bununla beraber ile cümle
bununla beraber kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
15
HARF
6
HECE
9
ORT. KELİME
Bununla beraber yeni bir terminal Kasım 2008 de açılmıştır.Nel novembre 2008 fu inaugurato un nuovo terminal.
Bununla beraber mangada, Eichi Amerika’ya giderken uçak kazasında ölmüştü.Comunque, nel manga, Eichi morì in un incidente nell'aereo che avrebbe dovuto portarlo in America.
Bununla beraber şarkıda bazı farklılıklar vardır.In particolare nella canzone What's the Difference?
Bununla beraber, şarkı 2006'daki "Confessions Tour"da da söylenmiştir.La canzone è stata eseguita anche durante il Confessions Tour (2006).
İkincisi, bununla beraber, nedensellik prensibinin ihlali: burada emmeden önce uyarılabilen ileri dalgalar.Segue hasta milap (congiungimento delle mani della coppia), che precede il Saptpadi.
Bununla beraber, onun politikadaki bazı usulleri şaşırtıcı derecede başarılıydı.Tuttavia, in qualche modo la sua politica fu sorprendentemente remunerativa.
Bununla beraber kulübün saha performansı artmaya başladı.Comunque l'interesse nella serie stava ormai calando.
Bununla beraber, o gün yayılan olaylar “de facto devrim” olarak algılanabilirdi.Questi concetti, che oggi possono sembrare scontati, erano all'epoca considerati "rivoluzionari".
Fakat bununla beraber dilin tarihîliği şüpheli görülür olmuştur.Anche la comprensione del linguaggio appare compromessa.
Bununla beraber atarcanın periyodu oldukça yavaş artar.Il mantello superiore può scorrere però soltanto molto lentamente.
Bununla beraber, bazıları Polathane yani "demir fabrikası" olarak zikrederler”.Alcuni si riferiscono a lei come "donna di ferro".
Bununla beraber, İstanbul'da iki adet denizaltı yapılmakta idi.Alla sua memoria furono dedicati due sommergibili.
Bununla beraber, aynı gece yayınlanan diğer programlarla karşılaştırıldığında %22'lik reyting payı elde etti.Quando è stato trasmesso in televisione ha raggiunto uno share del 32%.
Bununla beraber Liman savunmasını arkadan vuran Japon kara güçlerince basıldılar.Comunque furono prese di sorpresa dalle truppe di terra giapponesi che aggirarono le difese del porto.
Bununla beraber, bu uğraşını "çok küçük bir deney" olarak değerlendirmiştir.Nel complesso, valutò l'evento come "leggermente raccomandato".
Bununla beraber, WWE’ye ECW istilası da yeniden başladı.In questo caso la discussione EWG può essere ricominciata.
Bununla beraber, diğer üç virüsten sadece kısa süre için korunabilir.Altre tre sottospecie potrebbero essere riconosciute a breve.
Bununla beraber bölgedeki sömürgelerini kaybetmemek için tedbirler aldılar.Addirittura ci furono proposte di non accogliere gli sconfitti in città.
Bununla beraber kemoterapiye yanıt iyidir..Interessanti sono le risposte con la chemioterapia.
Bununla beraber, başta Erdemir ve TTK olmak üzere Kdz.Con l'inizio della guerra anche il k.k.
Bununla beraber çoğu evde halen kuyu vardır.Inoltre in molte case è presente un giardino.
Bununla beraber nasyonal sosyalistler 15 Eylül 1935 tarihinde Nürnberg Yasaları'nı çıkarttılar.Il 15 settembre 1935 vennero promulgate le leggi di Norimberga.
Bununla beraber yurt dışında da oldukça iyi organize olmuştu.Riscosse inoltre un buon successo all'estero.
Bununla beraber, bu asker ocağı zamanla dejenere edildi.Intanto, l'intera Legione fu spinta in un vuoto temporale.
Bununla beraber, İsmâ‘îl babasından evvel vefat etti.Согласно Корану, Иса родился чудесным образом без отца по воле Аллаха.
Bununla beraber Naruto, bundan kolayca ürker.В рельефе Менрва выражена слабо.
Bununla beraber teleskilerin bazı sakıncaları bulunmaktadır.Воистину, за все это богобоязненным будет райская жизнь».
Bununla beraber seferin ne tarafa gerçekleştirileceği muğlaktır.Откуда он взялся и что это такое (неопр.).
Bununla beraber, Yunan çalışmaları, koordinat sistemini tam olarak tanımlayamamıştır.Работы греческих исследователей, однако, не развились в целостное определение системы координат.
Bununla beraber duruma göre karar vermekte serbestsiniz.” denilmektedir.Ведь за выход отвечаешь ты, тебе и решать!»
Bununla beraber değişik şekilde olanları da vardır.У различных видов он разный.
