Çünkü nasıl sütü dövünce tereyağı, Burnu sıkınca kan çıkarsa, Öfkeyi kurcalayınca da kavga çıkar.››\30:32\Thi Tryk på Mælk giver Ost, Tryk på Næsen Blod og Tryk på Vrede Trætte.
Çünkü nasıl sütü dövünce tereyağı, Burnu sıkınca kan çıkarsa, Öfkeyi kurcalayınca da kavga çıkar.››căci baterea laptelui dă smîntînă, scărpinarea nasului dă sînge, şi stoarcerea mîniei dă certuri.
Çünkü nasıl sütü dövünce tereyağı, Burnu sıkınca kan çıkarsa, Öfkeyi kurcalayınca da kavga çıkar.››Kajti stiskanje mleka da maslo in nos stiskan izpusti kri: draženje pa rodi prepir.
Çünkü nasıl sütü dövünce tereyağı, Burnu sıkınca kan çıkarsa, Öfkeyi kurcalayınca da kavga çıkar.››Kdo tluče smetanu, stlouká máslo, a stiskání nosu vyvodí krev, tak popouzení k hněvu vyvodí svár.
Çünkü nasıl sütü dövünce tereyağı, Burnu sıkınca kan çıkarsa, Öfkeyi kurcalayınca da kavga çıkar.››대저 젖을 저으면 뻐터가 되고 코를 비틀면 피가 나는 것 같이 노를 격동하면 다툼이 남이니라
Çünkü nasıl sütü dövünce tereyağı, Burnu sıkınca kan çıkarsa, Öfkeyi kurcalayınca da kavga çıkar.››lebo tlak na smotanu vyvodí maslo, a tlak na nos vyvodí krv, a tlak do hnevu vyvodí svár.
Çünkü nasıl sütü dövünce tereyağı, Burnu sıkınca kan çıkarsa, Öfkeyi kurcalayınca da kavga çıkar.››Sillä maitoa pusertamalla saa voin, nenää pusertamalla saa veren, ja vihoja pusertamalla saa riidan.
Çünkü nasıl sütü dövünce tereyağı, Burnu sıkınca kan çıkarsa, Öfkeyi kurcalayınca da kavga çıkar.››Ty såsom ost pressas ut ur mjölk, och såsom blod pressas ut ur näsan, så utpressas kiv ur vrede. ----
Çünkü nasıl sütü dövünce tereyağı, Burnu sıkınca kan çıkarsa, Öfkeyi kurcalayınca da kavga çıkar.››כי מיץ חלב יוציא חמאה ומיץ אף יוציא דם ומיץ אפים יוציא ריב׃
Çünkü nasıl sütü dövünce tereyağı, Burnu sıkınca kan çıkarsa, Öfkeyi kurcalayınca da kavga çıkar.››لان عصر اللبن يخرج جبنا وعصر الانف يخرج دما وعصر الغضب يخرج خصاما
Çünkü nasıl sütü dövünce tereyağı, Burnu sıkınca kan çıkarsa, Öfkeyi kurcalayınca da kavga çıkar.››搖 牛 奶 必 成 奶 油 . 扭 鼻 子 必 出 血 . 照 樣 、 激 動 怒 氣 必 起 爭 端
Çünkü nasıl sütü dövünce tereyağı, Burnu sıkınca kan çıkarsa, Öfkeyi kurcalayınca da kavga çıkar.››搖 牛奶 必 成 奶油 . 扭鼻子 必 出血 . 照樣 、 激動 怒 氣必 起 爭端
Daha fazla ağlarsan burnun kızaracak.Si llora, la nariz se le pondrá roja.
Daha sonra, TEDx'in keskin bir burnu olduğunu düşündüm.Además, me puse a pensar que aquí en TEDx son videntes.
Daha sonra, TEDx'in keskin bir burnu olduğunu düşündüm.Bovendien, bedacht ik, kennen ze er wel wat van bij TEDx.
Daha sonra, TEDx'in keskin bir burnu olduğunu düşündüm.Et d'ailleurs, je réfléchissais, je pense qu'ils ont eu du nez chez TEDx.
Daha sonra, TEDx'in keskin bir burnu olduğunu düşündüm.Și de fapt m-am gândit, cred ca au trecut cu nasul pe la TEDx.
Daha sonra, TEDx'in keskin bir burnu olduğunu düşündüm.Tra l'altro, riflettevo, credo che abbiano avuto naso a TEDx.
Derin sayesinde hissedersin. Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.limba te va ajuta să guşti, si dacă ai un nas, poţi mirosi.
