Dünya nüfusunun yüzde 40'ı içme sularının yarısını bu eriyen buzullardan almaktadır.Một nửa lượng nước mà 40% dân cư trên thế giới đã uống là lấy từ con sông băng này.
Dünya nüfusunun yüzde 40'ı içme sularının yarısını bu eriyen buzullardan almaktadır.أربعون في المائة من كل الناس في العالم يحصلون على نصف مياة شربهم من الجليد الذائب.
Dünya nüfusunun yüzde 40'ı içme sularının yarısını bu eriyen buzullardan almaktadır.この溶けた水に頼っています アンデス山脈地方では
Eğer evren varsayabileceğimizden daha tuhaf ise, bunun sebebi buzul çağının Afrika'sında hayatta kalmak için,만약 우주가 우리가 상상할 수 있는 이상으로 기괴하다면, 그것은 단지 우리가 홍적세(역자주:1백80만년 전~1만년전의 시기로 인류가 발생한 시기)의 아프리카에서
Eğer evren varsayabileceğimizden daha tuhaf ise, bunun sebebi buzul çağının Afrika'sında hayatta kalmak için,Si el universo es más raro de lo que podemos suponer,
Eğer evren varsayabileceğimizden daha tuhaf ise, bunun sebebi buzul çağının Afrika'sında hayatta kalmak için,אם היקום משונה מכפי שנוכל להניח, האם זה כי פשוט בחרנו באופן טבעי להניח
Eğer evren varsayabileceğimizden daha tuhaf ise, bunun sebebi buzul çağının Afrika'sında hayatta kalmak için,إذا كان الكون أغرب مما يمكننا أن نتصور، فهل السبب في ذلك فقط هو أنه الانتخاب الطبيعي إفترض..
Eğer evren varsayabileceğimizden daha tuhaf ise, bunun sebebi buzul çağının Afrika'sında hayatta kalmak için,それは更新世の時代にアフリカで生き抜くために 必要なことだけを想像できるように
En sonunda 11. günde havalanabildik ve arka arkaya giden 2 helikopter beni buzulun köşesine bıraktı.드디어 11일째 아침에 모든 문제가 해결되어 - 헬리콥터 2대에 모든 장비를 실고 종렬비행으로 날아갔지요 -- 그리고는 유빙구역의 가장자리에 저를 내려놓고
En sonunda 11. günde havalanabildik ve arka arkaya giden 2 helikopter beni buzulun köşesine bıraktı.לבסוף, בבוקר היום ה11, קיבלנו אור ירוק, העמסנו את המסוקים- שני מסוקים טסים במבנה-- שהורידו אותי בקצה גוש הקרח.
En sonunda 11. günde havalanabildik ve arka arkaya giden 2 helikopter beni buzulun köşesine bıraktı.ヘリコプターに荷物を詰め込み-2機のヘリコプターを飛ばしました- 群集した氷の際に僕を降ろしました ヘリコプターがいる間に大急ぎで45分ほど
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Der var ingen is i nærheden. Men denne glacier væltede i vandet og en sæl kom op på den.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Er was nergens ijs maar een gletsjer begaf het en een zeehond klom erop.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Es gab ringsum kein Eis, aber ein Gletscher versank ins Wasser und eine Robbe saß darauf.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Il n'y avait pas de glace autour de nous. Mais un glacier s'est détaché et un phoque s'est mis dessus.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Không có băng tuyết xung quanh. Nhưng có một tảng băng nổi trên nước và một con sư tử biển trên đó.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.주위에 얼음이 하나도 없었죠. 하지만 저 빙하는 깎였고, 바다표범은 그 속에 들어갔습니다.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Não havia gelo em volta a não ser uma plataforma de gelo na água e para onde uma foca subiu.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Na okolí nebol žiaden ľad, ale do vody sa zosunul ľadovec a tuleň na neho vyliezol.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Nebyl tam žádný led, ale jeden ledovec se propadl do vody a jeden tuleň se na něj dostal.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Nem volt körülöttünk jég, de egy gleccser a folyóhoz ért és egy fóka feljutott rá.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Nie było wokół lodu, ale lodowiec zwalił się w wodę i dostała się na niego foka,
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.No había hielo alrededor sólo un trozo de hielo en el agua con una foca encima.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Non c'era traccia di ghiaccio.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Nu era gheaţă deloc în jur, dar un gheţar s-a prăbuşit în apă şi o focă a ajuns pe el.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Tidak ada es di sekitarnya. tapi sebuah lapisan es muncul dan seekor anjing laut naik ke atasnya.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Ympärillä ei ollut jäätä. Tämä jäätikkö taipui veteen ja hylje nousi sille.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Вокруг не было льда, но в море плавал осколок ледника, и на нём был тюлень.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Навколо не було льоду, але у воді плавав айсберг, на який виліз тюлень.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Нямаше лед наоколо, а ледник хлътнал във водата и тюлен върху него.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.לא היה קרח מסביב. אבל קרחון התמוטט לתוך המים וכלב-ים עלה עליו.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.لم يكن هناك جليد في تلك المنطقة ولكن كان هناك كهف جليدي في المياه .. ودخلت اليه فقمة البحر
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.少し離れていましたが シロクマはそこに泳いで行くと
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.A simples alteração da minha orientação física ajudou a modificar a minha perspectiva em relação ao glaciar.
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.Denna grundläggande förändring i läge hjälpte mig att ändra mitt perspektiv i relation till glaciären.
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.제 물리적인 태도에서의 가장 기본적인 변화는 빙하와의 관계에 대한 제 시각을 바꿀 수 있게 도와줬어요
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.Ta elementarna zmiana w fizycznym położeniu pomogła mi zmienić sposób relacji z lodowcem.
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.Tento zásadní posun mé fyzické orientace změnil mou perspektivu ve vztahu k tomuto ledovci.
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.Un cambio fundamental en mi orientación física que hizo cambiar mi punto de vista con respecto al glaciar.
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.Дуже проста зміна моєї фізичної орієнтації допомогла мені змінити свою точку зору у відносинах з льодовиком.
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.השינוי הבסיסי הזה באוריינטציה הפיסית שלי עזרה לי לשנות את נקודת המבט שלי ביחס לקרחון.
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.هذا التحول الجذري في توجهي الحسي ساعدني كثيراً على تغير مفهومي فيما يتعلق بعلاقتي مع النهر المتجمد.
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.氷河に対する私の視点も 変えることができました 最近では世界との接し方を
Frauenfelder, 2003 (Dünya Buzul İzleme Servisi)Agenzia europea dell'ambiente (Eurowaternet, progetto Corine Land Cover Eurostat
Frauenfelder, 2003 (Dünya Buzul İzleme Servisi)Centro de Investigação Climática, Universidade de East Anglia, Norwich, Reino Unido
Frauenfelder, 2003 (Dünya Buzul İzleme Servisi)DG Pêche, Commission européenne
Frauenfelder, 2003 (Dünya Buzul İzleme Servisi)E fajok többé nem képesek növekedni olyan területeken, ahol a téli hőmérsékletek túl magasak lesznek.
Frauenfelder, 2003 (Dünya Buzul İzleme Servisi)EUA, Corine-Landflächen Eurostat
Frauenfelder, 2003 (Dünya Buzul İzleme Servisi)Frauenfelder, 2003 (Световна организация за наблюдаване на ледниците)
Frauenfelder, 2003 (Dünya Buzul İzleme Servisi)Sysselsättningstendenser i Europa, Japan och Förenta staterna
Gezinin ilerleyen kısmında sorun buzullar değildi.Kemudian dalam ekspedisi ini, masalahnya bukan lagi es.
Gezinin ilerleyen kısmında sorun buzullar değildi.Később már nem a jég volt a probléma.
Gezinin ilerleyen kısmında sorun buzullar değildi.제 탐험의 후반부에는 얼음이 문제가 아니라 얼음이 없는게
Gezinin ilerleyen kısmında sorun buzullar değildi.Later in de expeditie was het ijs niet langer het probleem.
Gezinin ilerleyen kısmında sorun buzullar değildi.Más tarde en la expedición, el problema ya no era el hielo.
Gezinin ilerleyen kısmında sorun buzullar değildi.Più avanti durante la spedizione, il problema non è più stato il ghiaccio.
Gezinin ilerleyen kısmında sorun buzullar değildi.Plus tard dans l'expédition le problème n'était plus la glace.
Gezinin ilerleyen kısmında sorun buzullar değildi.Później w wyprawie lód nie był juz problemem.
Gezinin ilerleyen kısmında sorun buzullar değildi. Sorun buzulun olmamasıydı: açık su.Mais adiante, o problema não era o gelo, era a falta de gelo — mar aberto.
Gezinin ilerleyen kısmında sorun buzullar değildi. Sorun buzulun olmamasıydı: açık su.Mai târziu, problema nu avea să fie gheaţa, cât lipsa acesteia - întinderi de ape.