Ana içeriğe geç
Sözlük

bununla ile cümle

bununla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bununla ilgilenmiyorum.Não estou interessado nisso.
Bununla ilgilenmiyorum.Não estou interessada nisso.
Ben bununla ilgili değilim.Não estou interessado nisso.
Ben bununla ilgili değilim.Não estou interessada nisso.
Bununla birlikte, hastaların %60'ı bir yıl içerisinde ikinci bir atak geçirir.60% van de patiënten krijgt echter binnen een jaar een tweede aanval.
Bununla birlikte, bazı semptomlar üç haftaya kadar sürebilir.Sommige symptomen kunnen echter tot drie weken aanhouden.
Bununla beraber değişik şekilde olanları da vardır.Ook zijn er verschillende soeks.
Bununla birlikte, ANC'nin kendisi esas itibarıyla sosyal-demokrat bir örgüt olarak kalmıştır.Het ANC zelf bleef echter een sociaaldemocratische organisatie.
Bununla eğleniyordu gerçekten.Integendeel, hij werkte met plezier door.
Bununla yetinmeyip Arnavutluk'a kadar uzanan bir akın da yapmışlardı.Zij werden echter niet gevraagd; de eer ging naar a-ha.
Bununla birlikte iki hafta yetecek kadar akaryakıt ve ikmal malzemesi stokları vardı.Ze hadden echter voorraden en brandstof voor niet meer dan twee weken.
Bununla birlikte çağrıldıklarında çok çevik bir şekilde karşılık verirler.Nadat zij hadden gebeden stonden zij op.
(Bununla birlikte milletvekili olmayan kişiler de bakan olarak atanabilir.)(Voorbeeld: sommige collega's kunnen ook vrienden zijn).
Kendimizi eğitmeli, uyanmalı ve bununla ilgili bir şeyler yapmalıyız.Ze worden geacht er te werken, onderwijs te volgen en voor een deel voor zichzelf te zorgen.
Bununla birlikte BDNF uzun süreli hafızanın kalıcılığı için önemlidir.Deze laatste is een cruciaal onderdeel van het langetermijngeheugen.
Bununla kendi en iyi zamanını 0,27 saniye geliştirmiştir.Daarbij benaderde hij zijn persoonlijk beste prestatie tot op 27 seconden.
Bununla ne yapacağımızı bilmiyoruz.' dedik.Ze weten niet wat ze doen".
Bununla beraber Selçuklular hemen hemen hiç esir vermemiştir.Drukte maken om (bijna) niets.
Bununla birlikte UNAMID'e karşı yapılan saldırıları kınayarak tekrar gerçekleşmemesi talebinde bulunmuştur.Men veroordeelde ook de aanvallen op UNAMID en eiste dat die zich niet zouden herhalen.
Bununla birlikte, daha sonra Thomas başpiskoposla tartıştı ve onu Yanya'ndan sürdü.Niettemin kreeg Thomas spoedig ruzie met de nieuwe aartsbisschop en verbande hem uit Ioannina.
Bununla birlikte dünyanın herhangi bir yerinden üniversiteye devam etmek de mümkündür.Ze kunnen hierdoor naar elke universiteit in het land.
Bununla birlikte toprakların dar oluşu halkı başka geçim kaynakları aramaya yöneltmiştir.De bewoners van de stad gingen op zoek naar andere bronnen van inkomsten.
Bununla birlikte epey sessizdir.Het is er weliswaar zéér rustig.
Ancak Tukidides'in bununla ne kastettiği açık değildir.Dat was expliciet niet wat Hutton ermee bedoeld had.
Bununla birlikte, Fujiwara-kyō ismi Nihon Shoki'de hiç kullanılmamış olup Aramashi-kyō olarak kaydedilmiştir.De naam Fujiwara-kyō werd echter nooit gebruikt in de Nihonshoki.
Bununla birlikte, devlet ortaklı kurum olarak faaliyetlerine devam etmektedir.De parlementsleden blijven echter als fractie samenwerken.
Bununla birlikte III. tabakada kırmızı boyalı sıvalara da rastlanmaktadır.Uitzonderlijk was zelfs het lijnnummer 30 in het rood geschilderd.
Bununla birlikte diğer kaplumbağa türlerinde de görülebilir.Dit komt bij andere schildpadden niet voor.
Bununla birlikte oyuncu istediğini yapabilmekte özgürdür.Hierin is de speler vrij en kan hij doen wat hij wil.
Bununla birlikte, bazıları bunu hayranlık duydu.Enkele zijn nog steeds te bewonderen.
