Burda hepimizin hayat stilimizi değiştirmeden enerjimiz için 5 kat fazla para ödeyebileceğini söylüyorum.כוונתי, כולנו כאן יכולים לשלם פי חמש עבור האנרגיה שלנו בלי לשנות את סגנון החיים
Burda hepimizin hayat stilimizi değiştirmeden enerjimiz için 5 kat fazla para ödeyebileceğini söylüyorum.أعني، جميعنا هنا يمكن أن ندفع خمسة أضعاف طاقتنا ولن نغيّر من أسلوب حياتنا.
Burda hepimizin hayat stilimizi değiştirmeden enerjimiz için 5 kat fazla para ödeyebileceğini söylüyorum.それでもライフスタイルは変わりません 問題は20億の人々です
Burda hep kötü şeylerin temsilcisi gibi duruyorum -- bu en kötüsü olabilir.A gripe das aves. Estou aqui a representar de todas as coisas terríveis — esta pode ser a pior de todas.
Burda hep kötü şeylerin temsilcisi gibi duruyorum -- bu en kötüsü olabilir.Ik sta hier als vertegenwoordiger van alle vreselijke dingen - dit is misschien het ergste.
Burda hep kötü şeylerin temsilcisi gibi duruyorum -- bu en kötüsü olabilir.Jestem przedstawicielem wszystkich strasznych zjawisk, a to może być najgorsze.
Burda hep kötü şeylerin temsilcisi gibi duruyorum -- bu en kötüsü olabilir.다음은 조류 독감입니다. 저는 이 자리에서 모든 최악의 것을 설명드리고 있습니다. 그리고, 어쩌면 이것이 최악인 것인지도 모르겠습니다.
Burda hep kötü şeylerin temsilcisi gibi duruyorum -- bu en kötüsü olabilir.Mă aflu aici ca un reprezentant al tuturor lucrurilor teribile -- aceasta ar putea fi cel mai rău.
Burda kara düşmüş halde. Herşey sessiz.赤い部分はほとんどなくなり
Burda hep kötü şeylerin temsilcisi gibi duruyorum -- bu en kötüsü olabilir.Vogelgrippe. Ich stehe hier als Vertreter aller schrecklichen Dinge - das könnte das schlimmste sein.
Burda hep kötü şeylerin temsilcisi gibi duruyorum -- bu en kötüsü olabilir.Yo me paro aquí como un representante de todas las cosas terribles -- esta podría ser la peor.
Burda hep kötü şeylerin temsilcisi gibi duruyorum -- bu en kötüsü olabilir.Птичи грип. Стоя тук като представител на всички ужасни неща -- това може да е най-лошото.
Burda hep kötü şeylerin temsilcisi gibi duruyorum -- bu en kötüsü olabilir.Я выступаю перед вами как представитель всех тех страшных вещей, которые могут ещё усугубиться.
Burda hep kötü şeylerin temsilcisi gibi duruyorum -- bu en kötüsü olabilir.שפעת העופות. אני עומד כאן כנציגם של כל הדברים האיומים- יתכן שזה האיום ביותר.
Burda hep kötü şeylerin temsilcisi gibi duruyorum -- bu en kötüsü olabilir.أنفلونزا الطيور. أقف هنا كممثل لكل الأشياء الفظيعة-- هذا قد يكون الأسوأ.
Burda hep kötü şeylerin temsilcisi gibi duruyorum -- bu en kötüsü olabilir.鳥インフルエンザは最悪です 鳥インフルエンザのパンデミックを防ぎ 抑制するには
Burda ilk ve ikinci hattan bahsederken, non spesifik bağışıklıktan bahsediyorum.A, i zarówno na pierwszej linii, jak i na drugiej, mówię tutaj o odporności nieswoistej.
Burda ilk ve ikinci hattan bahsederken, non spesifik bağışıklıktan bahsediyorum.자 일단, 제가 지금 설명하는 첫번째 그리고 두번째 방어선 둘 다, 비특이 면역을 설명하는거예요. 아마
Burda ilk ve ikinci hattan bahsederken, non spesifik bağışıklıktan bahsediyorum.כאן, גם בקו הראשון וגם בקו השני, אנו מדברים על חיסון לא ספציפי, לא יחודי.
