bununla beraber ile cümle

bununla beraber kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
15
HARF
6
HECE
9
ORT. KELİME
Bununla beraber cevaplanması gereken iki soru var.مع ذلك، مازالت العديد من الأسئلة بحاجة لأجوبة.
Bununla beraber, ikisi rekabetçi ilişkilerine de devam ettiler.وإنما اتفقا علي التنافس بينهما أيضا..
Bununla beraber akciğer kanseri, sigara içmeyenlerde de görülebilmektedir.التأكد من سرطان الرئة في الأشخاص الغير مدخنين الذين يتعرضون للدخان.
Bununla beraber ikinci single da yayımlandı.وبالمثل تم تزييف الفيديو الثاني.
Bununla beraber gece uykusu esnasında sık sık uyanma durumları görülür.بالإضافة إلى أن النوم أثناء الليل قد يكون متقطعاً مع حالات إستيقاظ متكررة.
Bununla beraber "gişe hasılatı zehiri" diye unvanlandırıldı.يقال: بل هو العيص بن ضمرة بن زنباع.
Bununla beraber bu kıyafetler onun benliğinin bir parçası gibidir ama istediği zaman değiştirebilir.لذا نجده يغير المهن التي امتحنها كما يغير ملابسه.
Bununla beraber, ilk albümlerinin basımından kısa bir süre sonra Sony sözleşmeyi bitirir.ومع ذلك، قبل وقت قصير من الافراج عن الألبوم الأول، سوني إنهاء العقد المبرم بينهما.
Bununla beraber, Osmanlı savaş uçakları da denizaltı-savar timlerde görev yapmakta idi.كذلك غواصات الصواريخ الباليستية السوفيتية تعمل ضمن مناطق بحرية محصنه ومحمية.
Bununla beraber yine de menstrüasyon esnasında örnek alınması önerilmez.ولكنه لم يكن مستعدا أن يغامر بالنشر في فترة ملتبسة.
Bununla beraber Sezar, karısı Pompeia'dan "karım hakkında hiçbir şüphe olmamalı" diyerek boşanmıştı.Mesmo assim, César se divorciou de Pompeia, afirmando que "minha esposa não deve estar nem sob suspeita".
Bununla beraber duruma göre karar vermekte serbestsiniz.” denilmektedir.Também vos está vedado fazer adivinhações com setas, porque isso é uma profanação.").
Bununla beraber Su-26, Su-29 ve Su-31 modelleri ile akrobasi uçağı dalında da lider firmalardan birisidir.Com os modelos Su-26, Su-29 e Su-31, a Sukhoi também é uma das líderes no mercado de aviões acrobáticos.
Bununla beraber park ile şehir birbiri içine geçmiştir.O parque foi inaugurado junto com a cidade.
Bununla beraber Sivas işhan köyü ,Artvin işhan köyü (Yusufeli) bulunmakdadır.Castelo de Matsuyama (Iyo) é um castelo em Matsuyama (Ehime) (antiga Província de Iyo).
Bununla beraber, Yunan çalışmaları, koordinat sistemini tam olarak tanımlayamamıştır.A matemática grega, no entanto, não se estendeu a um sistema de coordenadas completo.
Bununla beraber Liman savunmasını arkadan vuran Japon kara güçlerince basıldılar.No entanto, eles foram surpreendidos por forças terrestres japonesas, que submergidos defesas do porto.
Bununla beraber mangada sadece Mitsuki’yi takma isimle çağırır.Consegue apenas o tempo de pronunciar o nome Mitsuhirato.
Bununla beraber yurt dışında da oldukça iyi organize olmuştu.Apesar disso, o grupo era relativamente desconhecido no estrangeiro.
Bununla beraber, bu uğraşını "çok küçük bir deney" olarak değerlendirmiştir.No entanto, foi considerado "um pouco demais no nariz".
Bununla beraber animasyon filmi olan Batman: Bad Blood'da (2016) Batwoman'ı seslendirmiştir.Eletrocutador fez sua estreia em um filme em Batman: Bad Blood de 2016.
Bununla beraber bu tür uğraşlar her zaman için risk taşımaktadır.Os riscos, seja como for, estão sempre presentes.
Bununla beraber, bu hesaplamalar kuasarın bütün yönlerde enerji yaydığı farz edilerek yapılmıştır.Entretanto, este valor assume que o quasar esteja emitindo energia em todas as direções.
Bununla beraber birçok kesim filmi 1978 yılının en iyi filmlerinden biri olarak göstermektedir.A publicação acabaria por escolhê-lo como um dos melhores filmes de 1978.
Bununla beraber yine de menstrüasyon esnasında örnek alınması önerilmez.Também não é recomendado durante a lactação.
Fakat bununla beraber dilin tarihîliği şüpheli görülür olmuştur.Apesar disso, seu talento para línguas foi imediatamente reconhecido.
Bununla beraber bu kıyafetler onun benliğinin bir parçası gibidir ama istediği zaman değiştirebilir.Pode também mudar de forma, as vezes tendo a aparência parecida com a do seu pai.
Bununla beraber şarkı ABD, Avustralya ve Kanada'da 1 numaraya erişmiştir.Ele chegou a número um na Austrália e nos Estados Unidos.
