Büyük babamın hayatı uzun ve mutluydu.My grandfather's life was long and happy.
Bu bizim büyük ulusal sorunlarımıza kıyasla küçük bir sorundur.This is a minor issue compared to our big national problems.
Küçük bir şeyden büyük bir sorun yaratma.Do not make a major problem out of a minor one.
Tom büyük bir hata yapmış gibi görünüyor.Tom seems to have made a big mistake.
Onlar büyükannelerinin evini yenilediler ve modern mobilyalar getirdiler.They renovated their grandmother's house and brought in modern furniture.
Mary çocuğa büyük annesinin adını verdi.Mary named the baby after her grandmother.
Okyanusun büyük alanları kirletildi.Large areas of the ocean are polluted.
Keşke Tom'un daha büyük bir ofisi olsa.Tom wishes he had a larger office.
Yara atletin büyük acı çekmesine sebep oldu.The injury caused the athlete great pain.
Büyük basınç nedeniyle boru patladı.The pipe burst due to great pressure.
Yeni yasa büyük bir reformdu.The new law was a major reform.
Büyükbabam mide ağrısı için yardım aramak için hastaneye gitti.My grandfather went to the hospital to seek help for his stomach pain.
Anneannemin ölümü büyük bir şok oldu.My grandmother's death was a big shock.
Dünyanın en büyük teleskobu Kanarya Adalarındadır.The world's largest telescope is in the Canary Islands.
Bu küpeleri büyük annemden aldım.I got these earrings from my grandmother.
Benim doğduğum yer büyük bir şehre yaklaşık 20 dakikalık mesafede yer almaktadır.My hometown is located about 20 minutes from a large city.
Sokak büyük bir kamyon tarafından tıkanmıştı.The street was blocked by a huge truck.
Bir sanatçı, büyük bir resim yapmak için birçok boya tüpü kullanır.An artist uses many tubes of paint to make a large painting.
Senin dostluğunun benim için büyük değeri var.Your friendship has great value to me.
Seçimi kazanmak adayın siyasi partisi için büyük bir zaferdi.Winning the election was a great victory for the candidate's political party.
Büyükannemi ziyaret etmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to visit my grandmother.
Büyük dalgalarda yüzmeye korkuyor.She's afraid to swim in large waves.
Tom büyük bir servete sahip ama mutlu değil.Tom has great wealth, but he is not happy.
Büyük bir servete sahip olsan, ne yaparsın?What would you do if you had great wealth?
Büyük bir şehirde yaşama isteğim yok.I have no wish to live in a large city.
Dünyanın en büyük hayvanat bahçesi Berlin, Almanya'da yer almaktadır.The world's largest zoo is in Berlin, Germany.
Biz bütün büyük şehirleri gezdik.We toured all the major cities.
Hangi oyuncak büyük?What toy is big?
Büyükannen nerede yaşıyor?Where does your grandmother live?
Sen çok büyüksün.You are too big.
Büyük bir çanta içine çamaşırlarını doldurdu.He stuffed his laundry into a large bag.
Kitap büyük.The book is big.
Yeni film büyük bir başarı idi.The new film was a great success.
Londra, dünyanın en büyük şehirleri arasındadır.London is among the world's largest cities.
Parti büyük bir odada gerçekleşti.The party took place in a big room.
Dünya herkesin bir maske taktığı büyük bir balo.The world is a grand ball in which everyone wears a mask.
Şu uçak çok büyük.That plane is enormous!
Filiberto aşina olmadığımız bir şehirde çok büyük bir dairede yaşıyor.Filiberto lives in a very large apartment in a city we're not familiar with.
Büyük Japon şirketlerinin çoğu ihracata bağımlıdır.The majority of large Japanese companies depend on exports.
O büyük bir hata yaptı.He made a huge mistake.
Onun ilk çalışması insanlar arasında büyük popülerlik kazandı.His first work gained great popularity among people.
İki büyük viski lütfen.Two large whiskies, please.
Büyük şeyler küçük paketlerde gelir.Big things come in small packages.
İtalyanlar günde iki kez büyük yemek yerler.Italians eat a big meal twice a day.
Bundan daha büyük bir köpek yoktur.There is no dog which is bigger than this one.
Büyük bir yemek yedikten sonra yüzmeye gitmemelisin.You shouldn't go swimming after eating a big meal.
Ben onun büyük bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum.I don't think he's a great actor.
Deri, vücudun en büyük organıdır.The skin is the largest organ of the body.
Bizim ordu büyük ve cesur için ülkemiz kazanacak.Our country will win, for our army is big and brave.
Peter'ın kulübesi çok büyük.Peter's cottage is very big.
Büyük kız kardeşim her sabah duş alır.My older sister takes a shower every morning.
O bütün diğer oğlanlardan daha büyüktür.He is bigger than all the other boys.
Çin, Japonya'dan yirmi kat daha büyüktür.China is twenty times bigger than Japan.
Ben daha önce hiç bu kadar büyük bir karpuz görmedim.I never seen such a big watermelon before.
Büyüdüğüm zaman büyük bir bilim adamı olmak istiyorum.When I grow up I want to be a great scientist.
Balina, denizde yaşayan çok büyük bir memelidir.The whale is a very large mammal who lives in the sea.
Büyükçe bir sandalye, ama kapı aralığından anca geçer.It's a biggish chair, but it'll just barely fit through the doorway.
Sanırım Beethoven, şimdiye kadar yaşamış en büyük besteci.I think Beethoven is the greatest composer who ever lived.
Ben Beethoven'ın şimdiye kadar yaşamış en büyük besteci olduğunu düşünüyorum.I think Beethoven is the greatest composer who ever lived.
Denizde yaşayan canlıların büyük bir çeşitliliği var.There's a great variety of creatures living in the sea.