bununla birlikte ile cümle

bununla birlikte kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
16
HARF
6
HECE
11
ORT. KELİME
Bununla birlikte, 10 sene önce, demokrasi olağanüstü umut verici gibi görünüyordu. George W.10 lat temu obietnica demokracji wydała się niesłychana.
Bununla birlikte, 10 sene önce, demokrasi olağanüstü umut verici gibi görünüyordu.Il y a 10 ans, pourtant, la promesse de la démocratie semblait extraordinaire.
Bununla birlikte, 10 sene önce, demokrasi olağanüstü umut verici gibi görünüyordu.Namun 10 tahun yang lalu, janji akan demokrasi tampak luar biasa. George W.
Bununla birlikte, 10 sene önce, demokrasi olağanüstü umut verici gibi görünüyordu.Tien jaar geleden leek de belofte van democratie schitterend.
Bununla birlikte, 10 sene önce, demokrasi olağanüstü umut verici gibi görünüyordu.Tíz éve még a demokrácia igérete rendkívülinek tűnt. George W.
Bununla birlikte, 10 sene önce, demokrasi olağanüstü umut verici gibi görünüyordu.Tuy nhiên, 10 năm về trước, chế độ dân chủ dường như đã hứa một điều phi thường.
Bununla birlikte, 10 sene önce, demokrasi olağanüstü umut verici gibi görünüyordu.Vor zehn Jahren schien das Versprechen von Demokratie jedoch außergewöhnlich.
Bununla birlikte, 10 sene önce, demokrasi olağanüstü umut verici gibi görünüyordu.Πριν από 10 χρόνια, ωστόσο, η υπόσχεση για δημοκρατία φαινόταν υπερβολική.
Bununla birlikte, 10 sene önce, demokrasi olağanüstü umut verici gibi görünüyordu.Десять лет назад надежды на демократию были грандиозными.
Bununla birlikte, 10 sene önce, demokrasi olağanüstü umut verici gibi görünüyordu.Десять років тому, однак, перспективи демократії здавалися величезними.
Bununla birlikte, 10 sene önce, demokrasi olağanüstü umut verici gibi görünüyordu.עם זאת, לפני 10 שנים, הבטחת הדמוקרטיה
Bununla birlikte, 10 sene önce, demokrasi olağanüstü umut verici gibi görünüyordu.منذ عشرة سنوات، بدا وكأن الوعد بالديمقراطية
Bununla birlikte, 10 sene önce, demokrasi olağanüstü umut verici gibi görünüyordu.非常に高まっているように思えました ブッシュ前米大統領は
Bununla birlikte A^2=(h^2) - (h^2)/4 elde ederiz.A의 제곱= h의 제곱 - 1/4 h의 제곱
Bununla birlikte A^2=(h^2) - (h^2)/4 elde ederiz.Otteniamo A^2 - h^2 - h^2 / 4.
Bununla birlikte A^2=(h^2) - (h^2)/4 elde ederiz.Temos A ao quadrado igual a H ao quadrado menos H ao quadrado sobre 4.
Bununla birlikte A^2=(h^2) - (h^2)/4 elde ederiz.Мы вычитаем h² из обеих сторон равенства - получаем:
Bununla birlikte, ayağa fırladı bisikletinin üstünde tepinip küfürler savurmaya başladı.Dat verhindert echter niet dat hij opspringt en op en neer begint te springen op zijn fiets en heftig vloekt.
Bununla birlikte, ayağa fırladı bisikletinin üstünde tepinip küfürler savurmaya başladı.알렉스는 펄펄 뛰면서 자전거를 내동댕이 치고 욕을 퍼붓기 시작했습니다.
Bununla birlikte, ayağa fırladı bisikletinin üstünde tepinip küfürler savurmaya başladı.lalu mulai melompat-lompat dengan sepedanya dan mengeluarkan kata-kata kasar.
Bununla birlikte, ayağa fırladı bisikletinin üstünde tepinip küfürler savurmaya başladı.אבל זה לא מנע ממנו לקפוץ והוא החל לקפוץ על האופניים שלו למעלה ולמטה ולקלל באלימות.
