Bununla birlikte, Phocas, Narses'i canlı canlı yakarak idam ettirdi.Однако, Алиса сожгла созданное ею существо.
Bununla birlikte, idrardaki glukoz ölçümleri çok daha az faydalıdır.Однако, молодые крокодилы поедают их значительно реже.
Bununla birlikte Bombelli, Diophontos'un çalışmasının bir kısmını kendi cebir çalışmasında kullanmıştır.Он даже передал Даллесу через Парилли что-то вроде завещания.
Bununla beraber organizasyonun geleceği konusunda tartışmalar başladı.Несмотря на это, начались дискуссии о будущей конституции.
Bununla beraber yumuşak dağ meyvelerini de yerler.Весенние горы покрытые зеленью.
Sürprizler bununla sınırlı kalmaz elbette.Но сюжет этим не ограничен.
Bununla birlikte bu reform kısa ömürlü oldu.Однако эта перемена, как известно, была весьма кратковременной.
Bununla beraber bir çelik fabrikasında da çalıştı.Работал на сталепрокатном заводе.
Bununla beden ve ruhun uyumu sağlanılması amaçlanır.Как исцелить душу и тело.
Bununla birlikte, bas akorları çalamaz.При этом он не может играть выставленные шары.
Swift daha sonra bununla ilgili "Kaçma zamanının gerçekten geldiğini hissediyordum." demiştir.Позже Уайт сказал: «Я знал, что это было всего лишь дело времени.
Bununla birlikte "Yalnız birey yoktur.Никто, кроме нас!»
Bununla birlikte 1968-1981 yılları arasında Dünya Bankası Başkanıydı.После этого он служил в качестве президента Всемирного банка с 1968 по 1981 год.
Bununla beraber, 1862'de Yeni Zelanda'da da tanımlanmıştır.1962 известна только из Новой Зеландии.
Bununla birlikte Vafd Partisi Mayıs 1926 genel seçimlerini de kazandı.Лидер партии Вафд, победившей на парламентских выборах в мае 1936 года.
Bununla birlikte evi ve kilisesi, eylemlerine misilleme olarak dinamitlendi.Будто бы с его домом и церковью случится непоправимое.
Bununla beraber park ile şehir birbiri içine geçmiştir.Вместе доказали городу, что здесь должен быть парк.
Bununla eğleniyordu gerçekten.Работать с ними было весело.
Bununla birlikte işletici şirket müflis durumdadır (Ocak 2006).(Завод окончательно обанкротился в 2006 году).
Bununla beraber daha erken düşünür ve yazarların da bu düşünceye sahip olduğu bilinmektedir.Но всегда удобнее заранее знать, каких конфессиональных взглядов придерживается писатель.
Ve yeni yetişen nesil bununla aşina olur.”И современные словари успешно с этим справляются.»
Bununla birlikte hat, Belçika sınırına uzanmadı.Он пытался нелегально пересечь бельгийскую границу.
Bununla beraber İngiliz savunması gittikçe daha efektif hale gelmiştir.С течением раундов, однако, преимущество британца становилось все более ощутимым.
Bununla birlikte kendisi Fabyanlardan etkilendiği düşüncesini resmen reddetti.Вместе с тем, его совершенно не заинтересовало творчество импрессионистов.
Bununla birlikte diğer ülkelerde üretimi devam etmiştir.Тем не менее скальпирование продолжалось в других штатах.
Bununla birlikte Orta ya da Geç Halaf Dönemi olarak bir yaklaşım ileri sürülebileceği belirtilmektedir.В то же время, они не могли не предвидеть, что рано или поздно железная дорога положит конец их бизнесу.
Bununla birlikte bunların bir çekirdek ve halkası olur.Но на самом-то деле это всё ложь и вымысел.
Kardeşleri torbalarında paralarını bulunca bununla yeniden erzak almak isterler.Грабители хотят заполучить свой мешок обратно.
Bununla beraber Alucard da onun sadık hizmetkârı olmaya kendini adar.Та хочет, чтобы Карл стал её слугой.
Birkaç yıl içerisinde firmanın ilerleme tarzı değişmiş, bununla birlikte firma çok daha başarılı olmuştur.В последующие годы руководство сменялось достаточно часто, и компания развивалась с переменным успехом.
Bununla birlikte, negatif elektrotlar kadmiyum yerine bir hidrojen emici alaşım kullanmaktadır.Батарея имеет для отрицательного электрода вместо кадмия водородопоглощающий сплав.
