Bununla birlikte Muhammed'in çevresindekilere kıyametin alametlerinin bir kısmından bahsetmiş bulunmaktadır.Israëls profeten had ze voor een goed deel laten doden.
Bununla birlikte, bölgesel farklılık 1933'te yapılan referandumdakiyle aynıydı.De plot kwam wel overeen met de versie uit 1932.
Bununla birlikte, Kasım 2016'dan itibaren gerçekleşmedi.In november 2016 is de constructie nog steeds niet begonnen.
Bununla ilgili olarak "Bittiğinde işte budur dedim.Als het voorbij is, is het voorbij."
Hatta bununla kalmayıp "Tito'nun köpekleri" diye bağırdılar.Hij wordt ook wel "de hond van Stalin" genoemd.
Bununla birlikte Toplam ısı yükünü etkileyen diğer faktörleri de göz önünde bulundurmamız gerekmektedir.Het is belangrijk om alle factoren die van invloed kunnen zijn op de klachten in kaart te brengen.
Bununla birlikte, hiperürisemi derecesine bağlı olarak risk değişiklik gösterir.Het risico varieert echter, afhankelijk van de mate van hyperurikemie.
Bununla birlikte, gezegenin merkezi yaklaşık 5000 °C kadar sıcaktır.Deze planeet kent temperaturen rond de 1500 graden Celsius.
Bununla birlikte, Türkçe çoğunluk dili hâlini almıştır.Hoewel de Nederlandstaligen er wel in de meerderheid waren.
Bununla birlikte, modern standartlara göre çıktı büyük değildi.Deze was naar hedendaagse maatstaven niet bijster comfortabel.
Bununla birlikte, Güney Kore ekonomisi 11 Eylül saldırılarından etkilenmiştir.De economie van Virignia leed erg als gevolg van de aanslagen van 11 september 2001.
Bununla birlikte hadisin senedinde bulunan Sâlih b.De B-kant werd gevormd door (opnieuw) How Dare You.
Bununla birlikte Sakarya ili ile aynı tarihe sahip olduğu anılmaktadır.Daar ontdekt hij dat Carl hetzelfde idee heeft.
Bununla birlikte, her iki çikolata markası da yine de Barry Callebaut şemsiyesi altında varlığını sürdürüyor.Als chocoladeproducent bestaat het bedrijf nog steeds onder de naam Barry Callebaut.
Bununla beraber depresyon, öğrenilmiş çaresizliğe göre daha kapsamlı bir kavramdır.In zichzelf gekeerde woede is een erkende oorzaak van depressie.
Şu an bununla ilgili çalışmalar tamamlandı.Deze werken zijn ondertussen afgerond.
Bununla birlikte nüfus alana eşitsiz dağılmıştır.De bevolking is ongelijkmatig over het land verdeeld.
Bununla beraber bir çelik fabrikasında da çalıştı.Voorts kwam er bedrijvigheid in de vorm van een steenfabriek.
Bununla birlikte, 2013'te toplam maliyetin 5 milyar dolara yaklaştığı tahmin edilmektedir.In 2003 werd de totale investering geraamd op zo’n $ 5 miljard.
Bununla birlikte 2014 yıllı içinde bölgesel yayınlar yapılmamıştır.Er is anno 2014 nog geen commerciële uitgave van verschenen.
Bununla birlikte, ČSSR'deki durumu "karşı devrim" olarak ifade etmiştir.Verzet tegen deze kerk gold als contrarevolutionair.
Bununla beraber büyük çoğunluğu yok edildi.Het overgrote deel is verloren gegaan.
Bununla birlikte, Windows Mobile 6.5'e yükseltilebilir.Een upgrade naar Windows Mobile 6.5 is mogelijk.
Ancak kıyımlar bununla bitmedi.Maar zijn maten zijn nog niet klaar met hem.
Bununla birlikte, kumaş genellikle vulva'yı kapladığı alanda daha kalındır. ^ terlikDe meeste DAFs hadden vreemd genoeg wel de voor Volvo zo kenmerkende schuine streep over de grill.
Bununla birlikte trompetin bazı frekansları sürdinde soğurulur.De lenzen bevroren soms in de camera's.
Bununla birlikte, şarkı Portekiz'de popüler olduğu kanıtlandı.De reeks is dan ook redelijk populair in Australië.
Bununla birlikte, Herakleios, bir dizi manevra ile kuşatmayı önledi.Toch wist Delwaide zich met een verzetsaureool te omgeven.
Bununla birlikte, ülke doğal kaynaklar açısından zengindir.De provincie is rijk aan natuurlijke hulpbronnen.
Bununla birlikte tarım da yapılır.Daarnaast werd er landbouw bedreven.
Bununla birlikte, sevkiyat tam anlamıyla bir fiyasko oldu.Wat er precies gebeurde is in nevelen gehuld.
Bununla birlikte, bu işlem pahalı olabilecek büyük miktarda kiral paketleme malzemesi gerektirebilir.Toch kan dit een interessante langetermijnspaarformule zijn.
Bununla birlikte anlaşma yürürlüğe girmedi.De deal ging echter niet door.
Bununla birlikte, 1952 yılında Gifhorn şehir meclisinde seçilerek meclis üyesi oldu.In 1952 werd hij als raadslid voor de BHE in de raad van de stad Gifhorn gekozen.
Bununla birlikte, gerçekte, Pakistan büyük ölçüde laiktir (dini olmayan).In sommige landen is dit nog steeds een belangrijke oorzaak (Pakistan).
Bununla birlikte, sonuç olarak az sayıda insana uygulandı.Het moet dan echter om een zeer beperkt aantal individuen gehandeld hebben.
Bununla birlikte 1930'larda kulüp bir düşüş yaşadı.Ergens midden jaren dertig verdween de club.
Bununla birlikte, Zen yazmaları boşlamış da değildir.De Tome van Leo werd echter niet voorgelezen.
Bununla beraber gece uykusu esnasında sık sık uyanma durumları görülür.Sommigen zijn in periodes de gehele nacht wakker.
Bununla beraber kulübün saha performansı artmaya başladı.Ook de rest van de club maakte een doorstart.
Bununla birlikte listede 17 hafta kalmıştır.In totaal bleef hij zeven weken in de lijst.
Bununla birlikte performans aralığı saniyede 1 den 7000 e 1024 bit RSA imzası kadardır.Het is tegenwoordig aan te raden N {\displaystyle N} ten minste 1024 bits lang te kiezen.
Bununla birlikte daha az olarak sığırda da görülebilir.Bij runderen zouden ze minder lang aanwezig blijven.
Bununla birlikte, anlatılanlara bakıldığında da ölü sayısının oldukça az olduğu sanılmaktadır.Huidige onderzoeken duiden er echter op dat het aantal slachtoffers weleens te laag geschat zou kunnen zijn.
Bununla birlikte her elemanın bir öncel elemanı olmak zorunda değil.Niet iedere partij hoeft een beginselprogramma te hebben.
Bununla birlikte, iyi bir yerçekimi ile karıştırılmamalıdır.Het dient niet te worden verward met een maligniteit.
Bununla birlikte ölünceye kadar Mexico Kent Meclisi üyeliğini korudu.Nadien bleef hij verder gemeenteraadslid tot aan zijn dood.
Bununla beraber nasyonal sosyalistler 15 Eylül 1935 tarihinde Nürnberg Yasaları'nı çıkarttılar.Er waren wel enkele verschillen ten aanzien van de Rassenwetten van Neurenberg van 15 september 1935.
Sanırım kendim bununla baş edebilirim.Ik denk dat ik daar zelf wel in slaag.
Bununla ilgilenebileceğini düşündüm.Ik dacht dat je hierin wel geïnteresseerd zou zijn.
Bununla ilgilenebileceğini düşündüm.Ik dacht dat je je hiervoor wel zou interesseren.
Bana Tom'un bununla bir ilgisi olmadığını mı söylüyorsun?Zeg je dat Tom er iets mee te maken heeft?
Şimdi bununla uğraşmak zorundayım.We moeten hier nu mee omgaan.
Bununla birlikte Allah ve Hubel’in farklı tanrılar olduğuna dair bulgular da bulunmaktadır.Istnieją jednakże dowody wskazujące, że Allah i Hubal stanowią dwóch różnych bogów.
Bununla beraber İngiliz savunması gittikçe daha efektif hale gelmiştir.Tymczasem akcje Anglików były coraz bardziej efektywne.
Bununla birlikte bu Simurg sözcüğünün doğru etimolojisi değildir.Nie jest to jednak właściwa etymologia tego słowa.
Bununla birlikte, otomobil endüstrisi yol yapımından daha hızlı bir oranda büyümekte idi.W tym samym czasie, przemysł samochodowy rozwijał się szybciej, niż postępowała budowa dróg.
Bununla birlikte diğer ülkelerde üretimi devam etmiştir.Jego produkcja w innych krajach trwa nadal.
Bununla birlikte, çifti sonunda ayrıldı.Ostatecznie para rozstała się.
Bununla birlikte, François Ozon'un yönettiği 8 Kadın filminin (2002) sekiz aktrisine kaybetti.Najbardziej znana z roli w filmie 8 kobiet (2002) François Ozona.