Benimle birlikte şu an sekiz şişe burunlu atlantik yunusundan üçü var.Alături de mine sunt 3 din cei 8 delfini atlantici:
Benimle birlikte şu an sekiz şişe burunlu atlantik yunusundan üçü var.Avec moi, il y a trois de nos huit Grands Dauphins
Benimle birlikte şu an sekiz şişe burunlu atlantik yunusundan üçü var.Bei mir sind 8 große Tümmler:
Benimle birlikte şu an sekiz şişe burunlu atlantik yunusundan üçü var.Con me ci sono tre dei nostri otto delfini Tursiope dell'Atlantico:
Benimle birlikte şu an sekiz şişe burunlu atlantik yunusundan üçü var.Cùng tham gia có 3 trong 8 cá heo loài lớn thuộc Đại Tây Dương của chúng tôi:
Benimle birlikte şu an sekiz şişe burunlu atlantik yunusundan üçü var.Me acompañan tres de nuestros ocho delfines nariz de botella del Atlántico:
Benimle birlikte şu an sekiz şişe burunlu atlantik yunusundan üçü var.Obok mnie są trzy z naszych ośmiu atlantyckich delfinów butlonosych.
Benimle birlikte şu an sekiz şişe burunlu atlantik yunusundan üçü var.Рядом со мной три из наших восьми атлантических афалин:
Benimle birlikte şu an sekiz şişe burunlu atlantik yunusundan üçü var.מצטרפים אלי שלושה משמונת הדולפינים מסוג "אטלנטי אף-בקבוק ":
Benimle birlikte şu an sekiz şişe burunlu atlantik yunusundan üçü var.ويتواجد معي ثلاثة من دلافيننا الثمانية:
Benimle birlikte şu an sekiz şişe burunlu atlantik yunusundan üçü var.ここで最初に生まれた20歳のチェサピーク
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.a svraštil si ma, čo mi je za svedka, a moja vychudlosť povstala proti mne; svedčí do mojej tvári.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.at du greb mig, gælder som Vidnesbyrd mod mig, min Magerhed vidner imod mig.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.A vrásky jsi mi zdělal; což mám za svědka, ano patrná na mně hubenost má na tváři mé to osvědčuje.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.주께서 나를 시들게 하셨으니 이는 나를 향하여 증거를 삼으심이라 나의 파리한 모양이 일어나서 대면하여 나의 죄를 증거하나이다
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.M'ai apucat, ca pe un vinovat; dovadă slăbiciunea mea, care se ridică şi mă învinuie în faţă.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.Och att du har hemsökt mig, det gäller såsom vittnesbörd; min sjukdom får träda upp och tala mot mig.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.si è costituito testimone ed è insorto contro di me: il mio calunniatore mi accusa in faccia
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.Trdo si me zgrabil, za pričo zoper mene; in postavila se je proti meni moja shiranost, pričujoč zoper mene.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.Tu m`as saisi, pour témoigner contre moi; Ma maigreur se lève, et m`accuse en face.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.U hebt mij gegrepen en vernederd; als bewijs van mijn zonden, zeggen zij. Mijn eigen ellende klaagt mij aan.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.Набръчкал си ме в свидетелство против мене; И мършавостта ми се издига срещу мене И заявява в лицето ми.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.ותקמטני לעד היה ויקם בי כחשי בפני יענה׃
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.قبضت عليّ. وجد شاهد. قام عليّ هزالي يجاوب في وجهي.
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.又 抓 住 我 、 作 見 證 攻 擊 我 . 我 身 體 的 枯 瘦 也 當 面 見 證 我 的 不 是
Beni sıkıp buruşturdun, bana karşı tanık oldu bu; Zayıflığım kalkmış tanıklık ediyor bana karşı.又 抓住 我 、 作見證 攻擊 我 . 我 身體 的 枯瘦 也 當面 見證 我 的 不是
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.A fehér orr szindróma nagy denevérpopulációkat söpört el.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.A síndrome do nariz branco dizimou populações de morcegos.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Die Weißnasenkrankheit hat ganze Fledermauspopulationen ausgerottet.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.El síndrome de nariz blanca ha arrasado la poblacion de murciélagos.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Het witte-neussyndroom heeft vleermuispopulaties uitgeroeid.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Hvid næse lidelsen har udslettet hele flagermusebestande.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.La White nose syndrome (sindrome del naso bianco) ha sterminato la popolazione dei pipistrelli.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Le Syndrome du nez blanc a décimé des populations de chauves-souris.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Sindromul nasului alb a exterminat populaţii întregi de lilieci.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Valkonenäsyndrooma on kellistänyt lepakkopopulaatioita.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.박쥐괴질(White-nose Syndrome)이 박쥐개체수를 쓸어버렸죠.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Zespół białego nosa przetrzebił ich populacje.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Синдром белого носа уничтожил целые популяции летучих мышей.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.Синдромът на белия нос унищожи полулации от прилепи.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.סינדרום האף הלבן חיסל אוכלוסיות שלמות של עטלפים.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.ومن ناحية أخرى سببت متلازمة الأنف الأبيض موت جماعي للخفافيش.
Beyaz burun sendromu yarasa nüfusunu yok etti.ニューヨークのある洞窟にいた 15,000匹のコウモリが
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.Also weißes Fell, eisblaue Augen, eine rosa Nase.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.Asta înseamnă să aibă blana albă, ochii albaştri ca gheaţa, un nas roz.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.Dat betekent een witte vacht, ijsblauwe ogen, een roze neus.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.그 조건이란, 하얀 털, 얼음처럼 푸른 눈, 분홍색 코같은 것들입니다.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.Manto bianco, occhi blu glaciale e naso rosa.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.Nghĩa là: lông trắng, mắt xanh, mũi hồng.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.O que significa: ter pelo branco, olhos azuis-gelo, nariz cor-de-rosa.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.To jest o białym futrze, lodowo-błękitnych oczach, różowym nosie.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.Vagyis fehér szőr, jégkék szemek és rózsaszín orr.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.А именно, с белым мехом, голубыми глазами, розовым носом.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.Което означаа - бяла козина, бледосини очи, розов нос.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.כלומר: פרווה לבנה, עיניים כחולות כקרח, אף ורוד.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.ما يعنى الفرو الأبيض والعيون الزرقاء، والأنف الوردي.
Beyaz kürk, buz mavisi gözler ve pembe burun onları satılabilir yapıyor.生まれたホワイトタイガーの多くは
Bir asker yanıma geldi ve yani gerçekten yakınıma burun buruna geldik.30cmの距離でしょうか とても大きな体格の人でした
Bir asker yanıma geldi ve yani gerçekten yakınıma burun buruna geldik.Ein Soldat kam zu mir und stand ziemlich nah bei mir, 30 cm von mir entfernt.
Bir asker yanıma geldi ve yani gerçekten yakınıma burun buruna geldik.어떤 군인이 제 앞에 와서 섰습니다. 정말 가깝게 한 발자국 정도로 가깝게 다가 섰습니다.