Bununla beraber bu kitap henüz ele geçmemiştir.Можно сказать, и поныне эта книга не устарела.
Bununla beraber Lamborghini anlaşmadaki şartları yerine getirememiştir.Однако в дальнейшем лангобарды не выполнили условий договора.
Bununla beraber Sivas işhan köyü ,Artvin işhan köyü (Yusufeli) bulunmakdadır.Масҷиди ҷомеи Қӯшбаққоли) — действующая джума-мечеть (пятничная мечеть) в городе Самарканде.
Bununla beraber şehrin tamamı resmen Suriye ordusunun kontrolünden çıktı.В то же время, город был взят под контроль армией Сирии.
Bununla beraber organizasyonun geleceği konusunda tartışmalar başladı.Несмотря на это, начались дискуссии о будущей конституции.
Bununla beraber yumuşak dağ meyvelerini de yerler.Весенние горы покрытые зеленью.
Bununla beraber bir çelik fabrikasında da çalıştı.Работал на сталепрокатном заводе.
Bununla beraber, 1862'de Yeni Zelanda'da da tanımlanmıştır.1962 известна только из Новой Зеландии.
Bununla beraber park ile şehir birbiri içine geçmiştir.Вместе доказали городу, что здесь должен быть парк.
Bununla beraber daha erken düşünür ve yazarların da bu düşünceye sahip olduğu bilinmektedir.Но всегда удобнее заранее знать, каких конфессиональных взглядов придерживается писатель.
Bununla beraber İngiliz savunması gittikçe daha efektif hale gelmiştir.С течением раундов, однако, преимущество британца становилось все более ощутимым.
Bununla beraber Alucard da onun sadık hizmetkârı olmaya kendini adar.Та хочет, чтобы Карл стал её слугой.
Bununla beraber albümü çeşitli stüdyolarda ve yerlerde kaydetti.В отличии от предыдущих альбомов, этот записывался в разных студиях и странах.
Bununla beraber yeni bir terminal Kasım 2008 de açılmıştır.Новый терминал был запущен в 2008 году.
Bununla beraber İslâm vergi sistemi, birdenbire ve topyekûn vaz' edilip uygulama sahasına konmamıştır.Однако он никогда не нажил богатства и вел простую жизнь.
Bununla beraber bu yükümlülükler mezhepten mezhebe değişir.Эти же источники расскажут о переделках.
Bununla beraber, göründüğünden çok daha iyi kalpli ve zekidir.Она смешная, и в то же время более умная чем мы думали.
Hoffman bununla beraber sembolik olarak borsacıların gerçekte ne yaptıklarını gösterdiğini iddia etti.Соник говорит Шахре делать то, что она действительно считает правильным.
Bununla beraber, hikâyenin sonu alternatif bir gelecek meydana çıkarıyor.У фильма присутствует альтернативная концовка.
Bununla beraber şarkıda bazı farklılıklar vardır.Но в песне есть и двойной смысл.
Sanatçı bununla beraber Amerika'nın pop ikonları arasında yer almaktadır.И именно она отделяет её от американского Поп-Арта.
Osmanlılar zamanı hesaba almadılar, bununla beraber zaman onların tarafında değildi.Господа на ней не жили, поэтому не построили главное здание (господский дом) в представительном виде.
Bununla beraber, LDPE'den daha az sert ve HDPE'den çok daha az gevrektir.Однако Ice намного меньше и проще, чем CORBA.
Bununla beraber bu belge onun yaşadığını gösteren en iyi kanıt olarak kabul edilmektedir.Один из них сказал, что это было лучшее из всех представленных им свидетельств.
Bununla beraber teleskilerin bazı sakıncaları bulunmaktadır.ثم ذكرا ما يخافان من عقوبة الله لهم.
Bununla beraber bazı Osmanlı savaş gemileri İtalya'da modernize edildi.ومع هذا يضا قد جَدَدْتُ بعض السفن الحربية العثمانية في إيطاليا .
Bununla beraber uygulayıcı yapımcı James L. Brooks "Bu yok." diye cevapladı ve, "Bunu dikkate alıyoruz.ومع ذلك أجاب المنتج التنفيذي جيمس بروكس "لم يكن كذلك"، ولكنه أضاف "نحن ندرك ذلك.
Bununla beraber, Bart daha iyisini yapmaya başlayacağına ve bundan geçeceğine söz verir.ومع ذلك، كان بارت ضد هذه الفكرة، ويتعهد بأنه سوف يبدأ في تحقيق نتائج أفضل وسوف ينجح.
Bununla beraber, olası bir İngiliz saldırısı karşısında diğer birliklerin karşılık vermesi de emredildi.ومع هذا أمر أيضا بتواجد وحدات مضادة أخرى لمواجهة الهجمات الإنجليزية المحتملة .