burun ile cümle

burun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Sindromul nasului alb a exterminat populaţii întregi de lilieci.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Valkonenäsyndrooma on kellistänyt lepakkopopulaatioita.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.박쥐괴질(White-nose Syndrome)이 박쥐개체수를 쓸어버렸죠.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Zespół białego nosa przetrzebił ich populacje.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Синдром белого носа уничтожил целые популяции летучих мышей.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Синдромът на белия нос унищожи полулации от прилепи.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.סינדרום האף הלבן חיסל אוכלוסיות שלמות של עטלפים.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.ومن ناحية أخرى سببت متلازمة الأنف الأبيض موت جماعي للخفافيش.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.ニューヨークのある洞窟にいた 15,000匹のコウモリが
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.Also weißes Fell, eisblaue Augen, eine rosa Nase.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.Asta înseamnă să aibă blana albă, ochii albaştri ca gheaţa, un nas roz.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.Dat betekent een witte vacht, ijsblauwe ogen, een roze neus.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.그 조건이란, 하얀 털, 얼음처럼 푸른 눈, 분홍색 코같은 것들입니다.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.Manto bianco, occhi blu glaciale e naso rosa.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.Nghĩa là: lông trắng, mắt xanh, mũi hồng.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.O que significa: ter pelo branco, olhos azuis-gelo, nariz cor-de-rosa.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.To jest o białym futrze, lodowo-błękitnych oczach, różowym nosie.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.Vagyis fehér szőr, jégkék szemek és rózsaszín orr.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.А именно, с белым мехом, голубыми глазами, розовым носом.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.Което означаа - бяла козина, бледосини очи, розов нос.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.כלומר: פרווה לבנה, עיניים כחולות כקרח, אף ורוד.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.ما يعنى الفرو الأبيض والعيون الزرقاء، والأنف الوردي.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.生まれたホワイトタイガーの多くは
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Angkatan perang surga mengikuti Dia dengan menunggang kuda-kuda putih, dan berpakaian lenan yang putih bersih
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.A rytířstvo nebeské jelo za ním na bílých koních, jsouce odíni v kment bílý a čistý.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.A vojská, ktoré sú na nebi, išly za ním na bielych koňoch, odiati kmentom, bielym a čistým.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.A wojska, które są na niebie, szły za nim na koniach białych, obleczone lnem cienkim, białym i czystym.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Các đạo binh trên trời đều mặc vải gai mịn , trắng và sạch , cỡi ngựa_bạch theo Ngài .
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Các đạo binh trên trời đều mặc vải gai mịn, trắng và sạch, cỡi ngựa bạch theo Ngài.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.De hemelse legers volgen Hem op witte paarden; zij hebben kleren van zuiver wit linnen aan.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.És mennyei seregek követik vala õt fehér lovakon, fehér és tiszta gyolcsba öltözve.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Gli eserciti del cielo lo seguono su cavalli bianchi, vestiti di lino bianco e puro
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.In vojske, ki so v nebesih, so šle za njim na belih konjih, oblečene v tenčico belo in čisto.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.하늘에 있는 군대들이 희고 깨끗한 세마포를 입고 백마를 타고 그를 따르더라
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Les armées qui sont dans le ciel le suivaient sur des chevaux blancs, revêtues d`un fin lin, blanc, pur.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Los ejércitos en el cielo le seguían en caballos blancos, vestidos de lino fino, blanco y limpio
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Och honom följde, på vita hästar, de himmelska härskarorna, klädda i fint linne, vitt och rent.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Og Hærene i Himmelen fulgte ham på hvide Heste, iførte hvidt, rent Linklæde.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Og hærene i himmelen fulgte ham på hvite hester, klædd i hvitt og rent fint lin.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Oştile din cer Îl urmau călări pe cai albi, îmbrăcate cu in supţire, alb şi curat.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Seguiam-no os exércitos que estão no céu, em cavalos brancos, e vestidos de linho fino, branco e puro.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Und ihm folgte nach das Heer im Himmel auf weißen Pferden, angetan mit weißer und reiner Leinwand.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.Και τα στρατευματα τα εν τω ουρανω ηκολουθουν αυτον εφ' ιππων λευκων, ενδεδυμενοι βυσσινον λευκον και καθαρον.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.А війська, що на небі, йшли слїдом за Ним на білих конях, з'одягнені у виссон білий і чистий.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.И воинства небесные следовали за Ним на конях белых, облеченные в виссон белый и чистый.
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.וצבאות השמים יצאים אחריו על סוסים לבנים מלבשים בגדי בוץ לבן וטהור׃
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.والاجناد الذين في السماء كانوا يتبعونه على خيل بيض لابسين بزا ابيض ونقيا
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.在 天 上 的 眾 軍 、 騎 著 白 馬 、 穿 著 細 麻 衣 、 又 白 又 潔 、 跟 隨 他
Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş Onu izliyorlardı.在 天上 的 眾軍 、 騎著 白馬 、 穿著 細 麻衣 、 又 白 又 潔 、 跟 隨他
Bir anda tamamen farklı bir anlama büründüler.갑자기 모든 게 근본적으로 뒤집어 졌어요.
Bir anda tamamen farklı bir anlama büründüler.Wszystko stanęło na głowie.
Bir anda tamamen farklı bir anlama büründüler.הכל התהפך.
Bir anda tamamen farklı bir anlama büründüler.فجأة قد تحولت رأساً على عقب.
Bir anda tamamen farklı bir anlama büründüler.安全が一番大事?
Bir asker yanıma geldi ve yani gerçekten yakınıma burun buruna geldik.30cmの距離でしょうか とても大きな体格の人でした
Bir asker yanıma geldi ve yani gerçekten yakınıma burun buruna geldik.Ein Soldat kam zu mir und stand ziemlich nah bei mir, 30 cm von mir entfernt.
Bir asker yanıma geldi ve yani gerçekten yakınıma burun buruna geldik.어떤 군인이 제 앞에 와서 섰습니다. 정말 가깝게 한 발자국 정도로 가깝게 다가 섰습니다.
Bir asker yanıma geldi ve yani gerçekten yakınıma burun buruna geldik.Un soldado vino y se paró en frente de mí, muy cerca. A un pie de distancia.
Bir asker yanıma geldi ve yani gerçekten yakınıma burun buruna geldik.Un soldat a venit la mine si a stat, stiti, destul de aproape -- 30 de centrimetri departare de mine.
Bir asker yanıma geldi ve yani gerçekten yakınıma burun buruna geldik.Un soldat est venu me voir, et vous savez, vraiment proche -- à 30 cm de moi.

İlgili Sayfalar