Bununla birlikte kulenin içerisinde en yüksek katına çıkmaya yarayan bir asansör bulunmaktadır.И тогда первым, как правило, наблюдается лифт, который идёт вверх.
Bununla beraber şarkıda bazı farklılıklar vardır.Но в песне есть и двойной смысл.
Bununla birlikte filmi tümüyle baştan çekti.Поэтому в целом фильм пришёлся по душе.
Sanatçı bununla beraber Amerika'nın pop ikonları arasında yer almaktadır.И именно она отделяет её от американского Поп-Арта.
Bununla Avrupa Komşuluk Politikasının temeli atıldı.Европейская политика соседства является ответом на эту новую ситуацию.
Bununla militan püritanizmin parlamento davasına katkısı sağlanmış oldu.Манифест стал поводом к уголовному преследованию депутатов Петербургского Совета.
Bununla birlikte lifler ezilmeye dayanıklı değildir.Тем не менее гвардейцы не отчаялись.
Bununla birlikte eğim hep aynı kalmaz; yer yer eğim kırıkları görülür.Прерывистое разминание выполняется аналогично непрерывистому, но движения скачкообразны.
Osmanlılar zamanı hesaba almadılar, bununla beraber zaman onların tarafında değildi.Господа на ней не жили, поэтому не построили главное здание (господский дом) в представительном виде.
Bununla birlikte gerek bitki topluluğu, gerek hayvan topluluğu, bu sert koşullara uyum sağlamışlardır.Невозмутимые животные спокойно отнеслись к наградам и к обрушившейся на них популярности.
Bununla birlikte Sakarya ili ile aynı tarihe sahip olduğu anılmaktadır.На вопрос Натана, он отвечает, что они преследуют одинаковые цели.
Bununla birlikte kentsel işlevler açısından birbirini çevreleyen eşmerkezli üç kuşağa ayrılabilir.Между тем представители всех трёх групп потенциально заразны для окружающих.
Bununla birlikte, 2013'te toplam maliyetin 5 milyar dolara yaklaştığı tahmin edilmektedir.Однако в 2013 году была произведена переоценка, и в результате общая стоимость составила свыше 5 млрд. $.
Bununla birlikte izlenen tüm bu politikalar, komünist sistemin doğasında olan sınırlamaları atlatmaya yetmedi.Однако, оказывается, что одного желания недостаточно, чтобы выбраться из этого коллективного кошмара.
Bununla birlikte zehirli yılanlar -Antarktika haricinde- her kıtada bulunur.Ядовитых змей можно найти практически на всех континентах, кроме Антарктиды.
Bununla birlikte, bazı semptomlar üç haftaya kadar sürebilir.Подобные симптомы могут длиться до нескольких недель.
(Bununla birlikte milletvekili olmayan kişiler de bakan olarak atanabilir.)Разница только в том, что лица с непогашенной судимостью не могут быть избраны.)
Bununla beraber, LDPE'den daha az sert ve HDPE'den çok daha az gevrektir.Однако Ice намного меньше и проще, чем CORBA.
Bununla birlikte Alaylar kendi güçlerini abartmışlardı.Тем не менее, атакующие переоценили свои силы.
Bununla beraber bu belge onun yaşadığını gösteren en iyi kanıt olarak kabul edilmektedir.Один из них сказал, что это было лучшее из всех представленных им свидетельств.
Bununla birlikte arıcılık da önemli ekonomik faaliyetlerdendir.Но торговля наркотиками остаётся для них основным бизнесом.
Bununla birlikte manastırın uzun süre ayakta kaldığı bellidir.Монастырь долгое время оставался заброшенным.
Bununla birlikte, 4:3 çerçeve oranlı eski programlar yine 4:3 olarak gösterilmektedir.Модели с дисплеем 4:3 больше не производятся.
Bununla birlikte, ilkinin kısa sürede üzerindeki ilgiyi kaybetmesi, ikinciyi de etkilemiştir.Однако последний лишился влияния также быстро, как и приобрёл его.
Kraliçenin de bununla ilgisi olduğuna dair dedikodular çıktı.В результате сложился заговор против королевы.
Bununla ilgili takdiri Sayın Mahkemenize bırakıyorum." demiştir.Тогда ваши просьбы я передам в эти новые комитеты…».
Bununla birlikte, 100-200 Venedikli öldürüldü.Всего учитывают 100-200 лейкоцитов.
Bununla birlikte Anadolu'nun Hristiyanlaşma süreci hızlandı.Проблем с воспитанием Анатолия становилось всё больше.
Bununla birlikte onları affet, ellerini tut.ابقى بعيدا عن أزرار (No Thanks) (If you can help it) وبدلا من ذلك قم بإغلاق النافذة باستخدام " × ".
Bununla beraber teleskilerin bazı sakıncaları bulunmaktadır.ثم ذكرا ما يخافان من عقوبة الله لهم.
Bununla birlikte, bazen etkisizdir, çünkü bir MAC adresi sahte olabilir.ومع ذلك فإنه في بعض الأحيان غير فعال لأنه يمكن تزوير عنوان MAC.
Bununla birlikte, son yıllarda nominal ücretler rakip ülkelerdeki ücretlerin biraz üstünde olmuştur.ومع ذلك ، فإن الأجور الاسمية في السنوات الأخيرة كانت أعلى قليلاً من الأجور في البلدان المنافسة.
