Eğer evren varsayabileceğimizden daha tuhaf ise, bunun sebebi buzul çağının Afrika'sında hayatta kalmak için,إذا كان الكون أغرب مما يمكننا أن نتصور، فهل السبب في ذلك فقط هو أنه الانتخاب الطبيعي إفترض..
Eğer evren varsayabileceğimizden daha tuhaf ise, bunun sebebi buzul çağının Afrika'sında hayatta kalmak için,それは更新世の時代にアフリカで生き抜くために 必要なことだけを想像できるように
Eklenen ısı, buzun sıcaklığı arttırmaya devam etmiyor. En azından şuradaki kısa zamanda.Molekuly, přinejmenším když jsou v krystalické mřížce ledu, začnou prostě jen vibrovat.
En sonunda 11. günde havalanabildik ve arka arkaya giden 2 helikopter beni buzulun köşesine bıraktı.드디어 11일째 아침에 모든 문제가 해결되어 - 헬리콥터 2대에 모든 장비를 실고 종렬비행으로 날아갔지요 -- 그리고는 유빙구역의 가장자리에 저를 내려놓고
En sonunda 11. günde havalanabildik ve arka arkaya giden 2 helikopter beni buzulun köşesine bıraktı.לבסוף, בבוקר היום ה11, קיבלנו אור ירוק, העמסנו את המסוקים- שני מסוקים טסים במבנה-- שהורידו אותי בקצה גוש הקרח.
En sonunda 11. günde havalanabildik ve arka arkaya giden 2 helikopter beni buzulun köşesine bıraktı.ヘリコプターに荷物を詰め込み-2機のヘリコプターを飛ばしました- 群集した氷の際に僕を降ろしました ヘリコプターがいる間に大急ぎで45分ほど
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Der var ingen is i nærheden. Men denne glacier væltede i vandet og en sæl kom op på den.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Er was nergens ijs maar een gletsjer begaf het en een zeehond klom erop.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Es gab ringsum kein Eis, aber ein Gletscher versank ins Wasser und eine Robbe saß darauf.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Il n'y avait pas de glace autour de nous. Mais un glacier s'est détaché et un phoque s'est mis dessus.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Không có băng tuyết xung quanh. Nhưng có một tảng băng nổi trên nước và một con sư tử biển trên đó.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.주위에 얼음이 하나도 없었죠. 하지만 저 빙하는 깎였고, 바다표범은 그 속에 들어갔습니다.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Não havia gelo em volta a não ser uma plataforma de gelo na água e para onde uma foca subiu.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Na okolí nebol žiaden ľad, ale do vody sa zosunul ľadovec a tuleň na neho vyliezol.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Nebyl tam žádný led, ale jeden ledovec se propadl do vody a jeden tuleň se na něj dostal.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Nem volt körülöttünk jég, de egy gleccser a folyóhoz ért és egy fóka feljutott rá.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Nie było wokół lodu, ale lodowiec zwalił się w wodę i dostała się na niego foka,
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.No había hielo alrededor sólo un trozo de hielo en el agua con una foca encima.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Non c'era traccia di ghiaccio.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Nu era gheaţă deloc în jur, dar un gheţar s-a prăbuşit în apă şi o focă a ajuns pe el.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Tidak ada es di sekitarnya. tapi sebuah lapisan es muncul dan seekor anjing laut naik ke atasnya.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Ympärillä ei ollut jäätä. Tämä jäätikkö taipui veteen ja hylje nousi sille.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Вокруг не было льда, но в море плавал осколок ледника, и на нём был тюлень.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Навколо не було льоду, але у воді плавав айсберг, на який виліз тюлень.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.Нямаше лед наоколо, а ледник хлътнал във водата и тюлен върху него.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.לא היה קרח מסביב. אבל קרחון התמוטט לתוך המים וכלב-ים עלה עליו.
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.لم يكن هناك جليد في تلك المنطقة ولكن كان هناك كهف جليدي في المياه .. ودخلت اليه فقمة البحر
Etrafta hic buz yoktu, sadece üzerinde bir fokun oturduğu suda bölünmüş bir buzul.少し離れていましたが シロクマはそこに泳いで行くと
Europanın tüm yüzeyi okyanus ile kaplı. Yani buzun altıda, uyduyu çevreleyen bir su kütlesi var.Deci sub gheaţă, există un ocean de lichid în jurul întregii luni.
Europanın tüm yüzeyi okyanus ile kaplı. Yani buzun altıda, uyduyu çevreleyen bir su kütlesi var.Onder het ijs is een oceaan van vloeistof over de hele maan.
Europanın tüm yüzeyi okyanus ile kaplı. Yani buzun altıda, uyduyu çevreleyen bir su kütlesi var.Takže pod tím ledem je celý oceán tekutin kolem celého měsíce.
Europanın tüm yüzeyi okyanus ile kaplı. Yani buzun altıda, uyduyu çevreleyen bir su kütlesi var.Значи, под леда има океан от течност около цялата луна.
Fakat buzun öyle bir noktası var ki bu noktada buz sıvıya dönüştü. .Aber es kam uns zu dem Punkt, dass das Eis verwandelte sich in eine Flüssigkeit.
Fakat buzun öyle bir noktası var ki bu noktada buz sıvıya dönüştü. .Ale postupně jsme se dostali k bodu, kdy se led změnil v kapalinu.
Fakat buzun öyle bir noktası var ki bu noktada buz sıvıya dönüştü. .Ale to doprowadziło nas do momentu, kiedy lód zamienił się w ciecz.
Fakat buzun öyle bir noktası var ki bu noktada buz sıvıya dönüştü. .液体になってください。 それのような全体の時間が溶けていた。
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.A simples alteração da minha orientação física ajudou a modificar a minha perspectiva em relação ao glaciar.
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.Denna grundläggande förändring i läge hjälpte mig att ändra mitt perspektiv i relation till glaciären.
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.제 물리적인 태도에서의 가장 기본적인 변화는 빙하와의 관계에 대한 제 시각을 바꿀 수 있게 도와줬어요
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.Ta elementarna zmiana w fizycznym położeniu pomogła mi zmienić sposób relacji z lodowcem.
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.Tento zásadní posun mé fyzické orientace změnil mou perspektivu ve vztahu k tomuto ledovci.
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.Un cambio fundamental en mi orientación física que hizo cambiar mi punto de vista con respecto al glaciar.
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.Дуже проста зміна моєї фізичної орієнтації допомогла мені змінити свою точку зору у відносинах з льодовиком.
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.השינוי הבסיסי הזה באוריינטציה הפיסית שלי עזרה לי לשנות את נקודת המבט שלי ביחס לקרחון.
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.هذا التحول الجذري في توجهي الحسي ساعدني كثيراً على تغير مفهومي فيما يتعلق بعلاقتي مع النهر المتجمد.
Fiziksel oryantasyonun en temel çözümü perspektif değişiklik buzul ile ilgili bana yardımcı oldu.氷河に対する私の視点も 変えることができました 最近では世界との接し方を
Frauenfelder, 2003 (Dünya Buzul İzleme Servisi)Agenzia europea dell'ambiente (Eurowaternet, progetto Corine Land Cover Eurostat
Frauenfelder, 2003 (Dünya Buzul İzleme Servisi)Centro de Investigação Climática, Universidade de East Anglia, Norwich, Reino Unido
Frauenfelder, 2003 (Dünya Buzul İzleme Servisi)DG Pêche, Commission européenne
Frauenfelder, 2003 (Dünya Buzul İzleme Servisi)E fajok többé nem képesek növekedni olyan területeken, ahol a téli hőmérsékletek túl magasak lesznek.
Frauenfelder, 2003 (Dünya Buzul İzleme Servisi)EUA, Corine-Landflächen Eurostat
Frauenfelder, 2003 (Dünya Buzul İzleme Servisi)Frauenfelder, 2003 (Световна организация за наблюдаване на ледниците)
Frauenfelder, 2003 (Dünya Buzul İzleme Servisi)Sysselsättningstendenser i Europa, Japan och Förenta staterna
Geçen yıl Norveç'te birkaç tane buldum. Onları buzun üstünde görüyoruz.저는 노르웨이에서 몇마리를 보았습니다. 그리고 빙하위에 있는 것도 발견할 수 있습니다.
Geçen yıl Norveç'te birkaç tane buldum. Onları buzun üstünde görüyoruz.Saya menemukan dua di Norwegia tahun lalu di atas permukaan es.
Geçen yıl Norveç'te birkaç tane buldum. Onları buzun üstünde görüyoruz.W zeszłym roku znalazłem dwa w Norwegii.
Geçen yıl Norveç'te birkaç tane buldum. Onları buzun üstünde görüyoruz.מצאתי כמה בנורבגיה שנה שעברה. אנו רואים אותם על הקרח.
Geçen yıl Norveç'te birkaç tane buldum. Onları buzun üstünde görüyoruz.وجدت اثنين في النرويج السنة الماضية .. نحن نراهم على الجليد
Geçen yıl Norveç'te birkaç tane buldum. Onları buzun üstünde görüyoruz.この熊たちは 消えていく氷の影響を
Gezinin ilerleyen kısmında sorun buzullar değildi.Kemudian dalam ekspedisi ini, masalahnya bukan lagi es.