Senin Rabbin en cömert olandır.("The servant is not greater than his lord.")
Ayrıca, erken ve cömert emeklilik programları yüksek emeklilik maaşlarına katkıda bulunmaktadır.Also, early and generous retirement schemes have contributed to high pension costs.
Fakat işgüzar, tedbirli ve cömert vasıflarını da buna eklerlerdi.By their mere existence they bless Him and give Him glory.
Birçok ülkeden zengin Yahudi, cömert yardım sözleri verdi.Wealthy Jews from many lands were already promising generous support.
Bekleyip göreceksiniz ve cömert bir bütçem var," dedi.You'll have to wait to see it but I got a generous budget."
Cömert, âlicenap, yardımsever, merhametli olan Oruç Reis, ciddî ve sertti.He is unique (wahid) and inherently one (ahad), all-merciful and omnipotent.
Beni eski imparator (Taizong) alıp cömertçe tedavi ettirdi; ama ben ona ihanet ettim.The former emperor treated me generously, but I betrayed him.
Takıntısız ve koşulsuz cömertlik, verme ve vazgeçme olarak ifade edilir.This can be characterized by unattached and unconditional generosity, giving and letting go.
Bu yayın çok popüler oldu ve katkıda bulunanlara ödediği cömert ücretlerle tanındı.His journal became very popular and it was known for its generous payment to contributors.
Ancak babası ne kadar cömert ve bağışlayıcıysa Commodus da tam tersiydi.Nevertheless, as generous and magnanimous as his father was, Commodus was just the opposite.
Buyan: Aziz, cömert demektir.CD-A]: ...it is holy.
Halk, cömertliği ve liderliği sayesinde onun yanında yer aldı.The public favored him due to his leadership and generosity.
O dönemde, lekeli bir giysi zenginlik ve cömertlik belirtisiydi.Red clothing was a sign of status and wealth.
O bütün kendi yol yöntemlerinde hep cömert olmuştur.His coaching has always been positive in its approach.
Gazze mutfağı cömert bir biçimde kullanılan baharat ve acılarıyla bilinir.Gaza's cuisine is characterized by its generous use of spices and chillies.
Gerçekten dürüstlüğü ve cömertliği hakkında söylenen hikâyeler de zamanımıza kadar gelmiştir.We tried to bring honesty and integrity to the story we were given.
Arafat'ın temas ettiği işadamları ve petrol işçileri cömertçe el-Fetih örgütüne yardım etti.These businessmen and oil workers contributed generously to the Fatah organization.
Karna'nı cömertliği karşısında Indra ona Indrastra Vasavi Shakti adında bir silah verdi.Pleased by this act Indra gifted Karna a dart called Vasavi Shakthi.
En iyi cömert, muhtaca yardım edendir.(It is): 'Blessed be He in Whose Hand is the dominion.
Bedrettin Cömert üzerine hazırlanmış 2 önemli çalışma vardır.2 Hopelessly Devoted to You Vol.
Yazarlar ve âlimler, ressamlar ve sanatkârların cömert bir koruyucusuydu.Ancestors were great warriors and artists.
Danimarkalı çikolata şirketi Anthon Berg Kopenhag'da "cömert mağaza" denilen bir mağaza açtı.The Danish chocolate company Anthon Berg opened a so-called "generous store" in Copenhagen.
Alışveriş karşılıklı etkileşime, cömertlik ise nakde dönüştü.It turned transactions into interactions, and generosity into a currency.
Bu Warren Buffer'in geçen yaz tarihi olayda ne kadar inanılmaz cömert olduğu değil.It's not just that Warren Buffet was so amazingly generous in that historic act last summer.
Bu yardımları sağlayabılmek için zengin devletlerin çok cömert olması gerekir.We need rich-world governments to be very generous in providing aid for these things.
Bu cömertliktir," dedim. Aklıma başka bir şey gelmemişti.You teach: it's generosity," was all I could think of.
Cömertlik daha eğlenceli.Generosity is more fun.
Dışişleri Ofisi çok cömertti.The Foreign Office was very generous.
