bununla beraber ile cümle
bununla beraber kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
15
HARF
6
HECE
9
ORT. KELİME
Bununla beraber daha erken düşünür ve yazarların da bu düşünceye sahip olduğu bilinmektedir.Jest to bardzo trudne, gdyż trzeba wiedzieć, co autor miał na myśli, tworząc.
Sanatçı bununla beraber Lucien Sanchez'in "Garth Marenghi's Darkplace"indeki korku parodilerinde oynamıştır.Wcielił się w rolę Padre w pastiszu serialu grozy Garth Marenghi’s Darkplace.
Bununla beraber, ikisi rekabetçi ilişkilerine de devam ettiler.Obaj musieli wycofać się z rywalizacji.
Bununla beraber, yapıldığı yer neresi olursa olsun, kaynak çeşitli tehlikeler barındırır.Ze względu na różnorodność miejsc, w których rozgrywane są rajdy, spotyka się różnego typu nawierzchnie.
Bununla beraber, Wittgenstein çifti, o asır içerisinde Viyana’da bulunan en zengin ailelerden biriydi.Wittgensteinowie byli jedną z najbogatszych rodzin Austrii.
Bununla beraber neredeyse bütün bir savaş boyunca kullanıldılar.Taki stan rzeczy trwał praktycznie przez cały okres wojny.
Bununla beraber, bu, kendi kendine verilmiş bir unvandır ve diğer beş köy tarafından resmen tanınmaz.Dock var detta en självutnämnd titel och blev inte officiellt godkänd av de fem andra byarna.
Bununla beraber başka pek çok isimlendirilmiş örneği de vardır.Han har även många andra namn.
Bununla beraber eşit fırsatlar ve yükümlülükleri de içerir, böylece toplumun bütününü kapsar.Jämlikhet innebär också lika möjligheter och skyldigheter, vilka omfattar samhället i sin helhet.
Bununla beraber yeni bir terminal Kasım 2008 de açılmıştır.En ny terminal öppnades i januari 2008.
Bununla beraber, bir tanığın telkine açık oluşunu etkileyen birden çok faktör vardır.Ett spår dyker emellertid snabbt upp i form av ett vittne.
Bununla beraber Loch Torridon’da başka bir arazileri ve Londra’da bir evleri vardı.Dessutom ägde de ett annat residens i skotska Torridon samt en bostad inne i London.
Bununla beraber, günümüzde bağcılık çok sınırlı olarak sürdürülür.Aktiviteten är dock under alla omständigheter numera mycket begränsad.
Bununla beraber Hükümet tasarıları çok ender olarak reddedilir.Det är mycket ovanligt att propositioner från regeringen avslås.
Bununla beraber Breivik, Ütöya adasındaki İşçi Partisi gençlik kampında 69 kişiyi öldürdü.Han sköt därefter ihjäl 69 personer på Arbeidernes Ungdomsfylkings sommarläger på ön Utøya.
Bununla beraber 257 milyon euro değerinde bir gelir elde edildi.Det var en vinst på ungefär 270 000 euro.
Bununla beraber, 1862'de Yeni Zelanda'da da tanımlanmıştır.Den har dessutom inplanterats i Nya Zeeland 1885.
Bununla beraber Top 10'a girmesi 4 hafta almıştı.Den låg också etta på Tio i Topp i fyra veckor.
Bununla beraber neredeyse bütün bir savaş boyunca kullanıldılar.Trots detta va de i tjänst genom hela kriget.
Bununla beraber, bazen resmi rütbesi daha düşük de olabilir veya hiç olmayabilir.I vissa fall kan de ha en lägre rang eller ingen rank alls.
Bununla beraber atarcanın periyodu oldukça yavaş artar.I motsats till detta är energiinnehållet ofta relativt låg.
Bununla beraber akciğer kanseri, sigara içmeyenlerde de görülebilmektedir.Passiv rökning är en orsak till lungcancer hos icke-rökare.
Bununla beraber Sezar, karısı Pompeia'dan "karım hakkında hiçbir şüphe olmamalı" diyerek boşanmıştı."Min hustru borde inte ens vara under misstanke", hävdade Caesar, men skilde sig ändå från Pompeia.
Bununla beraber, Temujin adlı gizemli bir şövalye yollarını keser ve onlarla dövüşmeye başlar.Men på väg till byn möter de en mystisk riddare, Temujin, och de strider på platsen.
Bununla beraber gece uykusu esnasında sık sık uyanma durumları görülür.Under vandringen finns övernattningsmöjligheter med jämna mellanrum.
Bununla beraber 2007 milletvekili seçimlerinde komünist adayın kampanyasına da katılmamıştır.Anmärkning: Framstegspartiet kandiderade inte till kommunvalet 2007.
Bununla beraber, dünyanın pek çok yerinde alageyik popülasyonları mevcuttur.Motsvarande fenomen finns dock på många platser i världen.
Bununla beraber birçok farklı kişi ve kurum yorumu desteklemiştir.Samtidigt vävs en mängd andra personer och deras viljor in i berättelsen.
