burun ile cümle
burun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.In je ogen wordt het een raster, en daarom wordt het transparant in plaats van ondoorzichtig.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.În ochi, structura seamănă cu un grilaj și e transparentă, nu opacă.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.눈에서, 콜라겐은 격자 형태가 되고, 그래서 불투명한 것의 반대로, 투명해집니다.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Nel vostro occhio, prende la forma di una griglia, e quindi diventa trasparente, al contrario di opaco.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Nos nossos olhos, torna-se numa espécie de grelha, e consequentemente, torna-se transparente, em vez de opaca.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Trong mắt bạn, nó sắp xếp thành dạng mạng lưới, và nhờ đó, nó trở nên trong suốt, chứ không phải mờ đục.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Ve vašem oku se uskupí do mřížky, a proto se stane průsvitným v opaku k neprůhlednosti.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.V očesu se razvrsti v obliki mreže in zato postane prozorna namesto neprozorna.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Vo vašom oku, je vo forme mriežky a preto sa stáva priesvitným.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.Στο μάτι μας, έχει τη μορφή πλέγματος και έτσι, γίνεται διάφανο, αντί για θολό.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.В окото ви, тя се превръща в мрежово формирование, и следователно, става прозрачно, за разлика от непрозрачно.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.У Вашому оці він перетворюється на решітку, і тому стає прозорим, напротивагу непрозорому.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.בתוך העין, הוא הופך למבנה של רשת, ולכן, הוא הופך לשקוף, בניגוד לאטום.
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.داخل عينك حيث تصبح بنيته شبكية وعليه يصبح شفافاً عوضاً عن ماهيته المبهمة
Gözünüzde, ağsı bir yapıya bürünüyor, ve böylece, donuk olmanın tam aksine transparan hale geliyor.そこでは格子状になっていて 透明になるのです 完璧に整った構造で 神秘を感ぜずには
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.Al oír el pueblo esta mala noticia, ellos hicieron duelo. Ninguno se atavió con sus joyas
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.A uslyšav lid řeč tuto přezlou, zámutek nesli, aniž vzal kdo okrasy své na sebe.
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.A usłyszawszy lud tę rzecz złą, zasmucił się, i nie włożył żaden ochędóstwa swego na się.
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.Cînd a auzit poporul aceste triste cuvinte, toţi s'au întristat; şi nimeni nu şi -a pus podoabele pe el.
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.Da das Volk diese böse Rede hörte, trugen sie Leid, und niemand trug seinen Schmuck an sich.
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.Da folket hørte denne hårde tale, sørget de, og ingen tok sine smykker på sig.
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.Da Folket hørte denne onde Tidende, sørgede de, og ingen tog sine Smykker på.
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.E quando o povo ouviu esta má notícia, pôs-se a prantear, e nenhum deles vestiu os seus atavios.
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.Il popolo udì questa triste notizia e tutti fecero lutto: nessuno più indossò i suoi ornamenti
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.In ko je ljudstvo slišalo to hudo poročilo, so žalovali, in nihče ni oblekel lepotine svoje.
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.Keď počul ľud túto zlú zprávu, smútili, a nikto nevzal na seba svojej okrasy.
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.Khi dân sự nghe lời hăm nầy, bèn đều để tang, không ai đeo đồ trang sức hết.
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.Khi dân_sự nghe lời hăm nầy , bèn đều để_tang , không ai đeo đồ trang_sức hết .
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.백성이 이 황송한 말씀을 듣고 슬퍼하여 한 사람도 그 몸을 단장하지 아니하니
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.Kun kansa kuuli tämän kovan puheen, tulivat he murheellisiksi, eikä yksikään pukenut koristuksiaan yllensä.
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.Mikor meghallá a nép ezt a kemény beszédet, gyászba borula, és senki nem tevé fel az ékszereit.
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.När folket hörde detta stränga tal, blevo de sorgsna, och ingen tog sina smycken på sig.
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.Toen de Israëlieten die laatste woorden van de HERE hoorden, treurden zij. Niemand droeg meer sieraden.
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.Και οτε ηκουσεν ο λαος τον κακον τουτον λογον, κατεπενθησαν και ουδεις εβαλε τον στολισμον αυτου εφ' εαυτον.
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.И когато чуха людете това лошо известие, скърбиха; и никой не си тури украшенията.
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.Народ, услышав грозное слово сие, возрыдал, и никто не возложил на себя украшений своих.
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.וישמע העם את הדבר הרע הזה ויתאבלו ולא שתו איש עדיו עליו׃
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.فلما سمع الشعب هذا الكلام السوء ناحوا ولم يضع احد زينته عليه.
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.百 姓 聽 見 這 兇 信 就 悲 哀 、 也 沒 有 人 佩 戴 妝 飾
Halk bu kötü haberi duyunca yasa büründü. Kimse takı takmadı.百姓 聽見這兇 信 就 悲哀 、 也沒 有 人 佩戴 妝飾
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Az én népem leányának romlása miatt megromlottam, szomorkodom, iszonyat fogott el engem!
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Con gái dân ta bị thương, ta vì đó bị thương; ta đương sầu thảm; bị sự kinh hãi bắt lấy.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Con_gái dân ta bị_thương , ta vì đó bị_thương ; ta đương sầu_thảm ; bị sự kinh_hãi bắt lấy .
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Dla skruszenia córki ludu mojego skruszonym jest, żałobę ponoszę, zdumienie zdjęło mię.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Estou quebrantado pela ferida da filha do meu povo; ando de luto; o espanto apoderou-se de mim.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Hatiku remuk karena bangsaku sakit parah; aku berkabung dan gelisah
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Ik huil om de verwoesting van mijn volk; Ik ben in de rouw en verlamd door angst.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Jag är förkrossad, därför att dottern mitt folk så krossas, jag går sörjande, häpnad har gripit mig.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Je suis brisé par la douleur de la fille de mon peuple, Je suis dans la tristesse, l`épouvante me saisit.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.딸 내 백성이 상하였으므로 나도 상하여 슬퍼하며 놀라움에 잡혔도다
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Mich jammert herzlich, daß mein Volk so verderbt ist; ich gräme mich und gehabe mich übel.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Over mitt folks sønderknuselse er jeg sønderknust; jeg går i sørgeklær, forferdelse har grepet mig.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Per la ferita della figlia del mio popolo sono affranto, sono costernato, l'orrore mi ha preso
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Pre skrúšenie dcéry svojho ľudu som skrúšený, smútim, hrôza ma pochytila.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Pro potření dcery lidu mého potřín jsem, smutek nesu, užasnutí podjalo mne.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Quebrantado estoy por el quebranto de la hija de mi pueblo. Estoy enlutado; el horror se ha apoderado de mí
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.,,Sînt zdrobit de durerea fiicei poporului meu, mă doare, m'apucă groaza.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Ved mit Folks Datters Sammenbrud er jeg brudt sammen, jeg sørger, grebet af Rædsel.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Δια το συντριμμα της θυγατρος του λαου μου επληγωθην, ειμαι εις πενθος, εκπληξις με κατελαβε.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.О сокрушении дщери народа моего я сокрушаюсь, хожу мрачен, ужас объял меня.