Bununla birlikte, ayağa fırladı bisikletinin üstünde tepinip küfürler savurmaya başladı.مما دفعه للقيام والقفز علياً فوق دراجته الهوائية لكي يحطمها وبدء يتصرف بعنف
Bununla birlikte, ayağa fırladı bisikletinin üstünde tepinip küfürler savurmaya başladı.そのうちに自転車で飛び上がったりして 暴力的な言葉で罵り ヘルメットを放り投げて
Bununla birlikte aynı zamanda hâli hazırdaki aynı miktar tarım alanını da tuzlanma ve erezyonla kaybediyoruz.Al mismo tiempo, estamos perdiendo una cantidad equivalente debido a la salinización y la erosión.
Bununla birlikte aynı zamanda hâli hazırdaki aynı miktar tarım alanını da tuzlanma ve erezyonla kaybediyoruz.Cùng lúc đó, chúng ta đang mất một diện tích đất canh tác tương đương do nhiễm mặn và xói mòn.
Bununla birlikte aynı zamanda hâli hazırdaki aynı miktar tarım alanını da tuzlanma ve erezyonla kaybediyoruz.În acelaşi timp pierdem o suprafaţă echivalentă de teren arabil din cauza salinizării şi eroziunii.
Bununla birlikte aynı zamanda hâli hazırdaki aynı miktar tarım alanını da tuzlanma ve erezyonla kaybediyoruz.동시에 이에 맞먹는 규모의 기존 경작지가 염류화와 침식화로 인해 사라져가고 있습니다.
Bununla birlikte aynı zamanda hâli hazırdaki aynı miktar tarım alanını da tuzlanma ve erezyonla kaybediyoruz.Maar ook verliezen we een zelfde hoeveelheid bestaande landbouwgrond aan verzilting en erosie.
Bununla birlikte aynı zamanda hâli hazırdaki aynı miktar tarım alanını da tuzlanma ve erezyonla kaybediyoruz.Mimo że w tym samym czasie taką samą ilość istniejącej już ziemi uprawnej tracimy w wyniku zasolenia i erozji.
Bununla birlikte aynı zamanda hâli hazırdaki aynı miktar tarım alanını da tuzlanma ve erezyonla kaybediyoruz.Også selvom vi på samme tid mister samme mængder landbrugsjord på grund af sanilisering og erosion.
Bununla birlikte aynı zamanda hâli hazırdaki aynı miktar tarım alanını da tuzlanma ve erezyonla kaybediyoruz.Přestože ve stejném okamžiku přicházíme o stejné množství existující orné půdy kvůli zasolování a erozi.
Bununla birlikte aynı zamanda hâli hazırdaki aynı miktar tarım alanını da tuzlanma ve erezyonla kaybediyoruz.Ugyanakkor ugyanennyi művelhető területet veszítünk el a szikesedés és az erózió miatt.
Bununla birlikte aynı zamanda hâli hazırdaki aynı miktar tarım alanını da tuzlanma ve erezyonla kaybediyoruz.Втім водночас ми втрачаємо еквівалентну кількість наявних орних земель через засолення та ерозію.
Bununla birlikte aynı zamanda hâli hazırdaki aynı miktar tarım alanını da tuzlanma ve erezyonla kaybediyoruz.Макар че в същото време губим също такова количество съществуващи орни земи поради осоляване и ерозия.
Bununla birlikte aynı zamanda hâli hazırdaki aynı miktar tarım alanını da tuzlanma ve erezyonla kaybediyoruz.Хотя в то же время мы теряем такое же количество существующих пахотных земель из-за засоления и эррозии почв.
Bununla birlikte aynı zamanda hâli hazırdaki aynı miktar tarım alanını da tuzlanma ve erezyonla kaybediyoruz.יוצא שזוהי אינה דרך אפקטיבית להאכיל אותנו. זוהי בעיה שמחריפה.
Bununla birlikte aynı zamanda hâli hazırdaki aynı miktar tarım alanını da tuzlanma ve erezyonla kaybediyoruz.مع أننا في ذات الوقت نفقد كمية مساوية من الأراضي الصالحة للزراعة بفعل التصحر و التعرية.
Bununla birlikte aynı zamanda hâli hazırdaki aynı miktar tarım alanını da tuzlanma ve erezyonla kaybediyoruz.耕作地を 塩害や浸食のために失っています また 我々は化石燃料に対しても貪欲です
Bununla birlikte baban utanç içinde. Affedilmesi mümkün olmayan çok büyük bir şey yaptı.لكن لا يمكنني ان اغفر لوالد لانه اقترف اثما لا يغتفر
Bununla birlikte baban utanç içinde.Azonban nem tudtam megbocsátani az apádnak.
Bununla birlikte baban utanç içinde.Αλλά δεν μπορώ να συγχωρήσω τον πατέρα σου. Διέπραξε ένα ασυγχώρητο αμάρτημα.
Bununla birlikte, bazı Avrupa ülkeleri tarafından uyuşturucu stratejileri veya eylem planları ileAz Egyesült Királyságban a címkézett kiadások ebben az időszakban egy szinten maradtak.
Bununla birlikte, bazı Avrupa ülkeleri tarafından uyuşturucu stratejileri veya eylem planları ileSiehe „EU-Drogenaktionsplan (2009-2012): neue Merkmale“.
Bununla birlikte, bazı Avrupa ülkeleri tarafından uyuşturucu stratejileri veya eylem planları ileTři země předložily označené výdaje tříděné podle první úrovně COFOG
Bununla birlikte, bazı Avrupa ülkeleri tarafından uyuşturucu stratejileri veya eylem planları ileΒλέpiε «Σχέδιο δράση1 τη1 ΕΕ για τα ναρκωτικά (2009–2012) — νέα στοιχεία».
Bununla birlikte, bazı istisnai durumlar da oluşabiliyor.Existují však i jiná vysvětlení.
Bununla birlikte bazıları ise çok düşük frekanslı olan radyo dalgaları yayar.Então eu só queria para fazer essa correção.
Bununla birlikte, beklenmedik bir şekilde kese başka birinde çıktı.Azonban váratlanul, az erszény egy nem várt személy kezei közül került elő.
Bununla birlikte, beklenmedik bir şekilde kese başka birinde çıktı.Όμως αναπάντεχα...
Bununla birlikte, beklenmedik bir şekilde kese başka birinde çıktı.ومع ذلك وبشكل غير متوقع كانت المحفظة في يد شخص لم يكن في الحسبان
Bununla birlikte... ...ben de bir insanım... ...mantıklı geliyor... ...ama kalbim acıyor.De... Anya! - Én is ember vagyok.
Bununla birlikte... ...ben de bir insanım... ...mantıklı geliyor... ...ama kalbim acıyor.Mais... Maman ! - Je suis un être humain aussi.
Bununla birlikte... ...ben de bir insanım... ...mantıklı geliyor... ...ama kalbim acıyor.Όμως, επειδή είμαι κι εγώ άνθρωπος, το μυαλό μου καταλαβαίνει... αλλά, η καρδιά μου πονάει.
Bununla birlikte... ...ben de bir insanım... ...mantıklı geliyor... ...ama kalbim acıyor.لكن بما انني بشر ايضا ...عقلي يفهم
Bununla birlikte, benim için bu 500 sit alanı sadece bir başlangıç.하지만 저에 관한 한 500이라는 숫자는 시작에 불과합니다.
Bununla birlikte, benim için bu 500 sit alanı sadece bir başlangıç.Cependant, pour moi, les 500 sont uniquement les 500 premières.
Bununla birlikte, benim için bu 500 sit alanı sadece bir başlangıç.Für mich jedoch sind diese 500 nur die ersten 500.
Bununla birlikte, benim için bu 500 sit alanı sadece bir başlangıç.Însă, pentru mine, acest 500 este de fapt doar primul 500.
Bununla birlikte, benim için bu 500 sit alanı sadece bir başlangıç.Jednakże dla mnie, ta 500 to tak naprawdę dopiero pierwsza 500.
Bununla birlikte, benim için bu 500 sit alanı sadece bir başlangıç.Namun, bagi saya, 500 situs itu hanyalah 500 yang pertama.

İlgili Sayfalar