Ev fiyatlarındaki artış onun evini büyük bir kârla satmasına olanak sağladı.The rise in house prices enabled him to sell his house at a big profit.
Evin arkasında büyük bir bahçe vardı.There was a large garden behind the house.
Birkaç ev büyük sel tarafından sürüklendi.Several houses were carried away by the great flood.
O büyük yangında düzinelerce ev yanıp kül oldu.Dozens of houses were burned down in that big fire.
Ne büyük bir süpermarket!What a big supermarket!
Büyük bir şey yapmak için oğlunu teşvik etti.He encouraged his son to do something great.
Ayda yaşasaydık dünya ne kadar büyük görünürdü?If we were to live on the moon, how large would the earth look?
Konser, büyük bir başarı idi.The concert was a great success.
Müzik ve sanat, yaşam zevkine çok büyük ölçüde katkıda bulunabilirler.Music and art can greatly contribute to the enjoyment of life.
Okayama büyük bir şehir mi?Is Okayama a big city?
Yokohama, Japonya'daki en büyük şehirlerden biridir.Yokohama is one of the largest cities in Japan.
Yokohama, Japonya'nın en büyük ikinci şehridir.Yokohama is the second largest city in Japan.
Yokohama, Japonya'da ikinci en büyük nüfuslu kentidir.Yokohama is the city in Japan with the second largest population.
Yokohama'nın nüfusu Osaka'nınkinden daha büyüktür.The population of Yokohama is larger than that of Osaka.
Uzaktan bakıldığında, büyük kaya eski bir kale gibi görünüyor.Seen from a distance, the big rock looks like an old castle.
Yüksek yen değerinin nasıl üstesinden gelineceği büyük bir sorundur.How to overcome the high value of the yen is a big problem.
Yen'in değeri büyük ölçüde arttı.The value of the yen has risen greatly.
İstasyonun karşısındaki kitabevi çok büyük.The bookstore across from the station is very large.
İstasyonun önünde büyük bir park yeri vardır.There is a large parking lot in front of the station.
Bir istasyonun yakınında yaşamak büyük bir kolaylık.It is a great convenience to live near a station.
İngilizce kompozisyonunda ne büyük bir hata yaptın!What a big mistake you made in your English composition!
Büyük Britanya artık dünya politikalarının kontrolünde değil.Great Britain is no longer in control of world politics.
Büyük Britanya artık dünya siyasetini kontrol etmiyor.Great Britain is no longer in control of world politics.
İngilizce öğrenmekten büyük yararlar sağlayacaksın.You will derive great benefits from learning English.
Eğer sağa dönerseniz, büyük bir bina göreceksiniz.If you turn right, you will see a big building.
En küçük erkek kardeşim, büyük annemiz tarafından yetiştirildi.My youngest brother was brought up by our grandmother.
Genel olarak, Amerika'daki insanlar büyük arabaları tercih etme eğiliminde.In general, people in America tend to prefer bigger cars.
Büyük fikir nedir?What's the big idea?
Büyük dahilerin kısa biyografileri var.Great geniuses have the shortest biographies.
Her büyük yazar İngilizce ile ilgileniyor gibi görünüyor.Every great writer seems to have been interested in English.
Büyük bir âlim mutlaka iyi bir öğretmen değildir.A great scholar is not necessarily a good teacher.
Birçok büyük insan gençliklerinde zorluklardan geçmişlerdir.Many great men went through hardship during their youth.
Büyük bir adam görüntüsünü önemsemez.A great man doesn't care about his appearance.
Önceden evimin arkasında büyük bir kiraz ağacı vardı.There used to be a big cherry tree at the back of my house.
Evimin etrafında büyük ağaçlar vardı.There used to be big trees around my house.
Buralarda büyük bir gölet vardı.There used to be a big pond around here.
Sevmek ve sevilmek en büyük mutluluk.To love and to be loved is the greatest happiness.
Hayattaki en büyük mutluluk sevmek ve sevilmek.It is the greatest happiness in life to love and to be loved.
Hepimiz büyük şoktan dolayı ürperdik.We all shuddered from the great shock.
Suç, büyük şehirlerimizin çoğunda kesinlikle artmaktadır.Crime is certainly on the increase in many of our big cities.
Londra dünyandaki en büyük şehirlerden biridir.London is one of the largest cities in the world.
Londra Paris ile karşılaştırıldığında büyüktür.London is large, compared with Paris.
Londra'nın nüfusu, diğer tüm İngiliz şehirlerinden çok daha büyüktür.The population of London is much greater than that of any other British city.
Rusya büyük finansal zorluklarla karşılaşıyor.Russia is facing great financial difficulties.
Rusya büyük finansal zorluklarla karşı karşıyadır.Russia is facing great financial difficulties.
Los Angeles, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ikinci en büyük şehirdir.Los Angeles is the second largest city in the United States.
Los Angeles, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ikinci en büyük kenttir.Los Angeles is the second largest city in the United States.
Lucy onun büyük ebeveynleri tarafından büyütüldü.Lucy was brought up by her grandparents.
Lincoln büyük bir devlet adamıydı.Lincoln was a great statesman.
Lincoln Amerikan tarihinin en büyük isimlerinden biridir.Lincoln is one of the greatest figures in American history.
Lincoln, Amerikan tarihindeki en büyük figürlerden biridir.Lincoln is one of the greatest figures in American history.
Bayan Lee büyük bir konuşmacı.Mrs. Lee is a great talker.
Radyo büyük bir buluş.Radio is a great invention.
Rugby maçından sonra bütün vücudum büyük bir çürüktü.My whole body was one big bruise after the rugby game.
Dün gece piyano resitalinde büyük bir seyirci vardı.There was a large audience at the piano recital last night.
Molly'nin büyük bir saati var.Molly has a large clock.
Eğer mümkünse, bunu daha büyük bir bedenle değiştirmek istiyorum.If it's possible, I'd like to exchange this for a larger size.
Daha büyük bir bedeni var mı?Do you have a larger size?
Daha çok param olsa daha büyük bir eve taşınabilirim.If I had more money, I could move to a bigger house.
Eğer biraz daha fazla paramız olsa daha büyük bir eve taşınırız.We would move to a bigger house if we had more money.