cıkarmak ile cümle

cıkarmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Sırf şer işleyen, insanları yoldan çıkarmakla meşgul olan varlıklardır.Deze wordt alleen tegen kwaadwillende mensen uitgevoerd.
OpenBSD projesi, her 6 ayda bir yeni sürüm çıkarmaktadır.Elke zes maanden komt er een nieuwe release uit van OpenBSD.
Bu durum karışıklık çıkarmaktaydı.Dit gaf verwarring.
Ancak bu yöntem ayrıntıları ortaya çıkarmakta başarısız olmuştur.Hoewel deze niet de details wist van het plan.
Orada toplu mezarlardan kayıpların cesetlerini çıkarmakla meşguldür.Vandaar de wanordelijke ligging van de graven.
Sesli harflerde bu kısalık ancak gırtlaksı sesler çıkarmakla mümkündür.Voor het menselijk gehoor lijken deze berichten gewoon pulserende geluiden.
Arka paneli çıkarmak için herhangi bir alete gerek yoktur.Er is geen afhangend uitsteeksel achter die kop.
Hades'in ölüler ülkesini koruyan Kerberos adlı köpeği yeryüzüne çıkarmak.Zo bracht hij Kerberos, de hond van Hades, naar de oppervlakte.
Daha akıllı hale gelen cihazlar nanomakineleri haklı çıkarmaktadır.Beter gesitueerden lieten er datsja’s bouwen.
Ahenkli ses çıkarmak manası vardır.Je hoort dan ook dondergeluid.
Koalalar pes sesler çıkarmak için tuhaf bir ses organına sahiptir.Honden beschikken over een uitgebreid spectrum aan klanken om zich uit te drukken.
Uşağın da onu devreden çıkarmak için kendi planları vardır.Nederland maakte zijn eigen plannen voor de verwijdering van de afscheiding.
İçinde küçük taşlar vardır ve testi sallandığında ses çıkarmaktadır.Dit zijn kleine stukjes opgenomen geluid die afgespeeld worden bij het aanslaan van een toets.
Savaş sonrasında 1949’da, Roza yeni bir kimlik çıkarmak için Patras’a döndü.Po wojnie, w 1949 roku, Roza wróciła do Patras, żeby wyrobić sobie nowy dowód tożsamości.
Bu teknolojiler uykuda bile beynin bütün bölgelerinin bir şekilde etkinlik gösterdiğini ortaya çıkarmaktadır.Ukazują, że nawet w trakcie snu wszystkie części mózgu wykazują pewien poziom aktywności.
Günde 2-3 kez dışarı çıkarmak yeterlidir.2-3 razy dziennie należy również dokonać przeglądu ciała.
Bu üçüncü kenar nakliyatında sorunlar çıkarmaktaydı.Problemy pojawiły się podczas trzeciego przejazdu testowego.
Bu aşamada kasaba sakinleri sehpaya çıkarmak istedikleri kişiye oy verebilirler.Zamknięto w ten sposób drogę do miasta tym, którzy chcieli się tam wedrzeć.
Kurumlara, ailelere,çocuklara ve eğitimcilere yönelik yayınlar çıkarmaktadır.Są przewidziane zniżki dla kolejnych członków rodziny, dzieci oraz studentów.
Bu durum onları sınıflandırmada zorluk çıkarmaktadır.Utrudnia to ich klasyfikację.
Taş çıkarmak için zaman zaman kazı yapılmakta ve sıklıkla mezarlara girilmektedir.Często zakłada się nakrycie głowy, lub przynajmniej wkłada się je do trumny.
Mecnun'u depresyondan çıkarmak için uğraşmaktadır.Stara się wyciągnąć Honor z depresji.
Birçok söylevcinin tersine söylevi gerçeği öğretmekten çok gerçeği açığa çıkarmak olarak gördü.Wśród tylu sprzecznych informacji trudno odróżnić prawdę od fałszu.
Majolar ve mayalar San Antonio de la Florida Kilisesi'nin dışında öğleden sonranın tadını çıkarmaktadır.Majos och majas roar sig en eftermiddag utanför kyrkan San Antonio de la Florida.
Bir başka deyişle bir birey, bir seçeneği daha üste çıkarmak suretiyle aşağı çekemez.Således hindrar inte en medlemsstat att ett beslut fattas genom att lägga ned sin röst.
Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez.Men gud ger dig aldrig en annan människas välsignelse."
Bu durum onları sınıflandırmada zorluk çıkarmaktadır.Detta har gjort det svårt att kategorisera dessa hästar.
Farabi'nin metafizik öğretileri modern araştırmacılara bazı zorluklar çıkarmaktadır.Moerbekes översättningar är fortfarande respekterade av moderna forskare.
Andy'nin amacı Panama Kanalı'nın yönetimini ele geçirmeye çalışan güçleri ortaya çıkarmaktır.Han upptäcker att japanska agenter tänker spränga Panama-kanalen.
Bu pantolonumu çıkarmak gibi olur." demiştir.Det bidde ett par byxor."
Rastgele seçimler ham bilgi üretirken seçimlerin birikimi asıl bilgiyi açığa çıkarmaktadır.Kunskap om åtgärders genomsnittliga effekter kan endast ge en allmän information om val av åtgärd.
