butünüyle ile cümle

butünüyle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
4
ORT. KELİME
Debby'ye merhaba dedim fakat o beni bütünüyle görmezlikten geldi.I said hello to Debby but she totally ignored me.
Onun önerisi bütünüyle söz konusu olamaz.His proposal is completely out of the question.
Bu bütünüyle işe yaramaz.This is totally worthless.
Bütünüyle sipariş edilmiş bir takıma çoğunlukla bir " zincir" denilir.A totally ordered set is often called a "chain".
Sen bütünüyle hatalı değilsin.You're not entirely wrong.
Bu kadar bütünüyle dolu günlerden sonra bir dinlenmeye ihtiyacım var.I need a rest after so many completely full days.
Bütünüyle bunu incelememiz gerekiyor.We need to view this in its entirety.
Seninle bütünüyle aynı fikirdeyim.I totally agree with you.
O bütünüyle müthiş.That's totally awesome.
O bütünüyle yanlış değil.That's not completely wrong.
Sen bir dört yaşında çocuğu bütünüyle yalnız nasıl bırakabildin?How could you leave a four-year-old child all alone?
Sen bütünüyle cahilsin.You're totally ignorant.
Ben bütünüyle ciddiyim.I'm completely serious.
Bu bütünüyle farklı.It's totally different.
O bütünüyle adil değil.That's totally unfair.
Araban bütünüyle harap olmuş.Your car's totally wrecked.
Bütünüyle bunun gibi bir şey hiç görmedim.I've never seen anything quite like this.
Tom bütünüyle mahcup görünüyordu.Tom looked totally embarrassed.
Tom bütünüyle kafası karışmış görünüyor.Tom looks totally confused.
Bu bütünüyle korkunç bir hata.This is all a terrible mistake.
Zevk bütünüyle benim.The pleasure's all mine.
Ben bütünüyle sarhoşum.I'm totally drunk.
O bütünüyle gizliydi.It was totally secret.
Bütünüyle hatalıydım.I was totally wrong.
Birkaç şey, Tom'un beklentilerini bütünüyle karşılamadı.A few things didn't quite meet Tom's expectations.
Sana bütünüyle bir tane borçluyum.I totally owe you one.
Onu bütünüyle yapmalısın.You should totally do that.
O bütünüyle farklıydı.It was totally different.
Bu bütünüyle doğru değil.It's not quite right.
Tom'un söylediği bütünüyle doğru değil.What Tom says isn't quite true.
Tom'un söylediği bütünüyle doğru.What Tom says is quite true.
O, bütünüyle tuhaf görünür.It all seems so strange.
Sen bütünüyle onları dehşete düşürdün.You totally freaked them out.
Sen bütünüyle onu dehşete düşürdün.You totally freaked him out.
Tom size karşı bütünüyle dürüsttü.Tom hasn't been totally honest with you.
Bu bütünüyle aynı değil.It's not quite the same.
Bu bütünüyle aynı olmayacak.It won't be quite the same.
Bana karşı bütünüyle dürüst müydün?Have you been totally honest with me?
O bütünüyle kötü olamaz.He can't be all bad.
Bütünüyle abartmıyorum.I'm totally not exaggerating.
İşler şimdi bütünüyle farklı.Things are totally different now.
Bu bütünüyle olağan dışı.This is totally unusual.
Bütünüyle aynı fikirdeyim.We totally agree.
Ben bütünüyle inanıyorum.I totally believe that.
Bu bütünüyle beklenmedikti.This was totally unexpected.
Onlar bütünüyle farklı görünüyor.They look totally different.
Bu bütünüyle eşi benzeri görülmemiş.This is totally unprecedented.
Bu bütünüyle mantıklı.This is totally reasonable.
Ben bunu bütünüyle onaylıyorum.I completely approve of this.
Ben Tom'a bütünüyle katıldım.I totally agreed with Tom.
Tom ikiz erkek kardeşinden bütünüyle farklıydı.Tom was totally different from his twin brother.
Bu sözleşme bütünüyle gülünç.This contract is totally ridiculous.
Tom bütünüyle ikna olmuş görünmüyordu.Tom didn't seem totally convinced.
Bu bütünüyle benim hatam.This is completely my fault.
Bu bütünüyle yanlış.That's totally incorrect.
Tom bütünüyle cahil.Tom is totally clueless.
Tom bütünüyle kontrolünü kaybetmiş.Tom totally freaked out.
Tom bütünüyle ailesine muhtaç.Tom is totally dependent on his parents.
Konuyu bütünüyle öğrenmek istiyorum, hiçbir detayı es geçme.I want to hear the whole story, and don't skip any details.
Onu bütünüyle anlamıyorum.I don't totally understand that.

İlgili Sayfalar