Bununla eşzamanlı olarak İrlanda Cumhuriyet Ordusu, Britanya yönetimine karşı bir gerilla savaşı başlattı.Ирландская республиканская армия начала партизанскую войну против британской администрации.
Bununla birlikte ülkede birçok suikast girişimleri olmuştu.Однако и с их стороны было совершено несколько убийств.
Bununla karşılaşan kişi de kaçınılamaz bir şekilde ölür.Тот, кто ест их, неизбежно поссорится.
Bununla birlikte Erken Demir Çağı'nda yerleşim daralmıştır.Построен он был в период раннего железного века.
Bununla birlikte, Mihail Şolohov'un arkadışıydy.Но окончательно его утвердил сам Михаил Шолохов.
Bununla birlikte müzik derslerinden çok zevk alıyordu ve iyi bir harpçı ve dansçı olmuştu.Она получила домашнее воспитание, была хорошей музыкантшей и танцовщицей.
Bununla birlikte, Unix/Linux gibi diğer işletim sitemleri için bağımsız sürümleri 4.8 sürümüne kadar vardı.Отдельно браузер для других операционных систем, таких как Unix и Linux, поддерживался до версии 4.8.
Bununla beraber albümü çeşitli stüdyolarda ve yerlerde kaydetti.В отличии от предыдущих альбомов, этот записывался в разных студиях и странах.
Bununla beraber yeni bir terminal Kasım 2008 de açılmıştır.Новый терминал был запущен в 2008 году.
Bununla beraber İslâm vergi sistemi, birdenbire ve topyekûn vaz' edilip uygulama sahasına konmamıştır.Однако он никогда не нажил богатства и вел простую жизнь.
Bununla birlikte basında birtakım söylentiler ortaya çıktı.В округе начали ходить слухи об их тайной связи.
Bununla birlikte temel bir zenginlik ölçüsüdür.Однако оно представляет большую природную ценность.
Bununla birlikte genel olarak Comte sosyolojinin kurucusu olarak görülmez.В целом, не стоит воспринимать SOX, как проект.
Bununla birlikte yasama organı Senato'ya devredildi.Тем не менее, Приск был исключён из сената.
Bununla beraber bu yükümlülükler mezhepten mezhebe değişir.Эти же источники расскажут о переделках.
Bununla birlikte Guardiola, Avrupa Kupası kazanan en genç teknik direktörü oldu.Также Ренату стал самым молодым победителем первенства Европы.
Bununla birlikte Şili devlet başkanlığını Bernardo O’Higgins’in lehine reddeder.Назван в честь государственного деятеля Чили Бернардо О’Хиггинса.
Bununla beraber, göründüğünden çok daha iyi kalpli ve zekidir.Она смешная, и в то же время более умная чем мы думали.
Bununla birlikte, şiddetli Hristiyan muhalefetini takiben, yasak eski haline getirildi.Это было небезопасно так как проповедь христианства была на тот момент запрещена законом.
Bununla birlikte Alman kayıpları da ağır olmuştur.Немецкие части также понесли тяжёлые потери.
Hoffman bununla beraber sembolik olarak borsacıların gerçekte ne yaptıklarını gösterdiğini iddia etti.Соник говорит Шахре делать то, что она действительно считает правильным.
Bununla birlikte birahâneler büyük şehirlerde de bulunur.Курдские общины есть также во всех крупных городах.
Bununla birlikte, çifti sonunda ayrıldı.Пара в итоге развелась.
Bununla birlikte nüfus alana eşitsiz dağılmıştır.Население распределено неравномерно.
Bununla birlikte çoğunlukla ABD Ordusu için üretilmiştir.Это в основном используется американскими военными.
Bununla beraber, hikâyenin sonu alternatif bir gelecek meydana çıkarıyor.У фильма присутствует альтернативная концовка.
Ben kendimi bununla akladım.' ^ "Doğruyu arayan yorgun savaşçı".В атаку!», увлекая солдат.
Bununla birlikte, anlatılanlara bakıldığında da ölü sayısının oldukça az olduğu sanılmaktadır.Но, по-видимому, число их невелико ввиду большого числа опрошенных.
Bununla birlikte yerleşmede yoğun bir biçimde dokuma yapıldığı düşünülmektedir.Однако можно говорить о том, что поселение этого этапа уже было четко структурировано.