Ev bizim için çok büyük, bunun da ötesinde o çok pahalı.The house is too big for us, and what is more, it is too expensive.
Evin umduğumuz kadar büyük olduğunu sanmıyorum.I don't think the house is as big as we hoped.
Müzisyen hem Japonya hem de Amerika Birleşik Devletleri'nde büyük ilgi görüyor.The musician is enjoying great popularity both in Japan and in America.
Film büyük bir başarıydı.The film was a great success.
Film büyük bir heyecan yarattı.The movie created a great sensation.
Film ona büyük popülerlik kazandırdı.The movie gained her great popularity.
Film iki büyük aktristi baş rolde oynattı.The movie costarred two great actresses.
Bu hareketin, kadınların davranışları üzerine büyük bir etkisi vardı.This movement had a great impact on the behavior of women.
Doktor çocuk hastalıkları üzerine büyük bir otoritedir.The doctor is a great authority on children's diseases.
Büyük politikacı 1963'te vefat etti.The great politician passed away in 1963.
Büyük bilimci onuruna bir ödül verildi.A prize was given in honor of the great scientist.
O radyo, bir kibrit kutusundan daha büyük değildir.That radio is no bigger than a matchbox.
Böyle dergilerin çocuklar üzerinde büyük bir etkisi var.Such magazines have a great influence on children.
Salon 1.000'den fazla kişiyi alacak kadar büyüktü.The hall was so large as to hold more than 1,000 people.
İki teori arasında çok büyük bir fark vardır.There exists an enormous difference between the two theories.
Haber büyük bir sansasyon yarattı.The news caused a great sensation.
Haberin bizim üzerimizde büyük bir etkisi oldu.The news had a great impact on us.
Haber büyük önemdedir.The news is of great importance.
O televizyon hem büyük hem de pahalı.That television is both big and expensive.
Süpermarketin büyük bir mal stoku var.The supermarket has a large stock of merchandise.
Bu gömlek benim için büyük.The shirt is large for me.
Futbol oyunu büyük bir kalabalığı cezbetti.The soccer game attracted a large crowd.
Konserde büyük bir seyirci kitlesi olmalıymış.There must have been a large audience at the concert.
O kulüp çok çok büyük.That club is way too big.
O Amerikan filmi büyük bir başarıydı.That American movie was a great success.
Bu çok büyük ve yoğun bir şehir.It's a very big and busy city.
Orada büyük bir kalabalık vardı.There was a large crowd there.
Onlar onu sadece onun büyük heyecanı için yapıyor.They do it just for the thrill of it.
İspanya'nın nüfusu Japonya'nınkinin yaklaşık üçte biri kadar büyüktür.The population of Spain is about one-third as large as that of Japan.
Bana güzel bir hediye vermeniz büyük nezaketti.It was very kind of you to give me a nice gift.
Bifteğimi orta büyüklükte severim.I like my steak medium.
Sue'nun büyük bir poposu var ama o umursamıyor.Sue has a big bottom, but she doesn't care.
Susan yaz tatilini büyük annesinin evinde geçirdi.Susan spent the summer vacation at her grandmother's.
Singapur'un büyük bir sorunu var.Singapore has one big problem.
John bir diğer büyük oyuncu idi.John was another great player.
John büyük konuşur.John talks big.
John büyük bir serveti miras olarak aldı.John inherited a large fortune.
John büyük bir sanatçı oldu.John grew up to be a great artist.
John'un büyükannesi uzun bir hastalığın ardından vefat etti.John's grandmother passed away after a long illness.
Bay Johnson'ınki büyük bir odaydı.Mr Johnson's was a large room.
Bay Johnson benim onun olduğunu düşündüğümden daha büyük.Mr Johnson is older than I thought he was.
Joan zor bir çocukluk geçirmesine rağmen büyük bir aktrist oldu.Joan became a great actress in spite of having had a difficult childhood.
George büyük bir çiftlikte çalışır.George works on a big farm.
George inanılmaz büyüklükte bir gırtlak kemiğine sahiptir.George has an incredibly large Adam's apple.
Sidney Avustralya'daki en büyük şehirdir.Sydney is the largest city in Australia.
Jane Japoncada büyük bir ilerleme kaydetmiştir.Jane has made great progress in Japanese.
Jane'in kolyesi onun büyük annesinden bir hediyedir.This necklace of Jane's is a gift from her grandmother.
Shakespeare büyük şairlerden biridir.Shakespeare is one of the greatest poets.
Shakespear, İngiltere'nin şimdiye kadar ürettiği en büyük şairdir.Shakespeare is the greatest poet that England has ever produced.
Dünyanın en büyük çölü Sahra'dır.The Sahara is the largest desert in the world.
O hareket büyük bir hataydı.That move was a big mistake.
Şimdilik, büyük bir mağazada sekreterlik yapıyor.For the time being, she is clerking in a department store.
Şimdilik, büyük bir mağazada memurluk yapıyor.For the time being, she is clerking in a department store.
Şimdilik büyük tayfun olmayacak.There will be no big typhoon for the moment.
Sirki ziyaret çocuklar için büyük bir heyecandı.The visit to the circus was a big thrill for the children.
İştahınızı büyük bir akşam yemeği için saklayın.Save your appetite for the big dinner.
Ben hiç bu kadar büyük bir paraya sahip olmadım.I've never had such a large sum of money.
Böylesine büyük bir hediye bizim için beyaz bir fildir.Such a big gift is a white elephant to us.
Böylesine büyük bir ev almana gerek yoktu.You needn't have bought such a large house.
Böylesine büyük bir evi geçindirmek için çok para gerekir.It takes a lot of money to keep up such a big house.