Üç büyük adam ona saldırdı ve onun parasını çaldı.Three big men attacked him and stole his money.
İki öğrenci arasında fikirlerde büyük bir uçurum vardır.There is a wide gap in the opinions between the two students.
Bu ikisinin görüşü arasında büyük bir uçurum vardı.There was a great gap between the views of the two.
2030'a kadar onun nüfusunun yüzde yirmi biri altmış beş yaşından büyük olacak.By 2030 twenty-one percent of its population will be over sixty-five.
On bin metre koşmak için büyük tahammüle ihtiyacın var.You need great endurance to run ten thousand meters.
1951'de Rahibe Teresa o zamanlar Hindistan'ın en büyük şehri olan Kalküta'ya gönderildi.In 1951, Sister Teresa was sent to Calcutta, then the largest city in India.
18 yaşından büyük insanlar araba kullanabilir.People above 18 may drive.
1000 dolar büyük bir yekundur.A thousand dollars is a large sum.
Suudi Arabistan büyük elçisinin istifa ettiğini az önce gördüm.I've seen just now that the ambassador of Saudi Arabia has resigned.
Pencere açmaktan kaçının; Sırtımda hava akımlarını hissetmek için büyük arzusu yok.Avoid opening the window; I have no great desire to feel air currents on my back.
O zamandan beri, Japonya'da büyük bir değişim oldu.Since then, a great deal of change has occurred in Japan.
Yakında büyük bir şehirde yaşamaya alışacaksın.You will soon be used to living in a big city.
Kalabalık kazanana büyük bir yardım yaptı.The crowd gave the winner a big hand.
Böylesine büyük bir silahlanma için paramızın olup olmadığı sorusunu göz önüne almalıyız.We must consider the question of whether we can afford such huge sums for armaments.
Erkek kardeşim büyük bir balık yakaladı.My brother caught a big fish.
Erkek kardeşim benden iki yaş büyük ve üç santimetre daha kısa.My brother is two years older than I, but he is three centimeters shorter.
Ağabeyim benden iki yaş büyüktür.My brother is two years older than I am.
Ağabeyim büyük bir ticari kuruluşta görev yapıyor.My elder brother got a position in a big business.
Biz sevgili büyükannemizi özledik.We miss our dear grandmother.
Polisler büyük tehlike karşısında çok cesurdu.The policemen were very brave in the face of great danger.
Balina denizde yaşayan çok büyük bir memelidir.The whale is a very large mammal which lives in the sea.
Balina dünyadaki en büyük hayvandır.The whale is the largest animal on the earth.
Tiyatroda büyük bir seyirci vardı.There was a large audience at the theater.
Düğünden sonra büyük bir resepsiyon vardı.There was a big reception after the wedding.
Kötü olan sağlığı onun en büyük dezavatajıdır.His bad health is a great disadvantage to him.
İyi sağlık büyük bir nimettir.Good health is a great blessing.
Büyük bir unvan mutlaka yüksek bir görev anlamına gelmez.A big title does not necessarily mean a high position.
Büyük akıllar benzer düşünürler.Great minds think alike.
Çekirdekte büyük bir enerji hapsedilmiştir.A great deal of energy is locked up in the nucleus.
Büyük bir adam başarılarından dolayı hatırlanacaktır.A great man will be remembered for his achievements.
Işık hızı sesten çok daha büyüktür.The speed of light is much greater than that of sound.
Parkta büyük bir kalabalık vardı.There was a large crowd in the park.
Orada büyük bir dağ görebiliriz.We can see a big mountain over there.
Oradaki büyük binaya bak.Look at the large building over there.
Sel, ekinlere büyük zarar verdi.The flood did great damage to the crops.
Sel köye büyük hasar verdi.The flood did the village extensive damage.
Seyyar satıcı sırtında büyük bir paket taşıyordu.The peddler carried a big bundle on his back.
Bir ulusun büyük olması için mutlaka güçlü olması gerekmez.A nation need not necessarily be powerful to be great.
Kralın şehrimizi ziyaret etmesi büyük bir onur.It's a great honor to have had the King visit our city.
Kralın en büyük oğlu tahtın varisidir.The king's eldest son is the heir to the throne.
Bir milletin refahı büyük ölçüde genç erkeklere aittir.The prosperity of a nation largely rests to its young men.
Büyük bir fikir ortaya attım.I've just come up with a great idea.
Bugünkü gazeteye göre, dün Şili'de büyük bir deprem vardı.According to today's paper, there was a big earthquake in Chile yesterday.
Bugünkü gazete büyük bir tayfunun yaklaştığını söylüyor.Today's paper says that a big typhoon is approaching.
Bugün Japonya dünyanın en büyük ekonomik güçlerinden biri olarak kabul edilir.Japan is today considered to be one of the greatest economic powers of the world.
Bu sonbaharda büyük bir deprem Meksika'ya çarptı.A great earthquake hit Mexico this fall.
Bu sonbahar büyük bir deprem Meksika'yı vurdu.A great earthquake hit Mexico this fall.
Bu gecenin galası için büyük bir izleyici garanti ediyorum.I guarantee a huge audience for tonight's premiere.
Bu akşam seninle konuşmaktan büyük zevk aldım.I enjoyed talking with you this evening very much.
Bay Sano büyük bir akıcılık ile Fransızca konuşuyor.Mr Sano speaks French with great fluency.
En büyük İngilizce Sözlük 450.000' in üzerinde kelimeye sahiptir.The largest English dictionary has over 450,000 words.
En büyük mutluluk, özgürlükte yatar.The greatest happiness lies in freedom.
Sadece en iyi malzemeleri kullanmak için büyük özen gösterilmiştir.Great care has been taken to use only the finest ingredients.
Bütçe açığının azaltılması hükümetin büyük bir endişesidir.Reducing the budget deficit is a major concern of the government.
Hindistan'da dün büyük bir deprem meydana geldi.A big earthquake occurred in India yesterday.
Dün Hindistan'da büyük bir deprem oldu.A big earthquake occurred in India yesterday.
Dün büyük bir labirente girdik.Yesterday we went into a huge maze.
Dün gece büyük bir yangın vardı.There was a big fire last night.
Geçen yıl büyük bir şeftali hasatı vardı.There was a large harvest of peaches last year.
Japonya geçen yıl büyük bir politik değişim gördü.Last year saw a big political change in Japan.