Entelektüel kesimdeyiz -- bu cüretkar bir hareket ve cesur ve Parlak Zekalı kesimindeyiz, ki bu harika.Estamos no Highbrow — isto é ousado, é corajoso e brilhante, o que é ótimo.
Entelektüel kesimdeyiz -- bu cüretkar bir hareket ve cesur ve Parlak Zekalı kesimindeyiz, ki bu harika.In de hoge cultuur. Dat is gedurfd, moedig en briljant. Dat is geweldig.
Entelektüel kesimdeyiz -- bu cüretkar bir hareket ve cesur ve Parlak Zekalı kesimindeyiz, ki bu harika.지식층 분면에 있습니다 -- 대담하고 용감하고 뛰어나다는 평이죠. 그건 참 대단하죠.
Entelektüel kesimdeyiz -- bu cüretkar bir hareket ve cesur ve Parlak Zekalı kesimindeyiz, ki bu harika.Noi siamo nell'Intellettuale -- che è audace e coraggioso -- e nel Brillante, che è grandioso.
Entelektüel kesimdeyiz -- bu cüretkar bir hareket ve cesur ve Parlak Zekalı kesimindeyiz, ki bu harika.Nous sommes chez les Intellectuels - nous osons, sommes courageux - et brillants, ce qui est remarquable.
Entelektüel kesimdeyiz -- bu cüretkar bir hareket ve cesur ve Parlak Zekalı kesimindeyiz, ki bu harika.Wir sind in der Hochkultur - das ist gewagt, das ist mutig - und brillant, das ist großartig.
Entelektüel kesimdeyiz -- bu cüretkar bir hareket ve cesur ve Parlak Zekalı kesimindeyiz, ki bu harika.Είμαστε στο Highbrow, αυτό είναι τολμηρό, είναι θαρραλέο και λαμπρό, θαυμάσια.
Entelektüel kesimdeyiz -- bu cüretkar bir hareket ve cesur ve Parlak Zekalı kesimindeyiz, ki bu harika.Ми у Гайброу - це відвага, це безстрашшя, і ми у Бріліанті, і це чудово.
Entelektüel kesimdeyiz -- bu cüretkar bir hareket ve cesur ve Parlak Zekalı kesimindeyiz, ki bu harika.Мы в обители Интеллекта — это смело, это мужественно — и Гениальности, что потрясающе.
Entelektüel kesimdeyiz -- bu cüretkar bir hareket ve cesur ve Parlak Zekalı kesimindeyiz, ki bu harika.אנחנו בחלק האינטלקטואלי הגבוה - שהוא נועז, שהוא אמיץ- ומבריק, וזה נהדר.
Entelektüel kesimdeyiz -- bu cüretkar bir hareket ve cesur ve Parlak Zekalı kesimindeyiz, ki bu harika.إننا في الفن الرفيع --هذه هي الجرأة، وهذه هي الشجاعة - وعبقري ، وهو أمر عظيم.
Entelektüel kesimdeyiz -- bu cüretkar bir hareket ve cesur ve Parlak Zekalı kesimindeyiz, ki bu harika."インテリ" "すばらしい"との評価です よく言ってくれました ちなみに いつもは もっと高いランクですが...
Filmde muhteţem ve cüretkar bir orijinallikle, isyancýlar asla fikir birliđine varamazlar.Avšak: je toho viac.
Filmde muhteţem ve cüretkar bir orijinallikle, isyancýlar asla fikir birliđine varamazlar.Die Sache ist: es geht noch weiter. Tausende abtrünnige Rebellen, unglücklich mit dem was sie als
Filmde muhteţem ve cüretkar bir orijinallikle, isyancýlar asla fikir birliđine varamazlar.저항군의 주요 세력이 하는 일에 동의하지 않는 수천 명의 저항군 이탈자들이 곧 파멸할 지구에 서서
Filmde muhteţem ve cüretkar bir orijinallikle, isyancýlar asla fikir birliđine varamazlar.Saken är: det kommer mer.
Filmde muhteţem ve cüretkar bir orijinallikle, isyancýlar asla fikir birliđine varamazlar.Și asta nu-i tot.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.Asta-i important în viaţă, să acţionezi cu mult curaj, să fii în arenă.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.Daar gaat het leven over, over grootse moed, over in de arena staan.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.Das ist, um was es im Leben geht, wagemutig zu sein, in der Arena zu sein.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.De eso va la vida, de atreverse mucho, de estar en el ruedo.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.Det är det som livet går ut på; att våga, att vara i arenan.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.Det er, hvad livet handler om, om at have stort mod, om at være i arenaen.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.Đó chính là những gì về cuộc sống, về việc dám mạo hiểm ra sao. về việc ở trên đấu trường.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.É isso que a vida é, é ousar grandemente, é estar na arena.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.Elämä on suuresti uskaltamista, läsnä olemista
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.È questa la vita, accettare le sfide, scendere nell'arena.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.Erről szól az élet, hogy vitézül törjünk előre mintha küzdőtéren lennénk.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.그것이 삶인 거죠. 대담하게 용기를 내는 것 , 경기장 안에 있는 것 말입니다.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.O to jde v životě, o velkolepou odvahu, o to být v aréně.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.O tom je život, o tom robiť veci trúfalo úžasne, o tom byť v aréne.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.Voilà ce qu'est la vie, " Oser avec audace ", être dans l'arène.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.V življenju se gre za to, da si upamo več, da stopimo v areno.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.W życiu liczy się wielka odwaga, bycie na arenie. W życiu liczy się wielka odwaga, bycie na arenie.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.Αυτό είναι η ζωή για μένα. Να τολμάς πολύ να είσαι στην αρένα.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.В этом суть жизни — отважиться на достойный поступок, быть на арене.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.Животът е за това, да бъдеш изключително дързък, да бъдеш на арената.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.Життя саме про це, про великі поривання, про перебування на арені.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.זהו טיבם של החיים: אומץ ללא-שיעור, להימצא בתוך הזירה.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.هذا هو مضمون الحياة، الجرأة المذهلة، أن تكون في الميدان.
Hayatın konusu bu, fazlasıyla cüret etmek hakkında, arenada olmak hakkında.これこそが人生の意義です 競技場に向い 入口に手をかけて こう考えます
Hemen arabanı durdursan iyi edersin! Beni dinlememeye nasıl cüret edersin!توقف حالا, كيف تتجرأ على مواصلة السياقة
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.A leur conclusion logique
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.Az egyik, attól tartok, akik nem merik követi saját ítéletek ... hogy a logikus következtetést.
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.Een, vrees ik, die niet durven volg zijn eigen overtuiging ... tot hun logische conclusie.
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.Ei? Mitä luulet minun olevan?
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.Jemand, der, wie ich annehme, seiner Überzeugung bis zum Schluss folgt.
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.Không? Bạn nghĩ gì về tôi?
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.Nej? Hvad tror du jeg er?
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.Nej? Vad tror du jag är?
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.Nie? Co myślisz, że jestem?
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.Nie? Čo si myslíte, že som?
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.No? Cosa pensi che io sia?
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.Obávám se, že někdo, kdo odmítá následovat své přesvědčení k jeho logickému závěru.
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.One, se bojim, ki si drznejo ne po svoje obsodbe ... svoje logičen zaključek.
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.Tidak ada? Apa yang Anda pikir saya?
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.Una, mă tem, care nu îndrăznesc urma convingerilor sale ... la o concluzie logică.
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.Όχι; Τι νομίζετε ότι είμαι;
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.Едно, страх, които не се осмеляват да следват собствените си убеждения ... за тяхното логично заключение.
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.Нет? Как вы думаете, что я?