Ölümü karısı için büyük şoktu.His death was great shock to his wife.
Onun ölümü büyük bir kayıptır.His death is a great loss.
Onun geliri benimkinden üç kat daha büyüktür.His income is three times larger than mine.
Onun cömertliğine büyük bir hayranlığım vardı.I had great admiration for his generosity.
Onun dürüstlüğü büyük bir övgüye değer.His honesty is worthy of great praise.
Ona büyükbabasının adı verilmiş olmalı.He must have been named after his grandfather.
Büyükbabasının adını almış olmalı.He must have been named after his grandfather.
Onun her iki büyük babası öldü.Both his grandfathers are dead.
Onun büyük babası yüksek rütbeli bir askerdi.His grandfather was a soldier of high degree.
Onun büyükbabası huzur içinde vefat etti.His grandfather passed away peacefully.
Büyükbabası yaşına göre hâlâ oldukça sağlıklı.His grandfather is still very healthy for his age.
Oğlunun ölüm haberi büyük bir şoktu.The news of his son's death was a great shock.
Oğlu büyük bir bilim adamı oldu.His son became a great scientist.
O, ne kadar büyüktür?How big is he?
O hep büyük konuşuyor.He is always talking big.
Onun hırsı büyük bir politikacı olmaktır.His ambition was to be a great politician.
Onun odası benimkinin iki katı kadar büyüktür.His room is twice as large as mine.
Ona büyük babasının adı verildi.He was named after his grandfather.
O, senden iki yaş daha büyüktür.He is two years older than you.
O öyle büyük bir sanatçı ki hepimiz ona hayranız.He is such a great artist that we all admire.
Büyük bir kayanın arkasına saklandı.He hid himself behind a large rock.
O büyük bir çocuk.He's a big boy.
Büyük çabalarına rağmen başarısız oldu.He failed in spite of his great efforts.
O, Mandarin dilini konuşmada büyük ilerleme kaydetti.He has made great progress in speaking Mandarin.
O, genç olduğu için bakacak büyük bir ailesi vardı.Young as he is, he has a large family to support.
O büyük evi satın aldığı için bankaya borcu var.He's in debt to the bank because he bought that big house.
O, Amerikan büyük elçiliğinde diplomattır.He is a diplomat at the American Embassy.
O çok genç ölmeseydi büyük bir bilim adamı olacaktı.If he had not died so young, he would have become a great scientist.
Onun her zaman, dünya hakkında büyük bir merakı oldu.He has always had a great curiosity about the world.
O her zaman büyük işletmeler ile ilişki kurmuştur.He has always associated with large enterprises.
O, şimdiye kadar yaşamış en büyük insandır.He is the greatest man who has ever lived.
Büyük bir evde yalnız yaşıyor.He lives in a large house by himself.
Büyükbabasının doksanın üzerinde olduğunu söyledi.He told me that his grandfather is over ninety.
Büyük babasını sırtında taşıdı.He carried his grandfather on his back.
Büyük olasılıkla o hâlâ yataktadır.The chances are that he is still in bed.
Büyük miktarda parası var gibi görünüyor.He seems to have had a great amount of money.
O kanser araştırmaları için büyük bir katkı yaptı.He made a great contribution to research into cancer.
O şimdiye kadar yaşamış olanlar kadar büyük bir alimdir.He is as great a scholar as ever lived.
Böylece büyük bir piyanist oldu.He became a great pianist in this way.
O, kendine bu büyük odayı aldı.He has this large room to himself.
Onun bu şehre büyük bir bağlılığı var.He has a great attachment to this town.
Onun Kolorado'da büyük bir çiftliği var.He has a large farm in Colorado.
O, gazetecilikte büyük bir adamdır.He is a big man in journalism.
Gölün yakınında büyük bir restoranı var.He has a big restaurant near the lake.
Karısına çok büyük bir servet bıraktı.He left his wife an enormous fortune.
O, olaya büyük önem verdi.He attached great importance to the event.
Politikacıya büyük bir rüşvet teklif etti.He offered a big bribe to the politician.
Çanta yapmak için büyük bir parça kâğıt kullandı.He used a big piece of paper to make the bag.
O, büyük bir köpeğe taş attı.He threw a stone at the big dog.
Büyük odayı kendisine aldı.He has the large room to himself.
Büyük seferin lideriydi.He was the leader of the great expedition.
Bir balta ile büyük ağacı kesip devirdi.He cut down the big tree with an ax.
Saldırının büyüklüğünden habersizdi.He was unaware of the enormity of the offense.
Büyük bir iş üstlendi.He undertook a great deal of work.
Kendisi için çok büyük bir ceket giydi.He wore a coat too large for him.
O, kimsenin hayal edemeyeceği en büyük sıkıntıya katlandı.He put up with the greatest hardship that no one could imagine.
O, teniste büyük bir ilerleme kaydetti.He has made a big improvement in tennis.
O büyük yeteneği olan bir adamdır.He is a man of great ability.
Onu büyük bir hevesle yaptı.He did it with great zeal.
Onun kendisine büyük güveni var.He has great confidence in himself.