Burda ilk ve ikinci hattan bahsederken, non spesifik bağışıklıktan bahsediyorum.وهنا ، في خطي الدفاع الأول والثاني ، أنا أتحدث عن مناعة غير متخصصة وهذا سيصبح
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.Celem było określenie obozów do przeniesienia na podstawie pierwszeństwa potrzeb.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.Das menschliche Ziel war hier, Camps für Umsiedlung zu identifizieren, basierend auf vorrangigem Bedarf.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.Het humanitaire doel was om kampen voor verplaatsing te identificeren, gebaseerd op prioritaire noodzaak.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.이 경우, 사람들의 목표는 필요한 우선 순위에 의해 이동시켜야 할 피난소를 정하는 것이었습니다
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.La meta humana era identificar los campamentos a trasladar en función de las necesidades prioritarias.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.L'obiettivo era identificare campi per l'allocazione secondo le priorità.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.L'objectif humain ici était d'identifier les camps à utiliser selon l'urgence.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.Mục tiêu của con người ở đây là để xác định những trại cho việc tái định cư dựa trên nhu cầu ưu tiên.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.O objetivo era identificar os campos a utilizar segundo as necessidades prioritárias.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.Scopul uman aici era de a identifica tabere pentru relocare bazat pe necesități prioritare.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.Задачей для человека здесь стало определение лагеря для перемещения на основе приоритета потребностей.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.המטרה האנושית כאן היתה לזהות מחנות לשם העברתם למיקום חדש שמבוססת על צורכי עדיפות.
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.كان الهدف الإنساني هنا، أن نحدد أماكن لنقل الناس بناء على الاحتياجات ذات الأولوية .
Burda insanın amacı ihtiyaçları önceliklendirmek suretiyle yeniden yerleşmek için kamplar belirlemekti.避難所の優先順位をつけることでした そのためにコンピューターは膨大な
Burda intikam ve oc alma noktasina geri donelim, ve bu yaziyi Dr.Visszatérve a bosszúállás és megtorlás kérdéséhez, e válasz befejezéséül Dr.
Burda irili ufaklı çakıl taşları ve bir parça kum var. Bunlar derin denizlerde bulunan maddeler.Ez az anyag a mélyen húzódó tengerfenékre jellemző.
Burda irili ufaklı çakıl taşları ve bir parça kum var.저기에 자갈들이 있습니다. 그리고 많은 모래가 있죠.
Burda irili ufaklı çakıl taşları ve bir parça kum var.Vimos estas alternâncias entre sedimentos como estes — que contêm cascalho e seixos e um monte de areia
Burda irili ufaklı çakıl taşları ve bir parça kum var.We zagen deze afwisselingen tussen de sedimenten die er zo uitzien - grind, keien en een hoop zand.
Burda irili ufaklı çakıl taşları ve bir parça kum var.Widzieliśmy zmienność w osadach, która wygląda tak: tu jest żwir i otoczaki i trochę piasku.
Burda irili ufaklı çakıl taşları ve bir parça kum var.Wir sahen Wechsel zwischen solchen Sedimentschichten hier - mit Kies, Steinen und Sand.
Burda irili ufaklı çakıl taşları ve bir parça kum var.Υπάρχουν εκεί μέσα χαλίκια και πέτρες και ένας σωρός από άμμο.
Burda irili ufaklı çakıl taşları ve bir parça kum var.כאן יש סוגים שונים של חצץ והרבה חול.
Burda irili ufaklı çakıl taşları ve bir parça kum var.هناك الحصى موجودة وكمية من الرمل.
Burda irili ufaklı çakıl taşları ve bir parça kum var.それに砂もありますね これは深海にある物質で
Burda ise Chris'in saati.Aqui está o relógio do Chris.
Burda ise Chris'in saati.Das hier ist die Uhr von Chris.
Burda ise Chris'in saati.Đây là đồng hồ của Chris.
Burda ise Chris'in saati.Ecco l'orologio di Chris.
Burda ise Chris'in saati.Este el reloj de Chris.
Burda ise Chris'in saati.Et voilà ce que cette théorie m'a appris à propos de mon domaine.
Burda ise Chris'in saati.Ez pedig itt Chris órája.
Burda ise Chris'in saati.Her er Chris' ur.
Burda ise Chris'in saati.Hier is Chris' klok.
Burda ise Chris'in saati.Iată-l pe al lui Chris.
Burda ise Chris'in saati.Ini Jam Chris.
Burda ise Chris'in saati.크리스의 시계를 보시죠.
Burda ise Chris'in saati. Zamanı koku ile haber veren ilk saatti.Zegar Chrisa jako pierwszy używa zapachu do określenia czasu.
Burda ise Chris'in saati.Να το ρολόι του Κρις.
Burda ise Chris'in saati.Ето часовникът на Крис.