Bununla birlikte, başlangıç koşulları genellikle iyi bilinmemektedir.إلا أن الشروط الأولية غالبًا لا تكون معروفة بصورة جيدة.
Bununla birlikte bazı ülkelerdeki uyarı işaretleri, standart üçgen biçimin yerine elmas şeklindedir.إشارات التحذير في بعض البلدان لديها شكل مَعيـن بدلا من شكل المثلث القياسي.
Bununla birlikte, bu yeni düzen uluslararası alanda tanınmayı başaramadı ve savaş devam etti.ومع ذلك، فشل هذا النظام الجديد في كسب الاعتراف الدولي به واستمرت الحرب.
Bununla birlikte ödülleri nasıl kazandığı konusunda bir nebze mahcuptur.على أية حال فقد بقى محرجا بعض الشيء بالنسبة إلى كيفية ربحه للجوائز.
Bununla beraber bazı Osmanlı savaş gemileri İtalya'da modernize edildi.ومع هذا يضا قد جَدَدْتُ بعض السفن الحربية العثمانية في إيطاليا .
Bununla beraber uygulayıcı yapımcı James L. Brooks "Bu yok." diye cevapladı ve, "Bunu dikkate alıyoruz.ومع ذلك أجاب المنتج التنفيذي جيمس بروكس "لم يكن كذلك"، ولكنه أضاف "نحن ندرك ذلك.
Bununla birlikte bu kuramları halkın inançlarına ters düşmüştür.لقد فرح الناس بهؤلاء الفتية المؤمنين.
Bununla beraber, Bart daha iyisini yapmaya başlayacağına ve bundan geçeceğine söz verir.ومع ذلك، كان بارت ضد هذه الفكرة، ويتعهد بأنه سوف يبدأ في تحقيق نتائج أفضل وسوف ينجح.
Ceket yakaları kırmızı olurdu, kemerleri siyah deriden idi ve bununla kılıç taşırlardı.وكانت ياقات الجاكيت حمراء ،وكانت الاحزمة من الجلد الأسود و يحملوا معه سيف.
Bununla birlikte, USB On-The-Go desteklenmektedir.يدعم USB On The Go .
Bununla eşzamanlı olarak İrlanda Cumhuriyet Ordusu, Britanya yönetimine karşı bir gerilla savaşı başlattı.ثم شن الجيش الجمهوري الايرلندي في نفس الوقت حرب عصابات ضد الإدارة البريطانية.
Bununla birlikte, Suffolk Dükü tarafından kralın emirlerinin görmezden gelineceği sözü verildi.ومع ذلك، تم تجاهل الوعود التي قدمها لهم دوق سوفولك بناء على أوامر الملك.
Bununla ne yapacağımızı bilmiyoruz.' dedik.نحن لا نعرف ما الذي يستند إليه. "
Bununla beraber, olası bir İngiliz saldırısı karşısında diğer birliklerin karşılık vermesi de emredildi.ومع هذا أمر أيضا بتواجد وحدات مضادة أخرى لمواجهة الهجمات الإنجليزية المحتملة .
Bununla ilişkili olarak ateşe, aydınlığa veya Güneş'e bakılarak ibadet edilir.وجسمه هو الضوء والمجد الأعلى، وعيناه هما الشمس والقمر".
Bununla birlikte O, Kâbe'ye yönelmeyi arzu ediyordu.ويدلّ على ذلك قول البراء بن عازب: " وكان يحب أن يوجّه إلى الكعبة ".
Bununla birlikte, hastaların %60'ı bir yıl içerisinde ikinci bir atak geçirir.ومع ذلك، فإن 60٪ من الأشخاص يصابون بنوبة ثانية في غضون عام واحد.
Yargıç, bölge valisi tarafından seçilirdi ve davalarla ilgilenmek için bununla yakın bir şekilde çalışırdı.القاضي يتم تعيينه من قبل الحاكم المحلي ويعملان معاً على حل القضايا.
Bununla beraber cevaplanması gereken iki soru var.مع ذلك، مازالت العديد من الأسئلة بحاجة لأجوبة.
Bununla birlikte, genel olarak, ciddi bir durum değildir.ولكن بشكل عام هذه ليست مشكلة.
Bununla beraber, ikisi rekabetçi ilişkilerine de devam ettiler.وإنما اتفقا علي التنافس بينهما أيضا..
Bununla birlikte yaradılış işinde Tavus'a yardımcı olacak altı melek daha yaratır.ثم خلق بعد ذلك ستة ملائكة لتساعده في ذلك.
Bununla birlikte anlaşma yürürlüğe girmedi.ومع ذلك لم تتم الصفقة.
Bununla birlikte soyut yapının kendisi herhangi özel bir uygulamaya bağlı olmayacak şekilde tanımlıdır.ولكن تعرف البنية المجردة نفسها بطريقة لا تعتمد على خصائص أي تنفيذ معين.
Bununla beraber akciğer kanseri, sigara içmeyenlerde de görülebilmektedir.التأكد من سرطان الرئة في الأشخاص الغير مدخنين الذين يتعرضون للدخان.
Bununla birlikte Sakarya ili ile aynı tarihe sahip olduğu anılmaktadır.أو تضمن أن متلقيها ستكون لهم الحقوق ذاتها.
Bununla beraber ikinci single da yayımlandı.وبالمثل تم تزييف الفيديو الثاني.
Bununla birlikte, bunlar diğer şarj edilebilir boyutlardan daha az yaygındır.وهو أقل فعالية من بعض العوامل الأخرى المتاحة.