Bununla beraber Sony, sanatçıya bir milyar dolardan fazla para verdi.Em agradecimento, Hanlon dá ao doutor mil dólares.
Bununla beraber, dayısı da Servilia henüz 9 yaşındayken vefat etti.Viram que Maradona realmente tinha apenas nove anos de idade.
Bununla beraber Command and Conquer 3'ün müthiş çekişmesinin sonucudur.O mesmo acontece em Portugal, com a Super Cola 3 da Loctite.
Bununla beraber değişik şekilde olanları da vardır.Ook zijn er verschillende soeks.
Bununla beraber Selçuklular hemen hemen hiç esir vermemiştir.Drukte maken om (bijna) niets.
Bununla beraber yeni bir terminal Kasım 2008 de açılmıştır.In november 2008 werd op de luchthaven een nieuwe terminal geopend.
Bununla beraber, şarkı 2006'daki "Confessions Tour"da da söylenmiştir.Tijdens haar Confessions Tour in 2006 werd het nummer ook gespeeld.
Bununla beraber iyi bir power metal vokalisti olmak için gerçekten güçlü bir sese ihtiyaç vardır.Het is nog steeds verstandiger om een echte elektricien te bellen.
Bununla beraber Yineleme (iterasyon) sadece dizilere mahsus bir kullanım değildir.Uiteraard is het gebruik van retoriek op zichzelf nog geen drogreden.
Bununla beraber bu yolculuk gayet güç olmuştur.Voordeel hiervan was een (voor die tijd) zeer comfortabele loop.
Bununla beraber özelleştime politikalarında istenen sağlanamadı.Tijdens de kwalificatie waren geen dispensatiespelers toegestaan.
Bununla beraber bazı önemli Fransız soyluları bu sefere katılacaklarına ant içtiler.In vele opzichten waren Franse notabelen betrokken bij de beslissingen die werden genomen in deze kerkraad.
Şarkı bununla beraber dünya çapında önemli başarılar göstermiştir.How Do I Live bezorgde de zangeres ook wereldwijd een grote doorbraak.
Bununla beraber yurt dışında da oldukça iyi organize olmuştu.Ook in het buitenland bleef het goed gaan.
Bununla beraber bazı durumlarda patolojik de olabilmektedir.In een aantal gevallen kan ook epilepsie optreden.
Bununla beraber, farklı olsa da aynı amaca hizmet ederler.Deze heten weliswaar anders maar ze verrichten dezelfde taak.
Bununla beraber, sonsuz kümelerin limit değerlerini kural haline getirme işlemlerini ihtiva ederler.Die wenst eens en voor altijd de grenzen van zijn bezittingen vastgesteld te zien.
Bununla beraber depresyon, öğrenilmiş çaresizliğe göre daha kapsamlı bir kavramdır.In zichzelf gekeerde woede is een erkende oorzaak van depressie.
Bununla beraber bir çelik fabrikasında da çalıştı.Voorts kwam er bedrijvigheid in de vorm van een steenfabriek.
Bununla beraber büyük çoğunluğu yok edildi.Het overgrote deel is verloren gegaan.
Bununla beraber gece uykusu esnasında sık sık uyanma durumları görülür.Sommigen zijn in periodes de gehele nacht wakker.
Bununla beraber kulübün saha performansı artmaya başladı.Ook de rest van de club maakte een doorstart.
Bununla beraber nasyonal sosyalistler 15 Eylül 1935 tarihinde Nürnberg Yasaları'nı çıkarttılar.Er waren wel enkele verschillen ten aanzien van de Rassenwetten van Neurenberg van 15 september 1935.
Bununla beraber İngiliz savunması gittikçe daha efektif hale gelmiştir.Tymczasem akcje Anglików były coraz bardziej efektywne.
Bununla beraber, Sakura’nın, Syaoran’a açılmak için doğru anı bulmaya çalışmaktan daha büyük sorunları vardır.Jednakże, Sakura ma wiele innych pilnych zajęć oprócz znalezienia chwilki czasu, by wyznać uczucia Syaoranowi.
Bununla beraber Alman müzisyenler de belli bir ilerleme kaydetmişlerdir.Oprócz tego okazale prezentuje się grupa jazzowych muzyków niemieckich.
Bununla beraber cevaplanması gereken iki soru var.Pyta on: W tym miejscu postawić można dwa pytania.
Bununla beraber, kimi kültürlerde, kaplumbağa yakalamak için remora kuyruğu kullanılmaktadır.W kręgach wielu kultur żółwie skorupy są używane do ozdoby.
Bununla beraber Federasyon Kupası farklı bir formata büründü.Obok koncepcji federacyjnej istniała druga.
Bununla beraber, onun politikadaki bazı usulleri şaşırtıcı derecede başarılıydı.Jego poglądy polityczne miały charakter faszyzujący.
Bununla beraber bir çelik fabrikasında da çalıştı.Pracowała w przemyśle stalowym.
Bununla beraber, benden bir şey öğrenmediği bellidir.Nie sądź, że możesz nas czegoś nauczyć.

İlgili Sayfalar