Bununla birlikte daha düşük tahminler de yapılmış.Er zijn echter ook schattingen die veel lager uitkomen.
Bununla birlikte, 2009 yılına kadar ilk proje personellerini almaya başlamıştır.Het werk wacht anno 2009 nog op haar eerste publieke uitvoering.
Sürprizler bununla sınırlı kalmaz elbette.Deze voorbeelden zijn echter niet limitatief.
Bununla birlikte, 4:3 çerçeve oranlı eski programlar yine 4:3 olarak gösterilmektedir.Oude programma's worden meestal nog in 4:3 uitgezonden.
Bununla birlikte bazı faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini arttırabilir.Sommige geneesmiddelen kunnen het risico doen toenemen.
Bununla birlikte hepsini enstrümanlarla çalmaya başlarlar.Allen spelen ze op elektrische strijkinstrumenten.
Bununla beraber yeni bir terminal Kasım 2008 de açılmıştır.In november 2008 werd op de luchthaven een nieuwe terminal geopend.
Bununla birlikte, De Gaulle'ün siyasi zaferi kısa süreli olur.Maar de triomf van Hawkins is van korte duur.
Bununla birlikte Komsomol tarafından "Genç Korosu" şeklinde de söylenmiştir.In de volksmond werd de jeugdbeweging ook wel Komsomol genoemd.
Bununla birlikte o dönemde ABD, Mao'nun kuvvetlerinin önemini daha yeni kavramaya başlamış görünüyordu.Hierna begon Mao de invloed van de factie uit het leger te verminderen.
Bununla birlikte bunların bir çekirdek ve halkası olur.Het brengt Toet en Henkie echter wel op een idee.
Bununla beraber, şarkı 2006'daki "Confessions Tour"da da söylenmiştir.Tijdens haar Confessions Tour in 2006 werd het nummer ook gespeeld.
Bazen bununla ilgili araştırmalar yaptım.Soms wordt aanvullend onderzoek gedaan.
Bununla birlikte, iki yıl sonra 1946'da ölmüştür.Hij overleed twee jaar later in 1996.
Bununla birlikte, çoğu sanayi hala devlet mülkiyetinde kaldı.De meeste werken bevinden zich nog in privébezit.
Bununla birlikte güçlü tarım, sanayi ve ticaret sektörleri bulunmaktadır.Daarnaast is er landbouw, veeteelt en een behoorlijk industriële en commerciële activiteit.
Bununla beraber iyi bir power metal vokalisti olmak için gerçekten güçlü bir sese ihtiyaç vardır.Het is nog steeds verstandiger om een echte elektricien te bellen.
Bununla birlikte sadece Orta Avrupa ve Doğu Avrupa'da satışa sunuldu.Alleen in Midden- en Oost-Europa gingen de verkopen omhoog.
Bununla beraber Yineleme (iterasyon) sadece dizilere mahsus bir kullanım değildir.Uiteraard is het gebruik van retoriek op zichzelf nog geen drogreden.
Bununla birlikte eklektizmden farklıdır.Verder verschilt hij qua habitatkeuze.
Bununla beraber bu yolculuk gayet güç olmuştur.Voordeel hiervan was een (voor die tijd) zeer comfortabele loop.
Bununla birlikte aynı adlı bir canlı aksiyon filmi 2017'de gösterime girdi.Een remake van de gelijknamige film was in 2017 te zien in de bioscoop.
Bununla beraber özelleştime politikalarında istenen sağlanamadı.Tijdens de kwalificatie waren geen dispensatiespelers toegestaan.
Bununla beraber bazı önemli Fransız soyluları bu sefere katılacaklarına ant içtiler.In vele opzichten waren Franse notabelen betrokken bij de beslissingen die werden genomen in deze kerkraad.
Şarkı bununla beraber dünya çapında önemli başarılar göstermiştir.How Do I Live bezorgde de zangeres ook wereldwijd een grote doorbraak.
Bununla beraber yurt dışında da oldukça iyi organize olmuştu.Ook in het buitenland bleef het goed gaan.
Bununla beraber bazı durumlarda patolojik de olabilmektedir.In een aantal gevallen kan ook epilepsie optreden.
Bununla beraber, farklı olsa da aynı amaca hizmet ederler.Deze heten weliswaar anders maar ze verrichten dezelfde taak.
Bununla birlikte, çifti sonunda ayrıldı.Uiteindelijk zijn ze toch uit elkaar gegaan.
Bununla beraber, sonsuz kümelerin limit değerlerini kural haline getirme işlemlerini ihtiva ederler.Die wenst eens en voor altijd de grenzen van zijn bezittingen vastgesteld te zien.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod