir üyesidir.This cat is, so to speak, a member of our family.
Bu köpek, tabiri caizse, ailemizin bir üyesidir.This dog is, so to speak, a member of our family.
Everest Dağı, tabiri caizse, dünyanın çatısıdır.Mount Everest is, so to speak, the roof of the world.
Tabiri caizse, o yürüyen bir sözlüktür.He is, so to speak, a walking dictionary.
Tabiri caizse, o başı boş bir koyun.He is, as it were, a stray sheep.
Babam, tabiri caizse, bir yürüyen sözlük.My father is, so to speak, a walking dictionary.
Tabiri caizse, bunlar savaş kurbanlarıydı.These were victims of war, so to speak.
Tabiri caizse, evet.In a manner of speaking, yes.
O tabiri caizse ayaklı bir ansiklopedidir.He's what they call a walking encyclopedia.
Eşi ve kendisi toplantılar, röportajlar ve duruşmalar arasında tabiri caizse uçmaktaydılar.He and his wife were flying between meetings, interviews, and hearings.
Kendi verdiklerini çıkarmak üzere memuriyete tayinlerinden lüzumundan fazla caizeler alır(dı).Nay, more: Let their representation increase in proportion to the Revenue they shall furnish.
Allah'ın günahları affetmesi caizdir.Surely God forgives all sins.
Tabiri caizse orta saha olarak bütün bir oyuncu olduğumu düşünüyorum.And to that degree I think it fed me as an actor.
Tabir caiz ise, onlar bayramları dört gözle beklerler.You keep waiting for the fabulous breaks.
Köy halkı tabiri caizse tam bir mozaiktir.So, everybody knows that it's a simple villager.
Tabiri caizse güzellik, doğanın uzaktan müdahele etmesidir.Beauty is nature's way of acting at a distance, so to speak.
'Lanetli uzun bir araştırma,' diye, tabiri caizse, mantar üfleme söyledi.'A damnable long research,' said he, blowing the cork out, so to speak.
İşte o zaman, tabiri caizse, üssünü, Elder Michaux'nun kitapevi'nin önüne kurmuştu.So he established his base, you might say, in front of Elder Michaux's bookstore.
Peki, biz, tabir-i caizse, dünyayı sarsan bu buluşu nasıl gerçekleştiriyoruz?Okay, so how exactly do we create this world-shattering, if you will, innovation?
Ve bu odanın tam burasında, merkezin merkezindesiniz, tabiri caizse.And right here in these rooms you're in the center of the center, so to speak.
Sanki "Evet, ben tür sizin için sorumlu, tabiri caizse ediyorum."Well, I'm so to speak, as it were, kind of responsible for you.
Bu, tabiri caizse komik bir resim.It's big. And Madonna is big.
Tabiri caizse, bu hikâyenin haiku (Japon şiiri)'sudur.It is a haiku, if you will, of the story.
Oturdukları yerde... odun kırmak gibi, tabiri caizse.Where they sit and... and it's like chopping wood, that's how _ puts it.
Sizin Allah'ın Resulünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikahlamanız asla caiz olamaz.It does not behove you to annoy the prophet of God, or to ever marry his wives after him.
Bir müminin diğer mümini yanlışlık dışında öldürmesi asla caiz değildir.It belongs not to a believer to slay a believer, except it be by error.
İnanan birisinin, bir inanmış kişiyi öldürmesi caiz değildir, ancak yanlışlıkla olursa o başka.It belongs not to a believer to slay a believer, except it be by error.
Müslümanlar için caiz olan yiyecekler, helal gıda olarak bilinir. [1]Food permissible for Muslims is known as halal food.[54]
Bununla birlikte, savaş ve muharebe tamamen caizdir ve bazen kaçınılmazdır.However, war and combat are entirely permissible, and are sometimes inevitable.
Allah'ın günahları affetmesi caizdir.Die letzten Worte Demirs waren Allah affetsin (möge Gott es verzeihen).
11. Kelâm-ı Nefsi: Allah'ın kendi kendine konuşması demek olan kelâm-ı nefsî'nin işitilmesi caizdir.Denn am Bekennen einer Gemeinschaft zeigt sich, ob sie das Wort Gottes gehört hat.
Bu denizin suyu ile abdest almak ve onu içmek caizdir.Auch das Trinken von Meerwasser und die Waschung damit soll helfen.
Ateşe su dökerek söndürmek caiz değildir.Ein Schornsteinbrand darf nicht mit Wasser gelöscht werden.