Bununla beraber organizasyonun geleceği konusunda tartışmalar başladı.Незважаючи на це, почалися дискусії про майбутню конституцію.
Bununla beraber, Yunan çalışmaları, koordinat sistemini tam olarak tanımlayamamıştır.Роботи грецьких дослідників, однак, не розвинулись у цілісне визначення системи координат.
Bununla beraber, ilk albümlerinin basımından kısa bir süre sonra Sony sözleşmeyi bitirir.Однак, незадовго до релізу їхнього першого альбому, Sony розірвав контракт.
Bununla beraber büyük çoğunluğu yok edildi.Переважна більшість з них були знищені.
Bununla beraber, benden bir şey öğrenmediği bellidir.Вся справа в тому, що я не можу нічого зрозуміти.
Bununla beraber bu coğrafya Kürtlere de ev sahipliği yapıyordu.Але не бракувало тоді і корчми із жидом — орендарем.
Bununla beraber genç sağlıklı çocuklarda da görüldüğü çeşitli çalışmalarda kanıtlanmıştır.Також аналізи взяли у всіх здорових дітей.
Bununla beraber maliyetleri çok ucuzdu.Проте був порівняно дешевим.
Bununla beraber bir çelik fabrikasında da çalıştı.Працював лісорубом на сталеливарному заводі.
Bununla beraber Naruto, bundan kolayca ürker.Malá potupa je hříchem lehkým.
Bununla beraber Loch Torridon’da başka bir arazileri ve Londra’da bir evleri vardı.Vlastnili také další pozemky u jezera Loch Torridon a dům v Londýně.
Bununla beraber Sezar, karısı Pompeia'dan "karım hakkında hiçbir şüphe olmamalı" diyerek boşanmıştı.Ovšem Caesar se s Pompeiou záhy rozvedl, neboť jak řekl „na mé ženě nesmí ulpět nejmenší podezření“.
Bununla beraber, diğer üç virüsten sadece kısa süre için korunabilir.Ochranu před ostatními třemi druhy viru mu to však poskytne jen na krátkou dobu.
Bununla beraber kulübün saha performansı artmaya başladı.Ovšem bylo znatelné, že výkony klubu jdou vzhůru.
Bununla beraber yurt dışında da oldukça iyi organize olmuştu.Vystupoval s velkým úspěchem i v zahraničí.
Bununla beraber Selçuklular hemen hemen hiç esir vermemiştir.Nevykazují však znaky trpasličího vzrůstu (nanismu).
Bununla beraber şarkının yeni versiyonu Kelly Clarkson tarafından söylenmiştir.Tohle je další klasická píseň Kelly Clarkson."
Bununla beraber, adanın Lucaya (önceden Kolombiyalı olan) dilindeki adı “Bahama” idi.Aka (také Mo-Aka, Yaka, Ba-Yaga a jiné) mluví jazykem Bantu.
Bununla beraber, 5 yıl Türkiye'de yasaklı kalmıştır.V Turecku strávila 5 let.
Bununla beraber nasyonal sosyalistler 15 Eylül 1935 tarihinde Nürnberg Yasaları'nı çıkarttılar.Další smutnou kapitolu pro židovskou populaci zahájilo přijetí norimberských zákonů 15. září 1935.
Bununla beraber süperiletkenlik magnetleri içeren,birçok teknolojik uygulama vardır.Přesto má technologie využívající magnetickou levitaci řadu výhod.
Bununla beraber şehrin tamamı resmen Suriye ordusunun kontrolünden çıktı.Tím se mu podařilo sjednotit celou Sýrii pod svou faktickou vládou.
Bununla beraber, şiddetli kaşınma ve düşük kalp atış hızı görülebilir.Pacienti ale mohou trpět těžkým svěděním a nízkou srdeční frekvencí.
Bununla beraber, ailesinin çelişkilerinin etkisiyle yetişti.Trpí však obtížnými vztahy v jeho rodině.
Bununla beraber, Bart daha iyisini yapmaya başlayacağına ve bundan geçeceğine söz verir.Bart se začíná bát o svůj život, je na řadě.
Bununla beraber Lamborghini anlaşmadaki şartları yerine getirememiştir.Nicméně, Samsung neuvádí rozsah kompatibility.
Bununla beraber, o gün yayılan olaylar “de facto devrim” olarak algılanabilirdi.Na svoji dobu došel k poznatkům, které by bylo možno označit za revoluční.
Bununla beraber bir çelik fabrikasında da çalıştı.Zde pracoval v ocelářském průmyslu.
Şarkı bununla beraber ABD'de Top 10'a girmiştir.Píseň se dostala do Top 10 ve Spojeném království.
Bununla beraber bu tür uğraşlar her zaman için risk taşımaktadır.Permanentní tetování s sebou vždy přináší i určitý druh rizika.
Bununla beraber kemoterapiye yanıt iyidir..U maligních případů následuje také chemoterapie.
Bununla beraber duruma göre karar vermekte serbestsiniz.” denilmektedir.Věru, to jsou labutě vznešené a můžete vskutku doufat v jejich přímluvu!"