Harekâtın hedefi, Alman kuvvetlerini Smolensk ve Bryansk bölgesinden çıkarmaktı.Syftet var att rensa områdena kring Smolensk och Brjansk från tysk närvaro.
Baştan çıkarmak ikna etmektir.Jag försöker föra mening.
Filmin yönetmeni Kazım Öz, bunu sansürü ortaya çıkarmak için özellikle tercih ettiğini belirtti.Sam Houser hävdar att omslaget utformades på en kväll och var omedelbart att föredra över originalet.
Günde 2-3 kez dışarı çıkarmak yeterlidir.Räkan leker 2 till 3 gånger om året.
Uluslararası Bira Festivali şu üç amaç doğrultusunda kutlanır: Arkadaşlarla toplanıp biranın tadını çıkarmak.Свято має на меті 3 речі: Збиратися з друзями і насолоджуватися смаком пива.
Bunsen, metalleri çıkarmak için bu hücreden yararlandı.Бунзен використовував цю комірку для виділення металів.
Sivil insanları savaş bölgesinden çıkarmak gerekiyordu.Треба було вивести мирних мешканців із зони бойових дій.
Bazen 50 metreden daha derin çukurlarda suyu yukarı çıkarmak için sifon kullanılırdı.Іноді, коли потрібно було подолати низини глибше 50 м, для направлення води вгору використовувалися сифони.
Spark Gallery, uygulamayı kullanan kişilerin yaptığı farklı projeleri ön plana çıkarmaktadır.Kickstarter містить рекомендації які проекти будуть прийняті.
Söz konusu olan, bunları, prosedürler sahnesindeki olaylar olarak ortaya çıkarmaktadır.”Хотів би я знати, що стане з їхніми теоріями в момент дії.»
Günde 2-3 kez dışarı çıkarmak yeterlidir.Виходив 2-4 рази на місяць.
Bu teknolojiler uykuda bile beynin bütün bölgelerinin bir şekilde etkinlik gösterdiğini ortaya çıkarmaktadır.Вони показали, що навіть під час сну в мозку є якась активність.
Baştan çıkarmak, kendine saygının bir biçimidir.Піклування про себе сприймає як належне.
Arka paneli çıkarmak için herhangi bir alete gerek yoktur.Ніяких внесків на обладнання знімального майданчика не вимагалось.
Sesli harflerde bu kısalık ancak gırtlaksı sesler çıkarmakla mümkündür.У момент небезпеки вони можуть видавати гарчащі звуки.
Çoraplarımı çıkarmak zorundayım.Я повинен зняти шкарпетки.
TED ayrıca "Meşale" isimli bir dergi çıkarmaktadır.TED також видає журнал під назвою "Факел".
Fırat adını temize çıkarmak için mücadele etmektedir.Тепер колишній прокурор усіма силами намагається відновити своє ім'я та довести власну невинуватість.[1]
Yaptıkları iş ise saldırdıkları cihaz üzerindeki güvenlik açıklarını ortaya çıkarmaktır.A již se stala nenávist jejich zjevnou v jejich ústech, však to, co skrývají hrudi jejich, je ještě horší.
New York'ta William Carlos Williams'la Contact adlı bir dergi çıkarmak için iş birliği yaptı.Spolu s Williamem Carlosem Williamsem vydávali experimentální časopis Contact.
Yani: "Gözüne ufak bir çöp batsa, onu oradan çıkarmak için acele edersin.Kdo z vás spatří na vlastní oči měsíc, nechť se postí!
Tümdengelim öncül bilgilerden yeni sonuçlar çıkarmaktır.Jsou schopni ze známých skutečností vyvozovat nové závěry.
Saldırganın amacı gizli şifreleme anahtarının tamamını veya bir kısmını ortaya çıkarmaktır.Účelem tohoto útoku je získat veškeré informace o šifrované zprávě nebo šifrovacím klíči.
Michael artık günahlarından arınmak ve bir daha günah işlememek üzere günah çıkarmak ister.Člověk musí litovat svých hříchů a zbavovat se jejich.
Bu arada ceviz ince biçimde çekilir ve yağını çıkarmak için elle sıkılır.İmam bayıldı se připravuje tak, že se lilek nařízne a nasolí, aby pustil hořkou šťávu.
Bu ifadeler, mantıksal sonuçlar çıkarmakta kullanılır.Umožňuje vyvozování závěrů na základě logického uvažování.
Bu teknolojiler uykuda bile beynin bütün bölgelerinin bir şekilde etkinlik gösterdiğini ortaya çıkarmaktadır.Odhalují, že i v průběhu spánku všechny části mozku vykazují určitou mírnou aktivitu.
Jeongjo, babasının adını temize çıkarmak için uzun süre saltanatta kalmıştır.Jeongjo a petrecut o mare parte a domniei lui încercând sa curețe numele tatălui sau.
Bundan korkan Shaw, onu çıkarmak için otomatik cerrahi masasını kullanır.Shaw folosește o stație automată de operații ca să-l scoată.

İlgili Sayfalar