Cranbrook bunu burada ilk defa görmemize izin verdiği için çok cömert.Cranbrook is very generous to let us show it for the first time here.
Yaptıkları 'em cömertçe onlar vurdu olacak? "'em handsomely they'll be shot if they do?"
Okolloh'un yaptığı, insanların cömertliği olmasaydı imkansızdı.What Okolloh did would not have been possible without human generosity.
Bu kaynak cömertlik için tasarım.And that source is design for generosity.
Bu muazzam cömertlik hayatımın anlamını derinden sarstı ve değiştirdi.This profound gift of generosity challenged and changed the very purpose of my life.
Altı veya sekiz hafta boyunca, bu cömert, yeşil vahaya sahibim.For six weeks, six to eight weeks, I have this flush of green oasis.
Her zaman kızgın, kıskanç, cömert olmadığımızı biliyoruz.We know we're not always angry, always jealous, always generous.
Dahil olan herkesten ziyadesiyle cömertlk gördüm.I got tons and tons of generosity from everyone involved.
İnsanlar dilencilere o kadar cömert değiller.People aren't that generous with beggars.
Bizi bir araya getiren cömertlik ve şeffaflıktı.It was honesty and transparency that brought us together.
Ondan sonra bunu görecek ve "Evren ne kadar cömert!" diyeceksin.Then, you will see and say, "How generous the universe is!"
Veya Google cömert olursa bir ya da iki yılı olabilir.Or Google is quite generous, so he can have one or two years to go.
Bu varlıkların nezaketini, zekasını, cömertliğini ve barışçıllıklarını biliyorum.I know these beings to be kind, intelligent, generous and peaceful.
İnsanlar ve gittikçe artan kuşlar, doğayı yenilenebilir enerji konusunda cömert bulmaktalar.Humans and soaring birds have found nature to be generous in providing replenishable energy.
Tamam, biraz cömert olalım.Okay, so let's be generous.
Ama, o kadar cömertti ki, inanamamıştım.And you know, he was so generous; I couldn't believe it.
Peki, umarım ki bizde bu haberi yayacağız ve hükümetler cömertliklerini üst seviyede tutacaklar.Well, hopefully we'll get the word out, and the governments will keep their generosity up.
Fakat tam tersine; zeki, komik cesur ve cömert kadınlarla tanıştım.Instead, I found young women who were smart and funny and brave and generous.
Bilgiyi paylaşma, insanlara yapılan bir cömertlik.It's an act of generosity from many people, just sharing knowledge.
Benden çok az şey talep edip, bana karşı çok cömert davranıyorsun.You ask for so little and give me so much.
Dolayısıyla, benim ilk cömert tahminim, bu evrende, hayat her yerde olacak.So, my first bold prediction is that, is that in the universe, life is going to be everywhere.
Bu çok cömert bir ifadedir.So this is a very bold statement.
Kaldığım birçok Afgan gibi çok cömert bir insandı.He was very generous, like many of the Afghans I stayed with.
Bu video Patrick Masson'un cömert hediyesi sayesinde size ulaştırılmıştır.This video was made possible by a generous gift from Patrick Masson.
Cömert hiçliğimizden dolayı çıldırmayalım.Let's not be freaked out by our bountiful nothingness.
Sayın Corcoran en cömert olmuştur.Mr. Corcoran has been most generous.
İşte görkem ve cömertliğini gördüğünüz Bronx kasabası.And behold the glory and bounty that is Bronx County.
Görkem ve cömertlik bu Bronx Eyaleti.The glory and bounty that is Bronx County.
Peki bu cömertliğin sebebi neydi?So what was the reason for the generosity?
Hükümetimiz bu kadar cömert mi?Is our government that generous?
Robert Moog cömert ve kibar biriydi. Aynı zamanda inanılmaz yetenkli bir mühendisti.Robert Moog was a generous, kind person, extraordinarily competent engineer.
Gönlü zengin olmak zorundayız ve kalplerimiz cömert olmalı, akıllarımız cömert olmalı.You have to be generous, and your hearts must be generous, your mind must be generous.