Burası çalışma odam.Das hier ist mein Arbeitszimmer.
Burası bir orta doğu ülkesi.Dies ist ein Land des Mittleren Ostens.
Burası, Tom'un odası mı?Ist das hier Toms Zimmer?
Panama Kanalı'nın açılışından sonra, 1914 yılında burasının önemi hızla azalmıştır.Nach der Eröffnung des Panamakanals 1914 nahm seine Bedeutung allerdings rapide ab.
Burası bir “menzil yeri” idi.Es soll eine Kultstätte gewesen sein.
Bugün burasının Afrika'nın güney kıyılarındaki Mosselbai olduğu tahmin ediliyor.Heute geht man davon aus, dass damit die Mosselbaai an der Küste des heutigen Südafrika gemeint war.
Sirius Black'in ölümüyle burası Harry'e miras kalmıştır.Nach Sirius Blacks Tod erbt Harry Potter das Haus.
Kraliçe bunların birinde yaşar, burası doğduğum yerdir.Dabei wird unter den Kandidatinnen diejenige Königin, deren Land zuerst besiedelt ist.
Aynı yüzyılda burası terkedilmiş ve unutulmuştur.In den folgenden Jahrhunderten wurde der Komplex verlassen und vernachlässigt.
Burası daima tyranlar tarafından idare edildi.Das Volk ist von dem Tyrannen befreit.
Burası doğal bir limana benzer.Sie bildet einen natürlichen Hafen.
Burası bazen mutfak görevini de görmüştür.Hier nahm der Pecher auch gelegentlich sein Essen ein.
Burası yalan çünkü her şey devlet imkânıyla yapıldı.Mit der Wende kam das Aus für den staatseigenen Betrieb.
Filberg burasını, 100 yıl önce keşfedilmiş Lago Viedma olarak kabul etti.Er hielt ihn jedoch für den Lago Viedma, der fast 100 Jahre zuvor entdeckt wurde.
Burası bugün hala görülebilir.Sie ist dort noch heute zu sehen.
Burası, her şeyin başladığı yerdir.Lasst uns zu dem Punkt zurückkehren, an dem alles anfängt.
Burası fırtınalarda korunak olarak kullanılır.Er bietet ihnen dort Schutz vor dem Sturm an.
Çünkü burası ormanlıkmış.Heute ist dort Wald.
Dilber burasını çok sever, ilk kez rahat eder.Er ist etwas plump und Caillou mag ihn anfangs nicht.
Burası ayrıca turistlerin sık ziyaret ettikleri yerlerden biridir.Der Bezirk gehört auch zu den Gegenden, die von Touristen oft aufgesucht werden.
Çünkü pek çok bu tip firmanın merkezi veya çıkış yeri burasıdır.Zahlreiche gegründete oder angesiedelte Firmen dieser Branche bilden hier ein Cluster.
Burası Shenyang’dadır.Er wohnt in Shenzhen.
Burası Giresun.Ich will hier rein.
Burası bizim evimiz.Da steht mein Haus.
Ancak burası SSCB'ye katılmış değildi.Das CFS wurde dort nicht tätig.
Burası benim memleketim.Es ist meine Heimat.
Bu bağlamda sıralamada, Horn Burnu, Diego Ramirez Adaları ve Ateş Toprakları burasını geride bırakır.In dieser Hinsicht laufen ihr das Kap Hoorn, die Diego-Ramírez-Inseln und Feuerland den Rang ab.
Burası gerçekten kraliyet sarayı odası idi.An diesem Platz befindet sich der Palais Royal.
Burası Doyle'nin olduğu yerdir.Somit stammt das Geld wahrscheinlich von Doyle.
Bunun üzerine burası tamir edilerek bugünkü haline getirilir.Er ist heute zu einer Gedenkstätte umgewidmet.
Burası oyuncuya bırakılır.Zum Schauspieler spätberufen.
Burası "Rue de la Paix" bölgesinin başlangıç noktasıdır.Das war der Wendepunkt in de la Rues Leben.
Burası için 996 yılında ilk defa resmi olarak Ostarrîchi ismi kullanıldı.996 wurde erstmals Ostarrîchi urkundlich erwähnt.
Burası, dünyanın en yüksek konumdaki İnka ve arkeolojik bulguların yapıldığı yerdir.Es handelt sich um die höchstgelegene archäologische Fundstätte der Welt.
Burası İrlanda'nın en yüksek dağıdır.Der höchste Berg Irans.
Burası Sovyet genel karargâhını bulunduğu yerdi.Danach war es Sitz der sowjetischen Militärregierung.
Burası askerî bakımdan müdafaası kolay, Moğolların saldırısına imkân vermeyen bir araziydi.In dieser innenpolitischen Lage war an eine wirkungsvolle Verteidigung gegen die Mongolen nicht zu denken.
Burası tüm sene boyunca soğuk olur.Ici, il fait très froid tout au long de l'année.
Burası tüm sene boyunca soğuktur.Ici, il fait très froid tout au long de l'année.
Burası Copacabana!C'est Copacabana !
Tam burası gibi.Exactement comme ici.
Dikkatli ol. Burası tuzak için mükemmel bir yer.Sois prudent. C’est la place parfaite pour une embuscade.
Kraliçe bunların birinde yaşar, burası doğduğum yerdir.La reine habite une d'elles; c'est ma ville de naissance.
Burası harika bir yer."C'est un bel endroit ».
Burası, Bill Weasley ile Fleur Delacour'un evlendikten sonra yerleştiği evdir.C'est dans ce cottage que vivent Bill Weasley et Fleur Delacour.
Bunun tek istisnası, ABD'nin tek katılmış toprağı olan Palmyra Atolü'dür; burası örgütlenmemiş ve ıssızdır.Cet acte du Congrès fait de l'atoll Palmyra l'unique territoire incorporé et non-organisé des États-Unis.
Burası aslında kültür deneylerinin yapıldığı bir tarımsal araştırma merkeziydi.En fait il s'agissait d'un centre de recherche agricole inca où étaient pratiquées des expériences de culture.
Burası yalan çünkü her şey devlet imkânıyla yapıldı.Non concédée, elle a été construite par l'État.
Bazıları burasının Paris'in üçüncü havalanı olmak için iyi bir aday olduğunu düşünmektedir.Il est parfois présenté comme une solution de troisième aéroport de Paris pour le fret aérien.
Bu eşleşmenin sonsuza kadar gittiğini varsayıyoruz(önemli olan nokta burasıdır).On suppose en outre que U {\displaystyle U} est connexe (cette hypothèse est essentielle).
Burası benim memleketim.C’est mon pays !
Burası yaşamımın başladığı yer.”C'était le tout début de notre liberté ».
Burası sadece tiyatro değil, opera temsilleri de sahnelenen bir mekandı.Ce n'est pas du théâtre, mais il y a bien une mise en scène.
Burası son bölümdür.Le Dernier chapitre.
Burası Doyle'nin olduğu yerdir.On y trouve la ville de Dolisie.
Burası daima tyranlar tarafından idare edildi.Ils sont tous vaincus par Tyrant.
Burası gerçekten kraliyet sarayı odası idi.Une vaste salle du palais royal.
Burası tepe arkasındadır.Cette rue est située derrière les remparts.
Burası senin için çok küçük." demiştir.Mais c’est un très petit pays."
Ancak burası SSCB'ye katılmış değildi.Mais celui-ci ne voulait pas réellement rejoindre la CSI.