"Diken gibi ince bir burnu vardı.Bà nói: "Mũi của ông ta như 1 cái gai.
"Diken gibi ince bir burnu vardı.Ea a spus, "Are un nas subţire ca un spin.
"Diken gibi ince bir burnu vardı.Elle a dit, "Il a un nez fin comme une épine.
"Diken gibi ince bir burnu vardı."Han har en næse så tynd som en torn.
"Diken gibi ince bir burnu vardı."Hij heeft een dunne neus als een doorn.
"Diken gibi ince bir burnu vardı."그는 가시와 같은 얇은 코가 있다.
"Diken gibi ince bir burnu vardı.Lei disse: "Lui ha un naso sottile come una spina.
"Diken gibi ince bir burnu vardı."On ma nos wąski jak kolec.
"Diken gibi ince bir burnu vardı.Sie sagte, "Er hat eine dünne Nase wie ein Dorn.
"Diken gibi ince bir burnu vardı."Tiene una nariz delgada como una espina.
"Diken gibi ince bir burnu vardı.Είπε: "Έχει λεπτή μύτη, σαν αγκάθι.
"Diken gibi ince bir burnu vardı.Вот как она описывает Рокфеллера: "У него тонкий нос, похожий на колючку.
"Diken gibi ince bir burnu vardı."יש לו אף צר כמו קוץ.
"Diken gibi ince bir burnu vardı.قالت "لقد كان له أنف شبيه بالشوك
"Diken gibi ince bir burnu vardı.唇は無く
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.A língua ajuda-o a saborear. E se tiver nariz, consegue cheirar.
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.A nyelv segít ízlelni és ha van orrod, szagolhatsz.
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.De tong helpt je proeven, en als je een neus hebt, dan kan je ruiken.
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.DIe Zunge wird dir helfen zu schmecken, und wenn du eine Nase hast, kannst du riechen.
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.Jazyk vám pomôže mať chuť, a ak máte nos, môžete cítiť.
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.Jazyk vám pomůže mít chuť, a pokud máte nos, můžete cítit.
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.Język pomaga ci smakować, i jeśli masz nos możesz powąchać
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.lahko čutiš (otipaš). Jezik ti pomaga pri okušanju in če imaš nos, lahko vonjaš.
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.La langue vous aidera à goûter et si vous avez un nez, vous pouvez sentir.
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.La lengua te ayudará a saborear, y si tienes nariz podrás oler.
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.Lưỡi bạn giúp bạn nếm, và nếu bạn có mũi, bạn có thể ngửi.
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.Tungan ger dig smaksinne, och om du har en näsa, kan du känna lukter.
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.Η γλώσσα θα σε βοηθήσει στη γεύση και αν έχεις μύτη, μπορείς να μυρίσεις.
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.А язык поможет тебе ощущать вкус (чего-то), и с помощью носа тебе удастся распознавать запахи.
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.Езикът ще ви помогне да вкусвате и ако имате нос, значи можете да помирисвате.
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.הלשון מאפשרת לך לטעום, ואם יש לך אף, אתה יכול להריח.
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.اللسان سيساعدك على التذوق وإذا ملكت أنفاً، فيمكنك الشم ّ
Dilin tat almanı sağlar, burnun da koklamanı.鼻があれば、匂うこともできます。 目、耳、鼻、舌、皮膚は、生まれながらに備わった
Dinlemezsen, burnunu kıvırırsan burnun kırılır ha.توبوا أيها المستمعون ! إذا لم تستمعوا ، إذا رفعتم أنفكم الى الأعلى سيُكسر أنفكم !
Doktor, onun burnundan bir örnek alarak, laboratuvara gönderdi.Dia mengambil contoh usap hidung dan mengirimkannya ke laboraturium.
Doktor, onun burnundan bir örnek alarak, laboratuvara gönderdi.Ela apenas coletou uma amostra do nariz e mandou para o laboratório.
Doktor, onun burnundan bir örnek alarak, laboratuvara gönderdi.Ha preso un tampone nasale e lo ha inviato al laboratorio.
Doktor, onun burnundan bir örnek alarak, laboratuvara gönderdi.Tomó una torunda nasal y la mandó al laboratorio.
Doktor, onun burnundan bir örnek alarak, laboratuvara gönderdi.Wziął wydzielinę z nosa i wysłał ją do laboratorium.
Doktor, onun burnundan bir örnek alarak, laboratuvara gönderdi.Ze nam een neus uitstrijkje en zond het naar het lab.
Doktor, onun burnundan bir örnek alarak, laboratuvara gönderdi.Она взяла мазок из носа и отправила его в лабораторию