Kadınlar için normal elbise, eldiven, çorap, ayakkabı caizdir.Das Material der Handschuhe und der Strümpfe ist gleich.
Tabir caiz ise, onlar bayramları dört gözle beklerler.Pour les articles homonymes, voir Les Fêtes galantes.
Hanefi, Şafii ve Hanbeli mezheplerine göre böcek yemek haram olmakla beraber Maliki mezhebine göre caizdir.La viande d'âne ou viande asine est une viande issue de l'âne commun (Equus asinus).
Bir kişiye mişlohat manot vermektense bağışta bulunmak daha caizdir.Et qui est plus fidèle qu’Allah à son engagement?
Tabiri caizse orta saha olarak bütün bir oyuncu olduğumu düşünüyorum.J’assume complètement le fait d’être un véritable mercenaire.
Bir kişiye mişlohat manot vermektense bağışta bulunmak daha caizdir.La coloración siempre es algo más intensa en los machos que en la hembras.
Böyle kimselerin bekası caiz değil, " diye Gâzir'e (Cezayir) nefyeylemiştir (sürmüştür).Ковчег пристал к аль-Джуди, и было сказано: „Да сгинут люди несправедливые!“».
Bir kişiye mişlohat manot vermektense bağışta bulunmak daha caizdir.الطمع يقل ما جمع:أي لا يظن إنسان أنه بالطمع، يكون له أكثر; فربما كما يقول مثل آخر "الطمع يضيع ماجمع".
Allah'ın günahları affetmesi caizdir.As vitórias são obtidas graças ao favor de Deus, enquanto que as derrotas são atribuídas ao pecado.
Sadece aralarında şifre ve imâ yolu ile ve temsil ve işaret şeklinde konuşmayı caiz görmüşlerdir.Eles costumam a conversar entre si e com os devotos, dando-lhes conselhos e recados.
Bir kişiye mişlohat manot vermektense bağışta bulunmak daha caizdir.Hij is wel terughoudender dan Wiske, maar mensen (en dieren) in nood kunnen altijd op zijn hulp rekenen.
Cesedin denize bırakılması, yalnızca olağandışı durumlarda caizdir.I resten av haven är den ovanlig.
Ayrıca ictihad caiz olmayan konularda yapılamaz.Тоді не час для судження про духовні предмети.
Onların yakılmaları caiz bulan fetva vermiştir.Epakta udává staří měsíce (počet dní od novoluní).
Bir kişiye mişlohat manot vermektense bağışta bulunmak daha caizdir.Ten, kdo přiměje druhé, aby přispěli na dobročinnost, má větší zásluhu než ten, kdo jen sám dává.
Ayrıca ictihad caiz olmayan konularda yapılamaz.Επίσης δεν αναφέρει τα διαστήματα εμπιστοσύνης.
Allah'ın günahları affetmesi caizdir.Tilgivelse for det kunne bare bli gitt av gud, ikke gjennom mennesker.
Allah'ın günahları affetmesi caizdir.Ia bertugas memberikan pengampunan atas dosa manusia (she zui).
Bir kişiye mişlohat manot vermektense bağışta bulunmak daha caizdir.Yaitu salam yang diberikan kepada seseorang atau sesuatu yang kedudukannya lebih tinggi.
Fore handleri tabiri caizse onun için silah görevi görür.Senjata Panah melambangkan bahwa TNI AU selalu siap siaga melaksanakan tugas.
Allah'ın günahları affetmesi caizdir.」 この節はアッラーの赦しについて述べている。
Bir kişiye mişlohat manot vermektense bağışta bulunmak daha caizdir.保護者との約束よりも仲間との約束を重視するようになる。
Bir kişiye mişlohat manot vermektense bağışta bulunmak daha caizdir.更有人認為:請神容易,送神難。
Tabiri caizse orta saha olarak bütün bir oyuncu olduğumu düşünüyorum.以這個觀點來說,我想我的確是個戲劇人。
Sadece aralarında şifre ve imâ yolu ile ve temsil ve işaret şeklinde konuşmayı caiz görmüşlerdir.그리하여 정우현은 감찰어사가 되고 서희는 말과 주과(酒果)를 위로의 증표로 받았다고 한다.
Tabiri caizse orta saha olarak bütün bir oyuncu olduğumu düşünüyorum.양자로 온 엄주명의 출세에 의한 증직이다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod